Motosiklet kazası ve medeniyet

1000RR kaza yapar ve kavga çıkmaz

Adrenaline yenilmeden, insanca tepkiler ve anlayış. Ana fikir şöyle:

Biz kaporta içindeyiz, motosikletçilere bir şey olmasın (mealen aktardım).

Bu arada araba sürücüsünün zank diye durmasının sebebi karşıdan gelen motosiklete alan bırakmak zorunda kalması. Aslında karşıdan gelen motosiklet sürücüsünün hayatını kurtarmış… Kendisini ne kadar kutlasak az.

Tabii ki burada çok fazla hata var. Asfalt kaymak gibi dolayısıyla tutuş sorunu yok. Hava çok güzel bu da demek oluyor ki görüş sorunu da yok. O halde sorun belli: motosiklet sürücüsü eğitimsiz ve motosikleti sürmüyor; kullanıyor. İşte eğitim bu demek, sitemin sloganı boşuna: “Motosikleti kullanmayın, motosikleti sürün.” değil. Eğitim alırsanız, sistemli sürerseniz, bu tür tehlikelerden uzak durursunuz.

1000RR kaza yapmadı bu sefer; peki her zaman bu kadar şanslı olacak mı? Unutmayın burada 1000RR’ı kurtaran, durumdan vazife çıkaran otomobil sürücüsü. Yani piyangodan çıkan ikramiye 🙂

Sistemli sürüş bu anı önceden görerek o kadar aracın ortasına düşmemenizi sağlar. O yüzden böyle kazalara karışmamak için OMM’nin Yol Sanatı kitabını ve motosiklet sürüş eğitiminizi alın. Ve en önemlisi öğrendiklerinizi sürüşünüze katın.

İlgili yazı

Bu yazı Makaleler, Video ve Güvenlik Tavsiyesi-Görsel kategorilerinde yayınlanmıştır; kategorinin diğer yazıları için buraya tıklayabilirsiniz.

Yol Yaparak İlerlemek

Motosikleti daha iyi sürmek için ne yapmalı?

Motosiklet eğitiminin iki tarafı var. Birincisi bilgiyi akla yazmak tabii ki ama bunun bir de yola aktarılması var değil mi? Sonuçta eğitim, kalıcı davranış değişikliğidir. Yola aktarmadığınız bilgi sürüşünüzü iyileştiremez. Bu sebeple eğitim aşamasında bol bol motosiklet sürmelisiniz.

Motosiklet eğitimi bilgiyi almakla başlar, sürüşle tamamlanır. Neden?

Yaparak öğreniriz.
Yaptıkça içselleştiririz.
İçselleştirdikçe sırrına erer, keyfine varırız.

mat

Bir çok bilgi veriyoruz. Türlü türlü usul gösteriyoruz. Tabiidir ki okuyarak başlamak, bilinçli olarak ilk adımı atmak gerekiyor.

Yine de motosiklet sürmek bedensel tarafı da olan bir eylem. Uygulama olmadan bilgi neye yarar demenin ötesinde zaten bu sitede bahsedilenlerin hepsi sürmek için değil mi?

İşte bunların hepsi dönüp dolaşıp bir yere çıkıyor. Motosikleti daha iyi sürmek için:

Motosikleti daha iyi sürmek için sür, sür ve sür ama eğitim amaçlı sür.

Yol yapmadıkça, öğrendiklerimizin hepsini yola aktarmadıkça gelişmemiz çok da olası değil. O sebeple yola çıkmak için kendinizi geciktirmeyin. Bilin ki yaptıkça daha iyi olacak, sürdükçe daha da ilerleyeceksiniz.

Becerinizi geliştirmek, daha iyi sürmek için ödev ile sürüş yapınız.

Hemen altta Ödev İle Sürmek yazısının bağlantısını verdim ama kısaca açıklamak gerekirse, eğitim aşamasında belirli bir hedefe odaklanan, becerinizi geliştiren sürüşler yapmak, en hızlı ilerleme türüdür.

Önerilen Yazılar

Bu yazı Makaleler ve Sürüş Teknikleri kategorilerinde yayımlanmıştır.

Motosiklette bakış ayırma

Motosiklet acemisinin en önemli derslerinden birisi motosiklette bakış ayırma olmalıdır. Çene ile bakmak, çıkışa bakmanın tek yoludur; ilk ders olmalıdır.

Motosiklette bakış ayırma şu anlama gelir:

Bu gönderi görsel anlatım için hazırlanmıştır, daha ayrıntılı bilgi için
“Motosiklet Baktığın Yere Gider” yazısını okumanızı tavsiye ediyorum; yazıyı görmek için buraya tıklayın

Bakış ayırmak:
gideceğiniz yere çene ile bakmak demektir!

Çenenizde bir göz olduğunu düşünün, çıkışa yada gideceğiniz yere; “çenenizdeki göz” ile bakmalısınız.

Ve de korkmayın, kafanızı çevirince sürüşünüz etkilenmez, aksine daha kararlı ve güvenli hissedersiniz!

Eğer bakış ayırmak (çeneyle bakmak) sürüşünüzü etkileseydi, ben bakış için kafamı bu kadar ayırmış halde düz sürmeye devam edemezdim (ama düz sürüşe devam ettim 🙂 (aşağıdaki fotoğraf)

Motosiklet ve sürücünün kafası ne kadar ayrılmış dikkat edin

Kafaya dikkat (alttaki fotoğraf)!
“Bu kadarı da fazla!” dediğinizi duyar gibiyim
DEĞİL!
Sürücü çıkış için doğru şekilde başını döndürmüş…

Evet, bazı çıkışlarda kafa bu kadar dönmeli… Sürücü burada çıkışı görmek için gerektiği kadar çevirmiş başını, aslında siz de bu kadar çevirmiş olmanız gereken kaç virajı güvensiz döndünüz kim bilir? 🙂

Sürücünün çenesi ile baktığı
(pembe) noktaya dikkat!

Bu konu o kadar önemlidir ki artçılar için de uygulanmalıdır (Artçılı Sürüş yazısı için buraya tıklayınız).


Artçı ve sürücü kafalarını nasıl da çevirmişler.

Sadece artçı varken mi? Hayır düşerken bile vazgeçmemek lazım. Çünkü çoğu zaman doğru yere bakmak, sorunu da çözecektir.


Günlük hayattan bir örnek: Keskin olmayan dönüşlerde de aynı kural geçerlidir: Sağa gidecek, çenesi ile sağa bakıyor.

arazi sürüşü için de geçerli
çenenle bak!

Aşağıdaki iki görsel: motosiklet sağa dönerken, çene bir sonraki sol viraja çevrilmiş bile

Neredeyse düşüyor ama hala çenesiyle gitmek istediği yere bakıyor.

kafayı ayırırsam düşer miyim?
bakın düz giderken bile kafanızı
bu kadar ayırsanız kontrol hala sizde, endişe etmeyin.


motosiklet sağa sola yatsın
hatta slalom yapsın
siz gitmek istediğiniz noktaya
bakın!

Her zaman, en yatıkta hatta makinenin yanına inince bile devam; çene ile çıkışa bak!

Motosiklet iyice yatırsanız da hatta yanına indiyseniz bile, çene hep çıkışa bakmalı! Aşağıdaki görselde bu durum çok açık olarak görülüyor:

Motosikletin kafası ile sürücünün kafası ne kadar ayrı yönlere bakıyor dikkat ediniz.

Motosiklette bakış ayırma ile motosikletinize hakim olun!

İlgili yazı

Moto Tanıtım – Honda İntegra (2012 Model)

İntegra ilginç bir motosiklet, skutır, ya da yeni bir tür mü? Tanıtım serimize Honda Integra ile devam ediyoruz.

Bu Nasıl Bir Model?

Honda kendi sitesinde İntegra’yı şöyle tanımlamış:

Integra, heyecan verici fonksiyonelliği ve benzersiz tarzı ile tamamıyla yeni bir konsepttir. Honda’nın Yeni Mid Konsepti, bir scooter’ın ayaklar ileride sürüş pozisyonunun “Super Sports” motosikletlerden ilham alınan agresif hatlarla harmanlanmasıdır. Integra bu özelliklerle yola çıkarak rakipsiz bir fonksiyonellik sunmaktadır.

Yani demişler ki: “Arkadaşlar şimdi bu alete skutır desek değil, süper spor desek o da değil!” Peki bu aleti nereye konumlandıracağız?

Birincisi bu bal gibi bir skutır. Oturma konumu, şekli şemali boyutları işte bunlar hep skutır. Şehir içi aleti. Zaten Honda devam etmiş:

790 mm’lik alçak sele yüksekliği düşük hızdaki manevralarda bile güvenliği ve kontrolü sağlar. Sele dizaynı sayesinde yolcu konforu daha da artırılmıştır. Ana kaportada seleden rahatlıkla ulaşılan ikinci bir saklama gözü de bulunur. Ayrıca cep telefonu şarj cihazı ya da navigasyon sistemi gibi aksesuarların kullanımına izin veren güç prizi de bulunmaktadır.

Yani şehir içi için ideal, ıvır zıvırı sizi gün içerisinde rahat ettirmeye yönelik tasarlanmış.

En Önemli Tarafı: Vites Kutusu

Ve fakaat İntegra’nın farklılaştığı bir nokta var. O da yedi yüz cc. olması ve yeni nesil otomatik vites kutusu bulunması; ayrıca bir de zincirli olması.

İşler işte tam da burada karışıyor. Birincisi neden bir şehir içi aleti bu kadar yüksek hacimli bir motora sahip olsun? İkincisi bu kadar karmaşık ve yeni bir vites kutusuna ihtiyaç var mı? Artı olarak neden zincirli olsun?

Honda: “Performans – Heyecan verici ve eğlenceli sürüşün anahtarı sıvı soğutmalı, sıralı 2 silindirli 670 cc motor ve gücün düşükten yüksek torka gelirken verdiği gerçek histir. Sürücülerine düşük egzoz gazı emisyonları ve üstün bir yakıt ekonomisi de sunar.” diyor. Yani alt devirleri güçlü, torku sebebiyle atik, çabuk hızlanan ve gazladığınızda ileri atılıp keyif veren demişler. Bir yönüyle de skutır değil, büyük makineler gibi keyifli diyorlar.

Peki iyi hoş da, neden şehir içi için kullanacağım bir alette fazladan benzin yakayım mı dediniz? İşte orada da yeni teknoloji vites kutusu koymuşlar. Bu kutu hem performans hem de ekonomi sunuyor iddiaya göre. Yakıt işini de çözdük, geçelim bu yeni şanzumanın diğer getirilerine.

Honda diyor ki: “Integra’nın Çift Kavramalı şanzımanı her üç modda da hızlı ve sarsıntısız vites değiştirme sağlamak için iki kavrama kullanır. Düz şanzıman (MT), kullanıcının sol gidon koluna monte edilen tetikleyiciler ile vites değiştirmesini sağlarken, otomatik vites (AT) sportif kullanım için S ve toprak yollarda ve otoyollarda kullanım için D konumu sunar. Böylece her koşulda sürücüsüne kontrol hissini yaşatır.”

Yani pürüzsüz vites değiştirir (tıpkı ufak ufak skutır CVT vitesleri gibi) ama bunu büyük hacimde yapar. Peki.

Knofor ve Donnım Özellikleri

14 litrelik yakıt deposu ile menzil 400 km. civarında. Yani iddiaya göre ortalamada 4 litre benzin yakıyor ki bu da öyle aman aman düşük bir tüketim değil.

Unutmadan ilave edelim, 17″ (inç) ön ve arka tekerlek var, bu yönüyle büyük motosiklet tekerilerine sahip, birleşik ABS (C-ABS) de mevcut, bu da demektir ki bir skutırdan çok yine büyük motosiklete yakın.

Gelelim işe yarayacak taraflarına:

Gördüğünüz gibi korunaklısınız. Ön taraf kapalı ve yağmurdan rüzgardan pek etkilenmiyorsunuz; bu yönü iyi.

Sol dizinizin önünde bir cep var ki Deauville‘den bildiğim bir özellik, çok da işe yarıyor bu tür cepler.

Bunlar da arka taraftaki çantalar. Gördüğünüz gibi bu çantalar büyük değil. Integra’nın boyutuna uygun çanta seti var. Şehir içi için yeterli, artçı için de güzel destek sağlayacak yapıda bir üst çanta (top case) yapılmış.

Yan  çantalar daha çok evrak çantası gibi ama şehir içi sürüşlerinde de hiç bir yere takılmayacak kadar ufaklar; artı mı eksi mi bilemedim 🙂

Bu da vites kutusunun sürüş tarzı seçim düğmesi. N ile boşa alıyor, D ile normal sürüş yapıyor, S ile de çok benzin yakma moduna geçiyoruz 🙂

Bu biraz da otomatik vites ve motosiklet arasındaki kötü yansımanın toparlanması diyebilirim. Herkes, motosiklet ile otomatik şanzuman olmaz diyor ya, işte S modu biraz da insanlar daha sportif sürüş yaptıklarına inansınlar diye koyulmuş gibi sanki. İdealde sürücü, kendi istediğine göre değil, makinenin huyuna suyuna sürüş yapar. Ama tabii ki ideal bir dünyada yaşamıyoruz. Hem otomatik vites olsun, hem de düz vitesli gibi davransın demek bizim şımarıklığımız ama yapacak bir şey yok, dünya böyle.

Sonuç olarak Honda Integra “Dünyayı gezeyim ayranım dökülmesin.” diyenler için bir öneri.

Büyük motosiklet hacmi, az biraz çanta, 51 beygir güç ile skutır ve büyük motosikletin olumlu yönleri toplayan bir ara model. Büyük motosiklet sürüşü? Hayır. Skutır yetersizliği? Ona da hayır.

Ama haksızlık da etmeyelim. Bu model “pratiklik” için yapılmış. Elimizde skutırdan güçlü, virajı ve ciğeri çıplak motosiklete daha yakın bir “şey” var. Ama şu da var: Integra, çevik. Büyük motosiklet göre daha rahat ve atik, çok daha az yoruyor ki bu çok iyi bir özellik.

Son söz: Çevre yolunda, hafta sonunda orta uzunlukta yolda rahat rahat gideyim, hem de bunu 120-130 gibi süratlarde rahat rahat yapayım diyenler için doğru tercih. 

Teknik Özellikler

  • Motor: Sıvı soğutmalı, 4-zamanlı, 8 sübaplı, SOHC paralel çift silindir, Motor hacmi (cc) 670 cc.
  • Maks. Güç (kW@dev/dak) 38,1 /6,250 (50,8 PS), Maks. Tork (Nm @ dev/dak) 62/4,750
  • Şanzıman: 6 vites çift kavramalı (otomatik vites opsiyonlu)
  • Güç aktarımı O-ring zincirli
  • Boyutlar (UxGxY) (mm) 2,195 X 790 X 1440 mm.
  • Sele yüksekliği (mm) 790
  • Yakıt kapasitesi (litre) 14,1 lt.

 

Motosiklet ve Trafik Levhası

Sürüş boyunca bir sürü trafik levhası görüyoruz. Peki ne dediklerine dikkat ediyor muyuz?

Güzel ülkemizde yolların ve trafiğin durumu malum 🙂

Eğer trafik levhası koyulmuşsa, orada mutlaka bir kaza ya da ölüm olmuştur…

Bu yüzden trafik levhalarını dikkate alın!

Trafik levhası bizlere ya uyarı ya da  bilgi  verir. O halde kendi güvenliğimiz için fark etmeli ve levhanın bize söylediğini yeterince erken fark etmeli ve sürüşümüzü tehlikeye göre ayarlamalıyız.

Levha varsa, dikkat etmek gerekir.

Motosikletin Yoldaki Hızını Ayarlamak

Motosikletin hızını ayarlamak neden önemli?

Motosikletinizin hızını ayarlayın, Trafiğe ve Akış Hızına Uyun…

Eğer motosiklet sürerken herkesi, devamlı geçiyorsanız,

fazla hızlısınız,

gereksiz risk alıyorsunuz!

Önemli olan, motosikleti, güvenli sürmektir. Bunun için trafikle birlikte “akmak” gerekir. Aslına bakarsanız tanım olarak trafik, yol üzerindeki araçların ve yayaların birlikte uyum içerisinde hareket ettiği durumdur.

Şayet herkesten yavaş gidiyorsanız, trafiğin akışını, uyumunu bozuyorsunuz demektir. Bu keyfinize kalan bir tercih değildir; aksine güvenliğinizi düşüren, başkaları için de tehlike yaratan bir hatadır.

Yazı tavsiyesi

Bu yazı Sürüş Teknikleri kategorilerinde yayımlanmıştır.

Suda Kayma (aquaplaning) Hadisesi

Aquaplaning yağmurda motosiklet sürüşü için dertli hadise. Su kızaklaması, su kayması adı da veriliyor ve kaza sebebidir.

Güvenli Sürüş İçin Yağmurda Tutuş Bilgisi

(esas bilgiler videodan sonra, sıkılıp pas geçmeyin)

Çoğu zaman dikkate almayız ama zemindeki su ortalama süratlerde bile bizi yere çalabilir, bilginize.

Kızaklama ya da Suda Kayma Nedir?

Lastiklerin üzerindeki dişler, kanallar; yol üzerindeki suyu kenara atmak, tahliye etmek için vardır. Diş derinliği yeterli ve lastik basıncı doğru ise lastik tasarlandığı gibi yoldaki suyu kenara atar ve yere basar. Sağ görseldeki siyah kısımlar yere temas eden kısımlar.

Lastiğin suyu kanallar yolu ile nasıl dışarı attığı altta açık olarak görülüyor. İşte diş derinliği ne kadar az ise, kanalın içinden geçen su o kadar az olur. Yani hızınız ne olursa olsun suyu, daha ufak bir kova ile atmış olursunuz.

İşte burada da lastiğin suyu nasıl içine aldığını görebilirsiniz.

Bu yüzden kış lastiklerinde daha fazla kanal bulunur. Yani kanal önemli. Aşağıdaki görselin solu kış, sağı yaz lastiği. Görüldüğü üzere sol tarafta (kış lastiği) daha fazla kanal var, hatta kanallar yanlara açılıyor; sebebi daha suyu yandan da atabilmek, böylece boşaltabildiği litre artıyor.

Peki Yeterli Su Atılmazsa Ne Olur?

Lastiğin önünde fazla su birikmeye başlamış. Devam edersek,
Fazla su lastikle yol arasına girerek bizi yüzdürmeye başlar…

İşte görüyorsunuz anlatmaya gerek yok 🙂 Artık yüzüyoruz!

Unutmamak lazım ki lastik artık yere değmiyor. Şu an havada gibiyiz.

Fren? Yere değmiyoruz ki?

Sağa sola dönmek? Yere değmiyoruz!

O zaman da aşağıdaki olur: Bir anda yoldan kopar ve savrulmaya başlarsınız. Tabii ki dört tekerli bir araç dönmeye başlar ama biz iki tekerler anında yere yapışırız!

Yağmurda Doğru Hız?

İdeal şartlarda, dört mevsim lastikler en fazla 80 km./saat civarı hız için yeterli su boşaltabilirler. Üstü tehlikelidir. İdealden kastımız diş derinliği yeterli (10’000 km. altı ya da üretim tarihi iki seneyi geçmemiş) ve basıncı doğru lastik. Tabii ki yolda su birikintisi, akan su varsa bu daha da ciddi tehlikedeyiz demektir.

Sanılanın aksine doğru düzgün, iyi asfaltlı, yollarda da su kızaklaması riski vardır. Zaten motosikletçiler genelde yolun güzelliğine kanıp sürat arttırır ve fizik kurallarına yenilirler.

Her şey iyi olsa da bir noktadan sonra lastik suyun hepsini atamaz ve:

Kızaklayıp, kayarız!

Yolun, asfaltın, şartların sizi aldatmasına izin vermeyin; ilerideki tek bir su birikintisi düşmenize sebep olabilir (hele ülkemizde).

Hızın Kızaklamaya Etkisi Nedir?

Sürat arttıkça atılması gereken su miktarı artar. Diyelim ki on beş metre ıslak alan var. Her metrede de bir litre su atmamız gereksin: toplamda on beş litre su atması lazım lastiğin.

Bu 15 metreyi 1 saniyede geçersek saniyede on beş litre, aynı 15 metreyi 5 saniyede geçersek saniyede üç litre yeterli olacaktır. Ama unutmayın hızdan bağımsız olarak lastiğimizin atabildiği su sabit kalıyor; dolayısıyla ne kadar yavaş, o kadar iyi.

Bu pratikte şu demek:

Baktınız ileride birikinti var, hızınızı düşürün, lastiğinize mümkün olduğu kadar yardımcı  olun.

Aquaplaning yağmurda motosiklet sürüşü düzgün yapıldığı sürece sorun değil; sorun biziz…

İlgili Yazılar

diğer kış ve yağmur/çamur yazıları için tıklayın #motosikletkış

İleri Sürüş, Şehir İçi Risk Değerlendirmesi

Bir görsel, bir ders programımıza hoş geldiniz 🙂
Motosiklet şehir içi sürüşünde risk değerlendirmesi çok önemli.

Şimdi görsele bakın ve tehlikeyi arayın.

İlk bakışta dikkatimiz yaşlı teyzede değil mi?
Fakat bu sahnede çok çok ciddi bir tehlike ile yüz yüzeyiz.

Acemi olanlar için işi biraz daha kolaylaştıralım: Şimdi teyzeyi karşıya geçirip sahneden çektik 🙂

Bir kez daha bakın; tehlike nerede olabilir, bizi kaçamayacağımız bir kazaya sevk edecek ciddiyette bir tehlike arayın.

Tehlike sağ tarafta, arka arkaya şeride ters park etmiş iki araçta.

Bir sonraki görsele bakın, ayrıntıları kırptım ve sadece sağdaki araçlara odaklanmanızı istedim.

Şimdi aklınızda canlandırın:

Bordo aracın arkasındaki gri cip, yola çıkmaya karar verdi. Önünde bordo araç görüşünü kapıyor:

Sizi göremeyecek çünkü önündeki bordo araç görüşünü kapıyor!

Yola çıkmaya başlayacak ve bordo araçtan tamamen ayrılana kadar kör çıkış yapacak!

Çünkü sürücü (bize göre) en sağda ve önümüze atlayana kadar da bizi görme şansı yok…

Bu şekilde birden önünüze atlayan araca çarparsınız; bu kaçınılmaz. Bu yüzden:

Eğer yolun sağında bize doğru park eden araç görürsek, yapmamız gereken:
1- Gaz kes,
2- Fren yap,
3- Sol taraf (ters istikametten gelen trafik) izin verdiği kadar sola çık.
Çık ki, bu sağa ters park etmiş cahiller seni bir an önce görsün.

Çünkü yine denemeyle sabittir ki terse park ettiği için oradan acele ve patinajla çıkıp bir an önce kendi şeridine geçmeye çalışacak…

Tıpkı bu dersimizde görüldüğü gibi, motosiklet sürmek akılla yapılan eylemdir.

Kitaplar ya da eğitimler size tehlikeyi aramayı ve bulmayı gösterir. Yapılması gereken “Sakınarak Sürüş” dediğim şeyi her sürüşünüzde gerçekleştirmeniz ve beyninizi bunun için şekillendirmenizdir.

Şehir içi sürüşte tehlikeyi görmek ile ilgili bir diğer yazı:

Yeni Motosiklet Almak, Sık Motosiklet Değiştirmek

Motosikletçilikte (diğer birçok alanda olduğu gibi) kullan-at kültürü yetkin sürüşe ters düşer çünkü kullanıcının motor ve motorun farklı durumlardaki tepkileri hakkında derin bir bilgi geliştirmeye zamanı yoktur.*
Parlayan metal (ve plastik) parçası öz algının bir simgesi olmuştur ve motorun yeterliği nadiren test edilir veya doğrudan işlev amaçlı alımlar yapılır. **
Kaynak: OMM Bülten

Motosikleti olmasını seven insanla,
motosiklet sürmeyi seven insan arasındaki temel fark da budur.

* Bir motosikleti iyice tanımak, hakim olmak, alışmak için gerekli sürecin kaç km. ettiğini biliyor musunuz? En iyimser şartlarda on beş bin kilometre! Ki bu 15 bin rakamı gerçekten iyi seviyede sürücüler için ve aynı tarz motosiklete sürüldüğünde geçerli.
** İşte bu yüzden daha da büyük, daha da heybetli motosikletler revaçta. Sürmek değil, sahip olmak göstermek artık öne geçti. Suç mu? Tabii ki değil, sonuçta herkes kendi keyfini yaşar.

Fakat motosiklet denen makinenin ve “sürmek” denen eylemin keyfi sahip olmaktan çok daha fazla.

Daha çok sürmeniz dileğiyle 🙂

HONDA RIDING ASSIST-E

Kendi kendini dengede tutan, elektrikli kavramsal model Tokyo Motosiklet Fuarında tanıtıldı.

Biliyorsunuz ki, kavramsal araçlarda abukluk olmazsa olmaz. Bu motosikletimizde de “özürlü” kafa durumu var 🙂 Koca Honda’nın “güzel kafa” yaptığını biliyoruz, ama bu defa inadına çirkinlik tercih edilmiş gibi. Böylece gözler tipe değil tekniğe odaklanacak.


Az sayıda tanıtım modeli bu yılın başlarında “Sürüş Desteği Kavramsal Aracı ” ile Honda’nın sağladığı gümbürtüyü çıkarıyor. Honda bunu başardı, gereksiz derecede güçlü veya şaşırtıcı derecede güzel de değildi, NC750 tabanlı geleceğe yönelik bir bir fikirdi.

Ama yine de motosiklet basını dışında herkesin, tüm basının ilgisini çekti. Neden? Çünkü neredeyse sihirli bir kendini dengeleme yeteneği vardı. Jiroskoplar veya dengeleyiciler olmadan, Honda sadece küçük gidon ayarlaması yapan bilgisayar kontrollü bir sistem kullandı, daha çok bir aceminin isteyeceği gibi.

Honda’nın Binicilik Yardımı Konsepti’ni Las Vegas’taki Tüketici Elektroniği Fuarı’nda (CES) tanıtması, yenilikler bekleyen geniş bir kitlenin “motosiklet” yerine “yeniliği” alkışlamasını sağladı ve herkes “kendi kendine giden Honda’yı” konuştu.

Şimdi, yine de firma ikinci bir Riding Assist konsepti olan Riding Assist-e’yi açığa çıkaracak. Yine aynı taktikle: Tokyo Motor Show. Bu defa CES kadar geniş bir kitle olmasa da yine sadece motosikletlere ait bir fuar değil.
Tanıtılacak model “Sürüş Desteği-e” ‘e’ harfi elektrik demek. NC750’nin motoru yerine bu defa elektrik motoru ve pili olacak demek bu.

Motor bölümündeki alt kısım tamamen pil ile doldurulmuş. Bu mantıklı zira en ağır parça hem merkezde, hem de mümkün olan en alt noktada.

Pil aşağıya yerleştirilmiş, böylece ağırlık merkezi ve tutuş, denge, dinamik özellikler iyileştirilmiş. Şaftlı sistem var ama genel görünüş hala NC750 stilini koruyor.

Tabii ki yine kendi kendine dik durabilen motosiklet ilgisi çekecek ama şu haine bakınca düşünmeden edemiyorum:

Honda acaba elektrikli bir NC750 mi hazırlıyor? 🙂

“e” harfi elektrik anlamına geliyor, şarjı da buradan yapıyoruz

İleri okuma: VisorDown

Bu yazı Motosiklet Tatınım kategorisinde yayınlanmıştır. Kategorinin diğer yazıları için buraya tıklayınız.