En ufak aksiyon kamerası Insta360 Go 2

Insta360 Go 2 aksiyon kamerası bildiğimiz anlamda bir kamera değil. GoPro muadili olarak görmemeniz gerekir. Motosiklet ne alaka diyebilirsiniz ama Go 2 hantal aksiyon kameralarının bitişini müjdeliyor.

Düğmeden biraz büyük aksiyon kamerası düşünün. Motosiklet üzerine kolayca monte edilecek kadar küçük. Hatta dünyanın en küçük aksiyon kamerası olarak tanıtılıyor. “Hemen bir tane sarın!” dedim bile 🙂

Kısa videolar çekmek için kamera

Insta 360 go 2 kamera kısa videolar için. Insta adı da oradan geliyor zaten, “anlık”.

Çekim çok kolay, tek tuşla: GO tek tuş basışı ile 30 ya da 60 saniyelik klipler çekiyor.

Ayrıca YZ ()yapay zeka) ile klipteki önemli anları buluyor ve size yardımcı oluyor.

Şarj kutusu ile doldurulan Go 2’nin standart video ile çekim süresi 60 dakika. Klip uzunlukları 15, 30 ve ya 60 saniye ayarlanabiliyor. Hyperlapse denen hızlandırılmış çekimlerde kayıt süresi 30 dakikaya kadar çıkıyor. Timelapse (duraklamalı, kesintili, zaman atlamalı) çekimlerde 30 dakikanın üzerine çıkıyor kayıt süresi.

Fiyat

3.906,09 ₺ 2020 Haziran sonu fiyatı.

Pahalı mı? Hayır. Çünkü ufak aksiyon kamerası çok sayıda yeni seçenek demek. Her yere ama her yere takabilmek çok büyük avantaj. Mesela gidon üstüne, farlara, kuyruğa, montun göğüs kısmına hatta hatta çeneye! Demek ki o büyük, yer beğenen kamera devri ufak ufak bitiyor.

Daha ucuz modeller de var ama Go 2 ailenin en yeni üyesi. Fakat Go gibi daha eski daha ufak ama yine çok ufak modelleri de var.

Türkiye resmi dağıtımcısı: Fototeknoloji

Bu adresten Türkiye distribütörü Fototeknoloji’ye ulaşabilir ve tüm modelleri inceleyebilirsiniz.

Zamanın ruhu: yavaş çekim

GO 2 saniyede 100 kare (fps) ile çekim yapıyor. Dolayısıyla önemli anları yavaşlatıp (kendi programı ile kolayca yapılabiliyor) etkileyici videolar yaratabilirsiniz. Ben denemedim ama YZ yardımıyla çekim içerisindeki önemli anları kendi bulup size yardımcı olduğu da söyleniyor açıklamalarda.

Taşıma kutusu aynı zamanda şarj ünitesi

Zamanında Plantronics bir kulaklık almıştım. Onun da bunun gibi şarj kutusu vardı, çok pratik idi. Gün içerisinde bir kere kutusuna koyar, şarj ederdim. Şarjım hiç bitmiyordu diyebilirim bu sayede. İki-üç günde bir kutuyu evde şarj eder sabaha dolu kutuyla güne başlardım. Go 2’de de aynı mantık var. Insta360 GO yaklaşık 30 dakikada kutusundan şarj ediyor. Kutunun kendisi ise standart USB bağlantı ile 90 dakikada sıfırdan tam dolu hale geliyor. Aksiyon kamerasında da bu mantık işe yarayacaktır, arada kutusuna koyun, şarjınız hiç bitmesin.

minicik ama
fazlasıyla ufak,
fazlasıyla kabiliyetli
kamera alır mıydınız?

Insta 360 Go 2 aksiyon kamerası çekim örnekleri

Zengin kutu içeriği

Insta360 Go 2 aksiyon kamerası zengin kutu içeriği le geliyor. Böylelikle eksiksiz bir paket almış oluyorsunuz.

Kutu içeriğinde:

  • Insta360 GO kamera ünitesi ve şarj kutusu
  • Mıknatıslı (manyetik) sabitleme kaidesi
  • Kolay kısa video uygulaması
  • Açılı sabitleme kaidesi
  • Yapışkan kaide
  • Eksenli (pivot) kaide
  • Şarj kablosu
  • Micro-USB’den USB Type-C’ye dönüştürücü kablo
  • Hızlı başlangıç kılavuzu var. Görüldüğü üzere eksiksiz bir paket. Alıp hemen kullanmak için ne gerekiyorsa var.

Insta 360 Go 2 resmi tanıtım videosu

Teknik özellikler

Video çözünürlük
Standart: 2720×2720@25fps(Captured)/1080@25fps (Exported via app)
Interval Shooting: 2720×2720@25fps(In Camera)/1080@25fps (Exported via app)
Static Timelapse: 3040×3040@30fps(Captured)/1080@30fps (Exported via app)
Hyperlapse: 2720×2720@30fps(Captured)/1080@30fps (Exported via app)
Slow Motion: 1600×900@100fps (Captured) /1600×900@25fps (Exported via app)

Dahili hafıza
When connected to phone, GO content will be auto-transferred. GO’s onboard storage is 8 GB, which can be used to store about 100 15-second video clips between each transfer.
Şarj Usulü
GO kendi şarj kutusu ile şarj ediliyor
Şarj süresi
Insta360 GO yaklaşık 30 dakika
Charge Case yaklaşık 90 dakika

Fotoğraf çözünürlüğü
3040×3040 (Captured)
1:1 Exported at 2560×2560
16:9 Exported at 2560×1440
9:16 Exported at 1440×2560

Çalışma süresi
60 minutes of run time for standard video (GO + Charge Case). Equivalent to 200 clips a day, averaging 18 seconds a clip.
Uyarı Tipi
GO aşırı ısındığı zaman, gösterge ışığı sarı renkte yanıp-sönüyor. the indicator will flash yellow and GO will vibrate to let you know.

Video Süresi
Standart: 15, 30, 60 saniye, 5 dakika(FPV mode)
Aralıklı çekim, yavaş çekim: 15 or 30 saniye
Zaman atlamalı çekim (hyperlapse): Ayarlanabilir zaman aralığı, 5 dakikalık hyperlapse video hazırlamak için 30 dakikayak adar çekim.
Static Timelapse: Adjustable interval, record up to 8 hours to produce 8 second video (24 hours option is coming soon)
Interval Shooting: Adjustable interval, record up to 7 days

Video Format
insv (kamera) / mp4 (Export)
Photo Format
insp (In camera) / jpg (Exported via app)
Video Bitrate
40Mbps (In camera)
Video Export Bitrate
30Mbps (Exported via app)
Stabilization
FlowState (Built-in 6-axis gyroscopic stabilization)

Ağırlık
Insta360 GO: 18.3g
Şarj kutusu: 43.3g
Boyutlar
Insta360 GO 49.4×21.4×14.85 mm
Şarj kutusu: 50.46×59.76×25.5 mm
Apertür
F2.1

Bu yazı Diğer/Genel ve Video kategorilerinde yayımlanmıştır

Ayaklarım yere değer mi, boyum yeter mi?

Falanca motosikleti almak istiyorum ayaklarım yere değer mi?

“Motosiklet boyu benim yüksek gelir mi?” diyor musunuz? Motosiklet seçip, boyunuz yetiyor mu görmek ister misiniz? Cycle-ergo sitesinde istediğiniz motosiklet modelini seçiyor, boyunuzu, apış aranızın yerden yüksekliğini giriyorsunuz ve size görseldeki gibi sonucu gösteriyor.

Sitenin güzel tarafı gidon yüksekliğinden seleye, ayaklıklardan artçıya kadar her değeri girebilmeniz. Üstelik birden fazla motosiklete de bakmak mümkün.

Motosiklet büyük, yüksek gelir mi nasıl bakıyoruz?

Cycle-ergo İngilizce olduğu için biraz uğraşıp sizin için görsellerin üzerine neyi nasıl kullanacağınızı yazdım.

Ayak yere değiyor mu?

Tabii ki esas önemli olan motosiklet dururken ayağımızın yere değip değmediği önemli. Sitede bunun için de ayar var. Aşağıdaki görselde nereden etkinleştireceğinizi ve ayarları gösteriliyor.

Diğer bilgiler

Apış arası ölçüsü nasıl alınır?

Ölçümün başlangıç noktası, bacaklarınızın birleştiği noktadır. Bu noktadan bileğinizin altına kadar olan mesafeyi ölçmelisiniz. Bu mesafe genellikle pantolonunuzun uzunluğu ile aynıdır.

Koltuk yüksekliği kesin değildir

Sele konusu biraz karışık çünkü oturunca bir miktar çökmesi var. Bunun yanı sıra selenin geniş ya da dar olması ya da bacaklarınızın kalınlığı da fark yaratır. Ağırlığınız da bir miktar amortisör çökmesi, dolayısıyla alçalma sağlar. Bu unsurların çok fark yaratmayacağını söyleyebilirim fakat ucu ucuna basabiliyorsanız dikkatli olmanızda fayda var.

Web sitesindeki bilgiler ne kadar doğru?

Birden fazla motosiklet arasındaki sürüş pozisyonundaki farkı karşılaştırırken oldukça doğrudur (örneğin, bir modelde diğerinden daha fazla öne doğru eğilip eğilmeyeceğinizi görmek için işe yarıyor).

“Hayli yüksek oranda doğrudur.” diyebiliriz. Yine de unutmayın ki en garantilisi üzerine oturmaktır. Özellikle ikinci el motosiklet alıyorsanız.

Web sitesinde Aprilia, Bajaj, Benelli, Bimota, BMW, Brammo, Buell, Cagiva, Can-Am, CCM, CFMoto, Cleveland CycleWerks, Confederate, CPI, Daelim, Derbi, Ducati, Erik Buell, Gilera, Harley-Davidson, Kahraman, Honda, Horex, Husaberg, Husqvarna, Hyosung, Indian, Johnny Pag, Kawasaki, Keeway, Kreidler, KTM, Kymco, LML, Loncin, Lotus, Mahindra, Megelli, Minerva, Mission Motors, Moto Guzzi, Moto Morini, Motus, MV Agusta, MZ, Norton, Peugeot, Piaggio, Qingqi, Rieju, Royal Enfield, Sachs, Suzuki, Sym, Triumph, TVS, Ural, Vespa, Victory, Vyrus, Yamaha motosikletlerinin sürüş pozisyonlarını görebiliyorsunuz.

Bu arada unutmadan: siteye talepte bulunmanız ya da motosikletinizin bilgilerini ileterek ekletmeniz mümkün.

Cycle-ergo sitesinde “Ayaklarım yere değer mi?” görmek için buraya tıklayabilirsiniz

Nedir bu Euro 4, Euro 5?

Ana Sayfa » Blog » Diğer/Genel

Euro 4, Euro 5 ne işe yarıyor?

Euro 4 ve 5 egzoz emisyon standartları. Tabii ki anlamadık değil mi 🙂 Böyle bilgi verilmez diyerek hemen Türkçesini yazayım: yayılım ölçütü. Aslında standartı, dilimizde “ölçün” kelimesi ile karşılıyor ama “herkesin uymak zorunda olduğu kural” diyebiliriz. Burada yayılım ile kasıt edilen egzozdan çıkan, havaya yayılan zararlı maddeler.

Euro-1 düzenlemesi ilk olarak 1999’da yürürlüğe girdi. Euro-1, motosiklet ve mopedlerden kaynaklanan emisyonları (kirlenmeyi) azaltmak için yürürlüğe girdi. Girmesiyle de Avrupa’da satılacak her motosikletin uymak zorunda olduğu bir Avrupa standardı belirledi. Euro-2, 2003’te, Euro-3 2006’da, Euro-4 2016’da ve Euro-5 2020’nin 1 Ocak tarihinde yürürlüğe girdi.

Euro düzenlemesi işe yarıyor mu?

Hem de nasıl! Euro 1’den bu yana hidrokarbon (HC) ve nitrojen oksit (NOx) emisyonları % 96,6 oranında, karbon monoksit (CO) emisyonları ise % 92,3 oranında azaldı, bu tabii ki doğa için çok iyi bir haber. Avrupa Birliği çevre ve halk sağlığı için zararlı gaz yayılımını azaltmak adına bu adımı atmıştı. Dünyanın en büyük pazarlarından birisi olan Avrupa’da satış yapabilmek için tüm üreticiler bu zorlamalara uydular.

“Neden en baştan en azı zorlamadılar?”

Her Euro düzenlemesi ile egzoz kaynaklı kirlilik izni daha da aşağı çekiliyor. Kademe kademe olmasının sebebi sanayinin hazırlanmasına imkan sağlamak idi. Mevcut durumu iyileştirmek için gereken teknolojik gelişim ve yatırımlar için zaman tanındı. Üretici firmalar kendilerine tanınan zaman içerisinde hazırlandılar. Hazır olamayanlara da Avrupa Birliği ülkelerine ihracat yapma izni verilmedi.

Euro normları adetli satılan, trafiğe çıkma izni olan tüm motosikletler ve mopedleri kapsıyor. Çok az motosiklet kapsam dışında tutulsa bu modellerin satış adetleri çok az. Kısacası tüm motosikletler demek mümkün.

Sadece Avrupa değil, tüm dünyada işe yaradı

Üreticiler için aynı motosikletin Euro 5’e uyan ve uymayan iki farklı türünü üretmek gereksiz maliyet. Bu sebeple Avrupa pazarı için sağlanan teknolojiyi tüm pazarlarda kullandılar ve Euro 5 standartları tüm dünyada geçerli oldu. Gerçi KLR 650 gibi istisnalar olsa da çok büyük oranda geçerli strateji bu yönde.

Euro normlarına uymak kolay değil

Egzozdan çıkan gazları çevreye daha az zararlı hale getirmek teknik olarak karmaşık bir süreç. Kabaca anlatırsam, egzozun içine filtre (katalitik konvertör denen şey) takarak yanma sonrası açığa çıkan gazları hapis etmektir. Tabii ki bu filtre gazların çıkışını zorlaştıran bir etkide bulunuyor. Serbestçe akmak yerine filtreden geçmeye zorlanıyor bu gazlar. Bu da egzozun sıkıştırmasını, gaz akış miktarı ve hızını değiştiriyor.

Üstüne üstlük motosiklet motorları, otomobil motorlarından daha karmaşıktır. Daha yüksek devirlidirler ve daha verimli olmak için (sınıra daha yakın) ayarlanmışlardır. Az hacimden yüksek güç üretmek için dünya kadar yenilik, ayar yaparsınız ve yeni norm için taktığınız ilave filtre ile gücün bir kısmı egzozun içinde yitip gider (işte bu yüzden performans peşinde koşanlar katalitik konvertör iptali yapıyorlar).

2021 standart egzoz. Bence çok şık görünüyor. Ayrıca sesine de özel önem verilmiş.

En önemlisi de egzoz motosikletin büyücek bir parçasıdır. Göze hitap edecek şekilde olmalıdır ki motosikletin görünüşünü bozmasın. İşlerin karıştığı yer de burası, arabadaki gibi gizli değil ortada ve “güzel” görünen bir egzoz istiyoruz değil mi? 125 cc.’lik bir motosiklet için bile görünüm çok önemlidir. Ağırlık önemli bir etkendir. Isınması kontrol altında olmalıdır gibi gibi gibi… Durun daha 125 cc’deyiz 🙂

Euro’ya uymak güce de etki ediyor

Örneğin, Honda Fireblade egzozu son derece karmaşıktır ve ünlü Akrapovic ile ortaklaşa tasarlanmıştır ki istenen başarıya ulaşılsın. Ağırlığı azaltmak için titanyumdandır, ayrıca daha yüksek devirlerde egzoz gazlarının serbest akışına izin vermek için değişken valf (kapakçık) vardır. Bu teknolojinin bir kısmı performans, bazıları uyum için ve bazıları her ikisi için de geçerlidir! Örneğin hafif (ve pahalı) bir malzeme olan titanyumu, büyüyen katalitik dönüştürücünün ağırlığını dengelemek için kullanıyorlar. Tabii ki ses de güzel çıkmalı ama filtre bu konuda da baş belası. Sesi önce boğup sonra gür ve güzel çıkması ciddi mühendislik hesabı istiyor.

Yeni düzenlemelere uymak için markalar akıllı (değişken) kapakçık (valf, sübap) çözümlerine öncelik verdiler. Bu teknoloji ile kapakçıkların motor devrine göre değişen açılıp-kapanma zamanları ayarlanıyor. Bu sayede orta devirlerde Euro standartları tutturulurken yüksek devirlerde daha çok emme ve daha rahat çıkış sağlanarak performans sağlanıyor.

Motorlar neden büyüyor hiç düşündünüz mü?

Egzoz gazındaki zararlı maddeleri azaltmanın bir diğer yolu aynı gücü ve torku daha büyük motor hacmiyle elde etmektir. Daha büyük hacim aynı değerleri daha düşük devirlerde üretirken daha az zararlı gaz çıkarır. Ülkemizde büyük hacim daha fazla vergi demek olduğu için işimize gelmese de motor hacmi büyütmenin sebebi de bu. Büyük motor demek daha ağır demek. Bu da toplam ağırlığı tutmak için daha pahalı olan malzemeler (magnezyum, titanyum, alüminyum gibi) kullanmak demek.

Euro 4’den beri ses seviyesi ve güvenlik gibi ölçütleri de dahil

Euro mevzuatı çevre kirliliğiyle başladı ama zamanla güvenlik ve gürültü konularını da dahil etti. Euro-4 motosikletler yan reflektörler, plaka boyutu, göstergelerin ve ışıkların konumunu kapsayan mevzuata da uymak zorunda. Euro-5 sabit haldeyken ve yoldaki gürültü seviyelerini de kapsama aldı (kuru tip debriyajlar bu yüzden artık yok). Euro-5 ayrıca tekleme tespitini de kapsar, yanlış ateşlemeyi tespit etmek için daha fazla algılayıcı (sensör) gerektirir. Kısacası Euro normları piyasayı her anlamda

Bu yazı https://www.honda.co.uk/engineroom/bikes/euro-5-explained/ adresindeki bilgilerden yola çıkılarak hazırlanmıştır

Önerilen yazılar

Bu yazı Diğer/Genel ve Makaleler kategorilerinde yayımlanmıştır

Yerli Motosiklet Kıyafet Markası

Biker Jeans motosiklet kıyafetleri üreten ve Türk Malı damgasını taşıyan bir marka; evet yerli.

Fiyatından modellerine, kumaş teknolojilerine kadar güzel işler yapmışlar.

Biker jeans motosiklet kıyafetleri iddialı da, bu sayfada kumaşlarında kullandıkları teknolojileri görmek mümkün. Ben görselini* de bu sayfaya koydum gerçi sayfadaki görselleri. DuPont patentli Kevlar, Cordura gibi ciddi ve güvenilir standartlarda üretim yapıyorlar; dolayısıyla güvenli ürünleri var demek mümkün. * sayfa boyunca sol taraftaki dikey görsel

Gelelim ürünlere

En başa eldivenleri koydum. Neden diyecek olursanız en çok motosiklet eldivenlerini beğendim ben. Ren seçimleri çok başarılı ve çok şık duruyor The Biker Jeans eldivenler. Sitelerinde başka modeller de var ama aşağıda gördüğünüz modeller benim tercihim olacaktır.

Motosiklet pantalonlarında klasik kot gibi görünen ve dar kesim olmakla birlikte şık görünen modellerin yanı sıra diz korumasını kolayca çıkarmaya imkan veren (soldaki gri pantalon) model dikkatimi çekti.

Genel olarak dar kesim modelleri var ve bu iyi bir şey. Çünkü bol kıyafet düşme anında korumaların kaymasına sebep olacağından motosiklet kıyafetleri her zaman üzerinize tam oturmalı ve gergileri sıkılmış olmalı. The Biker Jeans kalıp tercihlerinden de anlaşılacağı üzere motosiklet dünyasını tanıyan ve doğru ürünler sunan bir firma. Aferin Biker Jeans, iyi iş!

Bunun dışında termos, KNOX marka korumalar gibi aksesuarlar da var. Ha unutmadan, tişört, derim mont, kapüşonlu sweat ürünler de var;

Fiyat

Motosiklet kıyafetleri ucuz ürünler değiller malum; bununla beraber fiyatların uygun olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca sitelerindeki seri sonu sayfasına da arada bakarak olun zira yarı fiyatına ürünler olduğunu gördüm ben baktığımda.

Tarz

Hmm, işte burası önemli. Aşağıda dükkanın fotoğraflarını görebilirsiniz. Lezzet ve nitelik yaptıkları yerden de belli. Dekorasyondan içerideki motosiklete kadar “lezzet” var. İşte bu tür derinlikli, yaptığı işi her yönüyle “iyi” olsun diye uğraşan kişilere, markalara destek vermek lazım.

Son söz: umarım satış sonrası destekleri de iyidir.

İlave: The Biker Jeans ürünleri kullanan varsa yorum kısmına tecrübelerini aktarırsa çok iyi olur.

Bu yazı Diğer/Genel kategorisinde yayımlanmıştır. Kategorinin tüm yazılarını görmek için buraya tıklayınız

Motosiklet ve Hızlı Arabalar

Motosiklet ve hızlı arabalar videoları her zaman dikkat çeker ama bu defa Yeşil Cehennem lakabıyla belki de dünyanın en ünlü pistindeyiz. Nurburgring Nordschleife’den bahsediyoruz, çok çok ünlü bir, herkesin kendi sınıfında rekor kırmaya çalıştığı bir pist.

Ve de zor…

Zamanında yarış pisti olarak da kullanılan bu pistin lakabı “Yeşil Cehennem”. Cehennem abartılı bir ifade değil çünkü çok fazla ölümlü kaza yaşanan bir pist olduğu için FIA yarış düzenlemiyor artık bu pistte.

Fakat spor araba üreten tüm markalar ürettikleri yeni modellerini burada deniyor, tur zamanı rekorunu kendi modelleriyle kırmaya çalışıyorlar. Burada rekor kırmak demek, çok çok zoru başarmak demek. Gerçekten mükemmele yakın bir araç olmadan burada başa güreşmek mümkün değil…

Motosiklet ve hızlı arabalar için en uygun ortam olmasının bir sebebi daha var: Nurburgring halka açık. İsteyen piste çıkabiliyor ve boyunun ölçüsünü alabiliyor 🙂 Hatta uzman sürücülerin kullandığı süper arabaları kiralayıp pistin tadını çıkarmak bile mümkün. Ki videoda da Ring Taxi (uzman sürücülü turlar düzenleyen şirketi) M3 arkasından sürüyor Ducati’yi.

Neden bu video?

Her şeyden önce Ducati V4 var videoda. Performansı, saygınlığı yüksek bir motosiklet iyi bir sürücüyle birleşince seyir keyifli oluyor tabii ki.

İkincisi de önde giden araba bir M3 ama uzman bir sürücü tarafından sürülen bir Apex M3 (Apex yarış parçaları satan ünlü bir marka). Dolayısıyla öndeki araç öyle böyle hızlı gitmiyor.

Üçüncüsü ama en önemlisi videodaki sürücünün sürüş stili. Evet, altındaki bir Ducati V4 ama sürücü performansın limitlerine yakın sürse de, yarış hızına yakın giden bir aracı takip etse de sürüşü çok kontrollü. Çok asılmadan, risk almadan fakat kararınca gaz açarak sürüyor. Ders almak gerek 🙂

Bu arada dikkatinizi çekmiştir, göstergenin sağında “Keep Right >” notu var çünkü sürücü İngiliz, soldan akan trafiğe alışık olduğu için not düşmüş 🙂

Tavsiye yazılar

Bu yazı Güncel, Motosiklet Sürüş Teknikleri, Video kategorilerinde yayımlanmıştır

Sıfır motosiklet nasıl geliyor?

Ana Sayfa » Blog » Diğer/Genel

Sıfır motosiklet nasıl geliyor hiç merak ettiniz mi? İşte böyle 🙂

Geçenlerde Husqvarna bayisi olan ustama gittim. Tesadüf bu ya, o gün de yeni Svartpilen’lerin teslimatı varmış. Ben de motorhikayesi.com için adım adım çektim; sıfır motosiklet nasıl geliyor fotoğraflar eşliğinde adım adım anlatayım o halde.

İlk adım: kamyondan indirme

Buzdolabı gibi, televizyon gibi kutulu şekilde geliyor motosikletler. Üzerinde etiket olmasa dev televizyon sanmak işten bile değil ama bunlar sıfır motosikletler.

İkinci adım: kutu açılışı

Fotoğraflarda görünmüyor ama kutunun üzerinde, tıpkı altında olduğu gibi ince bir ahşap kasa var. Dikmelerin üzerine oturan üst kasa ve etrafında karton; bütün ambalaj bu şekilde.

Üçüncü adım: kontrol

Açıkçası pek sağlam bir ambalaj yok. Bu yüzden yukarıda görüldüğü üzere her motosiklet teslim alınmadan önce teker teker açılıp kontrol ediliyor ve hasar almadıklarından emin olduktan sora teslim tutanağı imzalanıyor.

Dördüncü adım: montaj

Nakliyat aşamasındaki boyutları düşürmek, gidon uçları, ayna gibi parçaları darbeden korumak için demonte halde geliyor bazı parçalar. Bu parçalar monte ediliyor ve satış alanına girmeye hak kazanıyorlar 🙂

İzmirdeyseniz Husqvarna modellerini Moto Daytona’da yakından görebilirsiniz.

Bu yazı Püf Noktası kategorisinde yayımlanmıştır. Kategorinin diğer yazıları için buraya tıklayınız.

“Ben yaparım” hayır, yapamazsın

Motosiklet eğitimindeki engel

Eğitim yaparım yapamazsın tartışması değildir. Eğitmen, sizinle tartışmak zorunda değildir. Sizden daha çok bilen, sizi ikna etmek zorunda değildir. Talebe, yani “talip olan” sizsiniz, talip olduğunuz şey bilgiyi almaktır. Kafanıza yatmazsa ikna edilmeyi beklemek değildir eğitim…

motosiklet.net devamlı olarak takip ettiğim bir forum. Genelde acemi arkadaşlara aralıksız anlatmaya çalışıyoruz fakat bazen umutsuzluğa kapılmıyor değiliz 🙂

Eğitim yaparım yapamazsın meselesi değildir. Talebe, talep eden demektir zaten. Hem sorup hem de reddetmek… Neyse. Bir gün, ileride de bağlantısını verip aynı şeyleri yazmak zorunda kalmamak için aşağıdaki metni yazdım. Eğitim nedir, nasıl öğrenilir; bu konuda içimdekileri yazdım; buyurunuz:

Eğitim yaparım yapamazsın meselesi değildir

Arkadaşlar şu hastalıktan kurtulmamız lazım: “Ben yaparım” hayır yapamazsın*.

“Kırmızı ışıkta geçemezsin.” dediğin adam geçip, pencereden sarkarak sana: “Bak geçtim işte?” diyorsa olay bellidir.

  • Bu kişi cahildir (cehalet bilmeme değil, öğrenmeme inadıdır).
  • *Bu kişi anadilini bilmiyordur; oradaki imkansızlık değil, yapmamalısın demektir.

Bu adama verilecek bir tek cevap var: “Aferin kardeşim. Ben hatalıymışım kusura bakma.”
Bu tavırla karşılaşmak sizin tercihiniz, saygı duyuyoruz 🙂

Eğitim kendinizi kanıtlama yeri değildir

Şurasını netleştirelim: eğitim yaparım yapamazsın tartışması için aynı seviyede kişiler gerektirir. Oysa ki siz bilmiyorsunuz, sorduğunuz kişi biliyor. “Bu yapılmaz.”, “Bu yanlış” yada “Bu böyle olmalı.” dendiğinde işi yaparım-yapamazsın tartışmasına sokmanın bir anlamı yoktur.

Tartışılmış, yorum değil bilgi olan şeyin yanlış dediğini sen yapsan da yanlış olacak, bunu kabullenemeyecekseniz, eğitime gelmeyin.

Hem fikir sorup hem de ortak akıla karşı çıkmak sizin (yaşınızdan bağımsız olmak üzere) ergen olduğunuzu gösterir. Zor olanı başarabileceğinizi görmek bizi ilgilnendirmiyor. Bize kanıtlayacağınız bir şey yok, üstelik bize ne kadar kabiliyetli olduğunuzu göstermek size de bir şey kazandırmayacak ama yine de siz bilirsiniz.

Gelelim bilgiye. Burada bazı kişiler konuya hakim, üzerine bir de tecrübeleri var. İnandıkları şeyleri değil “bildiklerini” anlatıyorlar. İki kere ikinin dört etmesi “fikir” değildir. Ben bunu söylediğimde kişisel kararım olmaz bu. Sen “olgusal” olana, bilgiye karşı çıkarsan bana karşı çıkmıyorsun, insanlığın birikimini yok sayıyorsun.

Her seferinde her şeyi uzun uzun anlatmak hem vakit kaybı hem de gereksiz. Olgun kişi gerekeni yapar; ergen de istediği olsun diye kastıkça kasar. Gidin kafanızı kırın arkadaşlar, kimsenin sizi ikna etmek gibi bir yükümlülüğü yok, buna karşın sizin daha iyi olmak gibi bir mesuliyetiniz var, hayata borçlusunuz bunu, bize de değil…

Yapma/olmaz denen nedir?

Olmaz dediğimiz: riskli. Sen hayatını sağlığını tehlikeye atmak istiyorsan ben sana ne diyeyim? Ama şunu sor kendine: “Ben neden kendime değer vermiyorum?” çünkü kıymetli hissetsen kendini, riske atmazsın…

Üzerine alınan varsa niyetim onu kırmak değil lakin arada doğruları olduğu gibi söylemek zorundayız. Bugüne kadar toprağa verdiklerim oldu; inadından zarar gören çok sürücü gördüm ben. Toplu sürüşlerin bir çoğunda aynada gördüklerim yüzünden iki vites aşağıda gittim çünkü adam kuyruğuma takılıp sürüyor ve biliyorum ki ilk orta sert virajda ben döneceğim, o dışarıya çıkacak. Bunu yapıyorum, gün boyunca keyif alacak sürüşüm yerine o adamı koruyacak şekilde sürüyorum ve yapmalıyım da zira insan hayatı çok kıymetli ve çok kırılgan; tek hata platin demek, sakatlık demek. Aynısını karşıdaki kişiden de beklemek hakkım benim.

Kendinize değer verin.

Gerçek hayatta yapamadığınız hiçbir şeyi motosiklet üzerinde yapamayacaksınız; bunu asla unutmayın…

Sonuç

Eğitim, yaparım yapamazsın çekişmesi değildir.

Bu yazı Felsefe ve Yıldızlı Yazılar – En Önemli Konular kategorilerinde yayımlanmıştır. Kategorilerin üzerine tıklayarak diğer yazılarını görebilirsiniz.

2013 R 1200 GS inceleme: İzmir’den Sinop’a 1050 km.

Merhabalar, bu yazımın konusu İzmir’den Sinop’a yaptığım 1050 kilometrelik sürüşüm. 2013 model R 1200 GS inceleme yazısını özellikle bu yoldan sonra yapıyorum çünkü iyi bir uzun yol testi olduğunu düşünüyorum; buyurunuz başlayalım:

Efendim bildiğiniz üzere, GS konfor makinası. Daha önceki yazımda da belirtmiştim sürüşünün durumunu. Dedim ki hadi bakalım bir de uzun yol yapayım. Atladım bir sabah ve akşam Sinop’taydım. Tek sorun belimin ağrıması idi, ki o da benim romatizmamdan kaynaklı. Onun dışında çok keyifli bir yol oldu.

Sinop doğal güzelliği hemen yanıbaşınızda olan bir ilimiz

Uzun yol tavsiyesi: hazırlık aşaması

Uzun yola çıkmadan önce belirli bir hazırlığınız olmalı. İki teker üzerinde her yol uzun sayılsa dahi, belirli bir km’nin üzerindeki yollar ekstra tehlikeli. Zihnen ve bedenen siz, mekanik olarak da motosikletiniz hazır olmalı. Gelelim o hazırlıklara;

  • Zihnen hazırlık bence en önemlisi, çünkü ister grup sürüşü olsun ister tek, motosikletinizin üzerinde teksiniz. Uzun saatler boyunca ona kumanda edeceksiniz ve biliyorsunuz ki anlık hatalar ölüm getirir. Bu nedenle kendinize güveninizi arttırarak ama çok da özgüvenli olmayarak bunun üstesinden gelebilirsiniz. Şöyle mesela, geniş başlayıp dar açıyla devam eden firkete tipte bir viraj karşınıza geldiğinde, orayı dönebileceğinizi bildiğiniz hızın altında düşmelisiniz ki riski azaltasınız. Bu özgüven dozu yeterli ne eksik ne fazla. “Yapabilirim ama yapmıyorum zira daha çok yolum var.” diyebilmelisiniz.
  • Bedenen hazırlık, tamamen şartlar dahilinde geçerli. Ben tek günde gelmek zorunda olduğum için yakıt almak dışında iki mola verdim yolda. Bir gün önceden dinlendim, eşyalarımı hazırladım ve sabah kahvaltımı yapıp yolluğumu hazırlayıp yola çıktım. Amacım az mola olduğu ve yolda uyuyakalmak istemediğim için sabah protein ağırlıklı beslendim, karbonhidrat almadım.
  • Aracımızın da hazır olması lazım. Onun için:
    • bir gün önceden ustama gidip durumu anlattım, sağ olsun yoğunluğuna rağmen baktı dinledi, “Bir sorun yok.” dedi.
    • Lastikçime daha önce sormuştum, o nedenle o gün gitmedim ama sabah evden çıkar çıkmaz lastiklerim soğukken havasını kontrol ettim.
    • Aydınlatmalarına baktım, yağı ve suyu dün kontrol edilmişti, elektrik aksamında sorun yoktu, hasarına da baktım göremedim ve bastım kontağa çıktım yola (Aysel Hanım söylemi, motosiklete binmeden önce yapılması gereken şeylerin baş harfinden oluşur, bende onu yaptım).
  • Pek çoğumuzun bilinçsizce doğru yaptığı bir şey var, motosikleti yüklemek. Yan çantaları arka çantayı yüklemekten bahsediyorum. Denge o kadar önemli bir unsur ki, biz de bunun o denli farkındayız ki, bilinçsizce yapıyoruz bu dengeyi. Lakin lütfen, dengeyi bilinçli düzenleyin, sağ ve sol yan çantayı, arka çantayı, kayışla bağladığınız çantaları dengeli koyun…

Ve yola düştük

Vira çıktık yola, tam İzmir’i çıktım, Uşak’a gelmeden hooop radar. 110 ile girmişim, 288 liracık borçlandım. Sonra Uşak, afyon, Ankara, Kırıkkale, Çankırı, Kastamonu ve Sinop ile devam ettim.

İzmir Uşak arasında radar yedim demiştim, cidden sinirlendim. Ama o konuya başka yazımda değineceğim. Bu duruma bir el atmamız gerek.

Uşak-Afyon arası güzel geçti, radara girmemek için yavaşladım maalesef, 90’a sabitledim. Afyonda durup biraz dinlendim ki ilk uzun molam oydu, kaslarım ve beynim için çikolata, su ve kahve üçlemesi yaptım. 20-25 dk. sonra yola çıktım.

mat notu: molalarda yürüyün. Uzun yolda sizi dinlendirecek olan esas şey, yürümektir. Yürüyünce sabit oturmanın getirdiği yorgunluk çözüldüğü kadar, artan kan dolaşımı sayesinde algı ve zihninizde sıfırlanır.

Ankara ise bana kalırsa yolculuğumun en zor yeriydi. Ömrümde bu denli karışık trafik görmedim, herkes her şeritte gidiyor, aşırı kalabalık… Yine de üzerime sürmediler bu güzeldi. Yoğun trafiği aşıp Kırıkkale’ye döndüm, oradan kuzeye Çankırı’ya. Çankırı’da ikinci uzun molamı verdim, su, çikolata ve kahve üçlüsü yine. 😊

Çankırı’da hava karardı, gece sürmek risklidir ama gün içinde Sinop’a ulaşma mecburiyetimden devam ettim. Motosikletimin aydınlatmaları fazlasıyla yeterli olduğu için sorun çekmedim ama Kastamonu Taşköprü arasında yaklaşık 10 km’lik mıcırlı bir yol vardı, orası biraz zorlayıcı oldu ama hız düşünce sorunsuz atlattım şükür.

Taşköprü’yü geçince, gelirseniz mutlaka sarımsak alın çok başarılı, Sinop’a kadar güzel asfalt, güzel yol çizgileri ve az araç vardı. Tek sıkıntı bu yörelerde yaban domuzu gibi hayvanların çokluğu, karşıma çıkmaması için dua ettim, zira çıkarsa yapabileceğim çok az şey var. Neyse ki dualarım kabul oldu ve o açıdan da sorun yaşamadım. Sinop’a girerken hafif bir rehavet çöktü, hemen vizörümü açıp kendime geldim*.

mat notu: Vizör açmak oksijen girişini arttırdığı için iyi gelir lakin etkisi kısa sürer. En iyisi, kısa bir mola verip yüzü yıkamak, enseyi ve bilekleri suyla temas ettirmektir. Su içmek de iyi bir fikirdir.

Hava koşulları

İzmir’den çıkarken hava çok sıcaktı, 35-40 dereceleri bulan bir sıcak vardı. Ben buna rağmen dört mevsimlik ekipmanla yola çıktım zira uzun yol, neme lazım diye düşündüm iyi ki de düşünmüşüm. Kırıkkale civarında hafif bir üşüdüm, hava aydınlıktı. Amma Ilgaz’dan sonra bir soğudu ki hava… Gündüz 30-35 derecelerde olan hava, bir anda 13-14 derecelere indi! İlk düşüncem şu oldu, döner dönmez elcik ısıtma taktırıyorsun Öncü, dondun…

mat notu: Gerçekten soğuk havalarda elcik ısıtma yeterli olmaz, bilginize. Elcik rüzgarlıkları ve iyi bir eldiven en iyi çözümdür. Soğuk hava tavsiyeleri için buraya bakabilirsiniz.

Yağmura rast gelmedim fikrim yok, ama Karadeniz’de bulutu görmenizle yağmurun yağması arasında 5-10 dk. oluyormuş gelecek arkadaşlar dikkat etsin.

mat notu: R 1200 GS rüzgar ve yağmur konusunda iyi korumaya sahip. Bununla birlikte inceleme yazıları ne derse desin, hiçbir motosiklet ve donanımı tek başına sizi soğuktan koruyamaz; mutlaka kışlık kıyafet gerekir.

Ortalama 100 km’de bir mutlaka durup 1-2 dk. da olsa bir yürümeniz sağlığınız açısında elzem. Dolaşımınızı bozmayınız.

Sinop Yeşilyurt sahili

Yakıt tüketimi

125 beygirlik bir hayvanla gidince ve NC’den inince dedim ki çok pahalıya gidip geleceğim herhâlde. Ama öyle olmadı, hız çok düşük olduğu için 105 km’de 2,5 litreyi gördüm.

R 1200 GS inceleme: uzun yolda nasıl?

E R 1200 GS inceleme yazısında tabii ki biraz da motosikletin özelliklerinden bahis etmek gerekiyor; buyurunuz:

  • Rüzgar koruması iyi
  • Motor sıcaklığı rahatsız etmiyor
  • 1200 cc ve yüksek beygir sayesinde hiç çekiş, güç sıkıntısı yaşamıyorsun
  • Dik oturma konumu sağolsun, rahat ve konforlu sürülüyor
  • Süspansiyon ve lever sistemleri uzun yolu keyif haline getiriyor
  • Yüklü idi, performans ya da sürüşş hissinde gözle görülür elle tutulur değişiklik olmadı
  • İnsan radar olmayan yollar hayal ediyor 🙂
    Bunda motosikletlerin kamyonlarla aynı hız grubunda olmasının da etkisi var tabii ki…

Diğer notlar

  • Yolda sıkıldım biraz, 90-95’le 1000 km.menzil bitmiyor ama hem yakıt hem düz yol düşününce çok da kötü değil.
  • Yolda Karadeniz’e girene kadar topu topu 20-25 viraj var, geri kalan dümdüz yol… Zaten bir endurocu olarak düz yolda basmayı sevmem. Sıkılmak dışında çok sorun olmadı yani yavaş gitmek insanı sıkıyor.
  • 3,5 depoyla geldim, 340 TL gibi bir fiyat tuttu. Benzin 6,45 idi ben geldiğim dönem.
  • 1050 km. yol geldim ama hiç yorulmadım tek sıkıntım belimin ağrımasıydı.

Umarım faydalı olmuştur.

Yazı Tavsiyeleri

Bu yazı Motosiklet Tanıtım Kategorisinde yayınlanmıştır. Kategorinin diğer yazıları için lütfen buraya tıklayınız.