Motorize doktordan kaza tavsiyeleri

Doktordan kaza tavsiyeleri ama sıradan bir doktordan değil, hem motosiklet sürücüsü, hem görevi itibarıyla trafik kazalarına ilk müdahele eden bir doktor; iyi okumak gerektiğini düşünüyorum…

Merhabalar, bu yazıyı yazmaktaki amacımla başlayayım. 3 sene motorize 112* deneyimi olan biri olarak, sahada gördüğüm eksikleri öneri mahiyetinde yazıyorum.  Bir kişi bile bilinçlenirse benim için zaferdir. Yazarken ekipmanın önemi konusuna da değinesim gelmiş, okurken fark ettim. O da vardır efenim yazımızda. İyi okumalar.

*Motosikletli doktor birimi. Özellikle acil durumlar ya da büyük olaylarda bir an önce olay yerine gidip, ambulans gelene kadar gerekenleri yapan ekip
Dr. Öncü Üstündağ

Efendim, trafikte ehliyeti olanlar için (yayalar trafiğin öğesidir fakat ehliyet zorunlu değildir.) alınması elzem üç dersten biridir ilk yardım. Lakin o eğitimlere bende gittim ve dersten kovuldum. Zira o eğitimler bilmem kaç yıldır aynı kalmış durumda ve klişe olacak ama o zamandan beri tıp çok gelişti. Dolayısıyla ben bilgisi taze bir doktor adayı olarak eğitimin eski ve artık değişmiş kısımlarına itiraz ettim ve kovuldum. Dolayısıyla trafik kurslarındaki bilgilerin güncellenmesi gerek. Neyse o iş bizim boyumuzu aşar, biz boyumuzdaki sorunlarla ilgilenelim.

Yazım motosiklet kullanıcılarına yöneliktir ama elbet trafiğin her öğesi kendinden bir şeyler bulabilir; faydalı olması umuduyla.

motosikletli doktorlar, gazete haberinden bir görsel

İki teker sürücüleri olarak, kaza ile her an burun burunayız. Gerek yoldaki yağ, dizel vs. sorunlardan gerek başka sürücülerden gerek kendi hatamızdan kaynaklı, sürekli kaza ihtimali var. Ha bu diğer araçlarla daha mı azdır oransal olarak? Hayır. Trafikteki her öğe için kaza olasılığı aynı orandadır. Bizi riskli kılan ise, yayalar gibi kendimize ait yolumuzun olmaması ve 2 tekerden çok tekerleği olan araçlar gibi kaportamızın olmamasıdır. Biz bariyere vurmayız mesela, bariyer bize vurur. Örnekler çoğaltılabilir.

Demeye çalıştığım şey şudur. Trafikte 2 teker sürücüsü her daim ölümle burun burunadır. Bunun bilincinde olarak sürmezseniz, düşündüğünüzden erken bir 4 kollu seyahati kazanmanız son derece olasıdır.

Unutmayın ki, bu satırları yazan ben, çok fazla ölüm görmüş, arkadaşlarının cenazesini kaldırmış bir hekimim. Yazdıklarımı böyle okuyunuz.

Motosiklet kazasında korunmak

Kazadan kaçmanın yolu yoktur. Kaza; olasılıklar içerisinde gerçekleşmesini istemediğimiz bir olasılıktır ve elbet karşımıza çıkar ama küçük ama büyük.

O halde kazayı önleyemiyorsak ne yapmalıyız? Buradaki cevap, aslında hepinizin bildiği şey, ekipman.

Öyle böyle önemli değildir ekipman. Yolda kaskı kolunda kaç motorcu var? Ya da ceketi olup, pantolonu olmayan?

Ekipman bir bütündür ve bedeniniz size hediye edilmiştir.

Bu bedene ne kadar iyi bakarsanız o kadar verim alırsınız. Motosikletinize en güzel yağı koyarken hava atıyorsanız, ona bindiğiniz bedeninizi de en güzel şekilde koruyacaksınız. Sizi sevenler var, ölüm gidene kolaydır. Bütçeniz neyse, ona göre en iyi ekipmanı alacaksınız. Gerekirse motosikletinizi bir model düşük alıp ekipmandan ödün vermeyeceksiniz. Emir kipiyle konuşulmasından çok rahatsız olurum ben. Fakat sizin beyninizin parçalarını, kolunuzu, bacağınızı veya gövdenizi parça parça ailenize teslim etmek istemiyorum.

En başta kendinize ve sonra yakınlarınıza saygı borçlusunuz.
“Olursa da bana olur.” diyemezsiniz. Sevdiklerinizi, size emek harcayanları üzemezsiniz; yaşamak sorumluluk demektir, yaşamınızın ve değerinin sorumluluğunuzu almalısınız.

Dolayısıyla iyi ekipman hep ekipman. 10 metre dahi gitseniz, ekipmanlı. Ustanızın dükkanında motosikletinizi ileri geri yapacaksınız: ekipmanlı.

Plaja gideceksiniz ekipmanlı.  Arkadaşlarımla denize gittiğimde botla giderim ben, hepsi benimle dalga geçer: “Bu sıcakta pişmiyor musun? Neden ekipmanlısın? Zaten az kilometre?” şeklinde çokça soruyla karşılaşırım.
Tek bir cevabım var yıllardır:
“Asfalt daha sıcak.”

İleri sürüş eğitimlerinde bunun detayı verilir, dinlemesi bedava. O insanların tek beklentisi var, daha az motorcu ölsün ve motosiklet ölüm makinası yaftasından kurtulsun.

Evet tüm ekipmanlar aynı derecede önemli: bot, pantolon, ceket, eldiven ve kask. Ayaksız yaşamak ister misiniz? Ya da elsiz? Hastanede aylarca yaşam mücadelesi verip omurganız kırıldığı için annenizin, eşinizin altınızı aldığını?

Sözün özü, ekipmansız motorcu olmaz.

Bütçeniz neye yetiyorsa alın ama tam alın. Bana motosiklet almak için danışan arkadaşlarıma hep aynı şekilde cevap veririm; 1) kaç paran var? 2) tamam şu kadarını ekipmana ayır, şu kadarına motosiklet bakalım.

Yukarıda da yazdığım gibi, kazadan kaçış yok. Önleyemediğimiz şeyden kaçınamayız, ancak hazırlıklı olabiliriz. Onun da yolu belli. Ekipmanını giy, eğitimini al.

7 yıldır motosiklete biniyorum, 8 kez motosikleti yatırdım, 2 kez kaza yaptım, birinde takla attım vakaya giderken. Ekipmanlarım tam olduğu için şükür ki kırığım çıkığım yok. Ya olmasaydı?

Olası kaza nedenleri

Tabii ki eğitimsizlik baş nedendir. Fakat eğitim almış olsanız bile dikkatsizlik tek sebeptir. Dikkatinizin düşmesine sebep olan her şey kaza sebebidir. Açlık, susuzluk, üşümek, aşırı sıcak, kafanızın yoğun olması vs. vs. Dikkatinizi dağıtmayın yolda. Dağıldıysa durun, gideceğiniz yer kaçmıyor. Su için kahve için, şekerli bir şeyler yiyin. Zaten riskli bir sürüşü, daha da riskli hale getirmeyin.

Uzun yol hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz buraya bakın.

Gelelim kaza olduktan sonraki sürece. Umarım ki hiç birimiz 112 ile karşılaşmak zorunda kalmayız, hepimiz her gün sağ salim evimize gideriz lakin bazen bizim hatamız sonucu kazaya karışabiliyoruz.

“Motosiklet kazasında hatalı hep motorcudur, suçlu olmayabilir.” derim ben, manası şudur: Kimse bile isteye kaza yapmaz fakat bizim kaportamız yok, biz açıktayız dolayısıyla bizim daha çok dikkat etmemiz gerekiyor diğer araç sürücülerine göre.

Olası kazalardan bile kaçınmalıyız. O yüzden kaza olduysa hata bizimdir, suç ise adli makamların vereceği karara göredir. Takla attığım kazada ben hatalıydım. Durmayabileceğini öngörüp durmam gerekirdi. Çünkü onun kaybedeceği tek şey kaportası, benim ise hayatım…

Diyelim ki kaza oldu, ekipman da var, ne yapmalısınız?

  • Kaza yapan kişi şayet kendisi kalkmıyorsa ayağa, asla ama asla kaldırmayın.
  • Çevresini güvenliğe alın ve 112’yi bekleyin.
    Bunun tek aksi durumu şudur, çevreyi güvenliğe alamamanız.
  • Yangın, patlama, ikinci bir kaza ihtimali vs. yoksa bırakın öyle kalsın, 112 ekibi gerekeni yapar gelince.
  • Hastayı oynatmanız gerekirse, yerinden oynatmazsanız hayati tehlike oluşacaksa: önce 112’ye telefonla danışın ve hastayı en az hareket ettirecek şekilde taşıyın.
  • Kaskı asla ama asla çıkarmayın, ekipmanın öneminden bahsetmiştim, düzgün bir kask, kafatasınız kırılsa bile kask, kafatasını bir arada tutar ve korur.
    Bırakın kaskı hastanede ya da doktor çıkarsın!”
  • Aynı şey ceket ve pantolon için de geçerli. Kazazedeyi olduğu gibi bırakın.

İşin ehli bile olsanız, doğru ekipmanlarınız yokken zarar verirsiniz. 112’yi bekleyin.

Özetleyelim

  • Doğru ve tam ekipmansız tuvalete bile gitmiyoruz.
  • Dikkatimizin dağıldığı an durup dikkatimiz toparlıyoruz.
  • Kaza olduğu an, kazazedeye dokunmadan etraf güvenliğini alıyoruz ve 112 yi arıyoruz.

Bu yazı asla ve asla ilk yardım nedir, nasıl yapılır? Sorularına cevap vermez. Onun için T.C. Sağlık Bakanlığının onaylı eğitmenlerinden ilkyardım dersi alınız. Alsanız dahi, bildiğinizden %110 emin olmadığınız şeyi yapmayınız.

Kazasız belasız sürüşler, bol eğlenceli yollar dilerim.

Yazı tavsiyeleri

112 Acil Çağrı Projesi Resmi Web Sayfasını görmek için buraya tıklayabilirsiniz

Motosiklet fren gücü

Doğru yapılan motosiklet fren gücü o kadar yüksek, tutuşu o kadar fazladır ki kafadan takla atmanıza bile sebep olabilir

Motosiklet fren gücü (doğru teknikle yapıldığında) bu videoda açıkça görecekseniz ama önce ne olduğunu konuşalım. Olan şey şudur: ön tekerin tutuşu o kadar fazla ki kayamıyor. Dolayısıyla yere tutunan (hatta asfaltı ısıran) lastik tüm frenleme gücünü motosikleti yavaşlatmak için kullanıyor. Frenlemenin bir etkisi var: ağırlık aktarımı (transferi). Frenleme böylesine güçlü olduğunda ağırlık tamamen ön tarafa yığılıyor. Ağırlık o kadar öne akıyor ki arka taraf ağırlıksızmış gibi havaya kalkıyor 🙂

Bu bilinçli olarak yapılırsa adı stoppie oluyor. Stop kelimesini zaten yakalamışsınızdır. İşte stoppie durmaya yakın hız ve anlarda yapılıyor. Bununla birlikte videodaki durum farklı çünkü isteyerek yapılmıyor. Düşük hızlarda da değil sürücü. Burada sorun fazla hızlı ve istemeden yapılıyor olması. Tehlike sebebiyle freni de bırakamadığından motosiklet fren gücü o kadar fazla ki tombalak gündeme geliyor…

Peki motosiklet fren gücü hep bu kadar yüksek midir? Yani bu kadar yüksek tutuş için ne gerekli? Birincisi tabii ki iyi asfalt. İkincisi doğru lastik basıncı. Üçüncüsü doğru oturuş. Dördüncüsü frenlerken ileri bakış. Beşincisi doğru fren tekniği ile fren kolunu sıkma.

Aşağıya frenleme tekniği, frenleme alıştırmaları da dahil olmak üzere site içinden yazıların bağlantılarını ekledim. “Motosiklet fren tekniği nedir? Progresif frenleme nasıl yapılır? Ön fren mi, arka fren mi?” sorularını ilk kez duyuyorsanız lütfen bu yazıları mutlaka okuyun. Neden derseniz motosiklette belirli bir teknik ile fren yaparsanız güvenli ve etkili şekilde durabilirsiniz. Unutmayın ki yarım motosiklet boyu önce durabilmek bile yaşamla ölüm arasındaki mesafeniz olabilir.

video özgün bağlantısı https://youtu.be/AmJ0tV92wsI

Sitedeki tüm fren yazıları için buraya tıklayınız

Önerilen site yazıları

Tabii ki gelmişken bir de bu yazıdaki videoyu görmek istersiniz sanırım 🙂

Videoda Toprak Razgatlıoğlu ön freni kontrollü şekilde sıkarak arka tekeri havalandırıyor (stoppie) fakat onunla yetinmiyor. Motosiklet ön tekerde yığılmışken bir de manevra yapıyor 🙂

Motosiklet kazası ve medeniyet

1000RR kaza yapar ve kavga çıkmaz

Adrenaline yenilmeden, insanca tepkiler ve anlayış. Ana fikir şöyle:

Biz kaporta içindeyiz, motosikletçilere bir şey olmasın (mealen aktardım).

Bu arada araba sürücüsünün zank diye durmasının sebebi karşıdan gelen motosiklete alan bırakmak zorunda kalması. Aslında karşıdan gelen motosiklet sürücüsünün hayatını kurtarmış… Kendisini ne kadar kutlasak az.

Tabii ki burada çok fazla hata var. Asfalt kaymak gibi dolayısıyla tutuş sorunu yok. Hava çok güzel bu da demek oluyor ki görüş sorunu da yok. O halde sorun belli: motosiklet sürücüsü eğitimsiz ve motosikleti sürmüyor; kullanıyor. İşte eğitim bu demek, sitemin sloganı boşuna: “Motosikleti kullanmayın, motosikleti sürün.” değil. Eğitim alırsanız, sistemli sürerseniz, bu tür tehlikelerden uzak durursunuz.

1000RR kaza yapmadı bu sefer; peki her zaman bu kadar şanslı olacak mı? Unutmayın burada 1000RR’ı kurtaran, durumdan vazife çıkaran otomobil sürücüsü. Yani piyangodan çıkan ikramiye 🙂

Sistemli sürüş bu anı önceden görerek o kadar aracın ortasına düşmemenizi sağlar. O yüzden böyle kazalara karışmamak için OMM’nin Yol Sanatı kitabını ve motosiklet sürüş eğitiminizi alın. Ve en önemlisi öğrendiklerinizi sürüşünüze katın.

İlgili yazı

Bu yazı Makaleler, Video ve Güvenlik Tavsiyesi-Görsel kategorilerinde yayınlanmıştır; kategorinin diğer yazıları için buraya tıklayabilirsiniz.

Yılın Yeni Teknolojisi 2016 – 6B Her Yönde Sönümleme (11/11)


Tabii ki 2016’nın en büyük atılımı motosiklet kask koruması alanında olmalıydı.


Kask, sürücünün en önemli donanımı malum, ve bu defa 6D firmasının “Omni-Directional Suspension” kaskıyla işler doğru büyük bir adım atıyoruz (firma web sitesi burada).

Motosiklet kask korumasında devrim yaratacak olan 6B (Boyut) Her Yönde Sönümleme (darbe emme) yeteneği; biz buna kısaca HYS diyelim.

HYS kafayı saran kısmı dış kabuktan ayırırken araya sarı-kırmızı renkte görülen parçaları yerleştirmiş. Bu parçalar darbe emen esnek parçalar. Dış kabuk darbeye maruz kalır kalmaz darbe emmeye başlıyorlar.

Bu yönüyle normal kasklardan çok daha az kuvvetlerde harekete geçiyor ve kademeli olarak emiyorlar hasarı; bu çok büyük bir fark.

Her şeyden önce, diğer kasklara oranla korumaya daha önce başlıyor ve ancak sarı-kırmızı parçalar sonuna kadar sıkıştıkları zaman köpük yük çekmeye başlıyor. Yani fazladan ve her yönde koruyan, darbe emen ve dağıtan bir kask bu.

Evet, 6D motosiklet kask korumasında devrim yarattı demek iddialı olmayacaktır. Sonuçta hepimiz kaskı kafanızı ve beynimizi korumak için taşıyoruz ve 6D teknolojisiyle çarpışma anında çok daha fazla koruma vaat ediyor. Zamanla diğer yaklaşımlar da gelişecek ve çok yakında eskiye göre çok daha başarılı korumaya kavuşmuş olacağız.

ALTERNATİFİ: Held 2IN1 Apparel
Held markasının İkisi Bir Arada çözümü değişen hava koşulları için kolay ama çok etkili bir çözüm öneriyor: hava değişince elinizi diğer tarafa sokun 🙂

Eldivenlerin içinde iki cep var. Bir tarafı yazlık, diğer tarafı ise kışlık. Böylelikle hem yazın terlemeden, kışın da üşümeden aynı eldiveni kullanabilirsiniz 🙂

Yeri gelmişken belki Motosiklet Eldiveni ve Koku yazımızı okumak istersiniz? 🙂

Görüldü: http://www.motorcyclistonline.com/2016-motorcycle-of-the-year

Neden Motosiklet Kıyafeti?

Giymesek olmaz mı? Çok pahalı.

Neden İlla Motosiklet Kıyafeti?

“Çünkü asfalt rendedir.””

Motosiklet kıyafetinin alternatifi yoktur; çünkü asfaltta on metre sürüklenmek bile doku kaybına sebep olur (Doku Kaybı hakkındaki yazı burada). Düştüğümüzde yırtılmayan özel malzemelerden olmasını istiyoruz çünkü.

Sürtünme, düştüğümüz anda başlar.

Asfalt son derece aşındırıcı bir yapı. Hatta sürüklenirken asfaltın etkisini zımpara değil rende gibi görmek lazım. İşte motosiklet kıyafetin özelliği rende üzerinde sürtünürken yırtılmaması. O yüzden pahalı ve o yüzden ucuzu yerine bütçemiz elverdiğince yeterli koruma sağlayan kıyafetler ve donanım sahibi olmamız zorunlu. Çünkü motosiklet değişir ama bedenimizin yedek parçası yok…


Bu korumanın yerine diziniz olsaydı?..

Neden motosiklet kıyafeti? Çünkü plastik hatta metal bile dayanamıyor. Yukarıdaki görselde kumaşın altında görülen plastik parçaya dikkat edin. Kumaşın dağıldığı anda bile sürtünme için özel olarak koyulan parça konunun ciddiyetini size anlatacaktır diye umuyorum…


Önemli Noktalar

  • Bedeni tam üzerimize göre olacak.
  • Giydikten sonra gergilerini ayarlayacağız.
  • İçindeki korumaların sağlığı/yapısal bütünlüğü önemli; kontrol edilmeli.
  • İç korumaların ayrıca satın alınabildiğini ve orta kalite bir kıyafete iyi kalite dizlik, omuzluk, sırtlık takılabileceğini unutmayın! )


Kemikleriniz metalden sağlam mı?

Kelime Dağarcığı

Motosiklet donanımı dediğimizde bir çok yeni kavramla karşılaşacaksınız en azından bir kaçının tanımını yaparak işinizi kolaylaştırmak istedik:

  • Denim/Kot: Sağlam, kalın pamuklu kumaş. Düşük aşınma direncinden dolayı motosiklete binmek için önerilmez. Düşer düşmez yırtılır…
  • Aramid: Güçlü, ısıya dayanıklı yapay (sentetik) fiber türü. Motosiklet kıyafetleri için iyidir. 
  • Kevlar: Hafif yapısı ile öne çıkan ve gerilme direnci çok yüksek olan (çelikten beş kat daha fazla) aramid türü. Aramid ailesinden olduğu için ısı direnci de yüksektir. Motosiklet dünyasında giderek daha da artan bir hızla aşınmazlığı ve hafifliği ile öne çıkmaktadır. En iyi seçeneklerden biri.
  • Ballistic Nylon: Sert, kalın bir sentetik kumaş türü. asıl olarak DuPont markasıdır. Motosiklet donanımında sağlamlığı ve aşınma direnci için koruyucu malzeme olarak kullanılır. Tekstil malzemeleri genellikle balistik naylondan yapılır. Tek başına yeterli değildir, özellikle sürtünme bölgelerinde desteklenmesi gereklidir. 
  • Denier: Fiber temelli kumaşlar için ölçü birimi.
  • Cordura: DuPont firmasının dayanıklı ürünlerinin markası; genelde balistik naylon ya da naylon karışımı olur. Balistik Naylon ile aynı şeydir…
  • Keprotec: İsviçre merkezli Schoeller firmasının markasıdır. Derinin sürtünme ve yırtılma direncine yaklaşacak ancak terletmeyen ve daha esnek bir malzeme ihtiyacı için icat edilmiştir. Keprotec, Cordura ve Kevlar içeren aramidlerin belirli oranda karışımıyla üretilir. İyi bir seçenektir. Esnek, nefes alabilen ama güçlüdür. 
  • Reactive Armor: Yumuşak, katlanabilir ama darbe anında sert, katı, esnemez, eğilmez, kaskatı hale gelen bir malzeme türü. Özellikle D3O Zırh Markası bu tür ürünler sunar (ayrıntılı bilgi burada). Koruma parçaları için çok uygundur. Darbe gelene kadar esnek ve konforlu, çarpma anında zırh gibi sert hale gelir. 
  • Hard Armor: Çarpma alanlarında tercih edilen sert plastik. Genelde yumuşak iç tarafla desteklenir; böylelikle dışta sert kabuk, iç kısımda koruyucu ara bölge konforu olur.
  • Gore-Tex: Su geçirmez ama terletmeyen (nefes alabilen) kumaş işleme tekniğiyle üretilen kumaş türünün genel adı. Genelde tek başına kullanılmaz ama her kıyafet türünün altında Gore-Tex bir katman su geçirmez ve ıslanmanızı engeller.

Sonuç

Neden motosiklet kıyafeti?

Çünkü etimizin yolda kalmaması için başka şansımız yok.

Motosiklet Kıyafeti Şart Mı?

Mutlaka, zorunlu, başka yolumuz yok.
“Çünkü asfalt rendedir!”

Motosiklet Sürücüsünün Kabusu: Doku Kaybı

Motosikletten Düşünce en büyük tehlike “Doku Kaybıdır” zira doku kaybı kesin olarak sakatlık demektir.

Düştüğümüz zaman kaymaya başlarız, Başka bir deyişle yere sürtünürüz.

Asfalta sürtünme önce derimizi, sonra kaslarımızı; en son kemiklerimizi bedenimizden ayırır.

Deri gerilir, olmadı başka bir bölgeden (genelde popodan) alınır, sorunlu yere yerleştirilir. Kemikler platinle, dolguyla toparlanır.

Ama giden kas geri gelmez.

Şimdi düşünelim: Vücudumuzda gereksiz kas var mı? Yok.

O halde doku kaybı yani kaybettiğimiz her kas grubu hayat boyu geçmeyecek bir sakatlık demek.

Bu resimlerdeki yaralar çok acıyordur evet, ama yine de şanslılar çünkü kasları yerinde duruyor!

O yüzden tekrarlıyoruz; düşün ama sakat kalmayın; bunun için de asla tam korumanız olmadan sürüş yapmayın.

Önerilen Yazılar

Kıyafet Düşünce Korur Mu?

– Mont pantolon eldiven çarpma etkisinden korur mu? Hayır, kemikleriniz kırılır.

– Refüjden? Hayır, refüj dikmesine çarpan yeriniz kopar.

Peki biz bu kıyafetleri neden giyiyoruz?

Sürtünmenin etkisini azaltmak için.

Açıklayalım;

Daha önce asfalta rende demiştik. İşte rende üzerinde kayarken kaslarımız yolda kalır 🙂

Motosiklet kıyafetleri ası olarak: bizi sürtünmeden, doku kaybından korur.

Evet, montu çekince robot gibi hissediyoruz ama en pahalı kıyafet bile bizi sadece sürtünmeden korumak için üretilmiştir, bunu asla unutmayın.

Vücüdumuz ne yazık ki sadece koşabileceği hızlara dayanabilir. Yani yirmi kilometre hızın sonrasındaki bütün hızlarda kendimize zarar verecek hızdayız, önce bunu kabul edelim.

İş eldiveni falan işe yarar mı? Buyurun, ilki iş eldiveni, ikincisiyse motosiklet eldiveni, aradaki farkı videoda görebilirsiniz:

Peki Düşünce Neler Olur?

En zayıf tarafımız eklemler. Parmaklarınızdan başlayarak her parmak boğumunuz, bilekleriniz, omuzunuz, dirsekleriniz, dizleriniz, ayak bilekleriniz dahil her ekleminiz en ufak motosiklet kazasında kolayca sakatlanabilir. Hatta unuttum ama boynunuz, en kırılgan en zayıf tarafımız boyun.

İşte kıyafet bizi, kırıktan, eklemlerimizin zorlanmasından, bağ kopmalarından, sakatlıktan korumaz.

En ufak bir kazada omuz çıkması, kırık, bağların kopması, eklemlerin zorlanıp sakatlanması çok kolaydır.

O yüzden:

Kıyafetlerin sizi daha güçlü daha sağlam yaptığını düşünmeyin. Bu bir yanılsamadır.

Bu yazı Makaleler ve Acemiler İçin kategorilerinde yayımlanmıştır.

Suda Kayma (aquaplaning) Hadisesi

Aquaplaning yağmurda motosiklet sürüşü için dertli hadise. Su kızaklaması, su kayması adı da veriliyor ve kaza sebebidir.

Güvenli Sürüş İçin Yağmurda Tutuş Bilgisi

(esas bilgiler videodan sonra, sıkılıp pas geçmeyin)

Çoğu zaman dikkate almayız ama zemindeki su ortalama süratlerde bile bizi yere çalabilir, bilginize.

Kızaklama ya da Suda Kayma Nedir?

Lastiklerin üzerindeki dişler, kanallar; yol üzerindeki suyu kenara atmak, tahliye etmek için vardır. Diş derinliği yeterli ve lastik basıncı doğru ise lastik tasarlandığı gibi yoldaki suyu kenara atar ve yere basar. Sağ görseldeki siyah kısımlar yere temas eden kısımlar.

Lastiğin suyu kanallar yolu ile nasıl dışarı attığı altta açık olarak görülüyor. İşte diş derinliği ne kadar az ise, kanalın içinden geçen su o kadar az olur. Yani hızınız ne olursa olsun suyu, daha ufak bir kova ile atmış olursunuz.

İşte burada da lastiğin suyu nasıl içine aldığını görebilirsiniz.

Bu yüzden kış lastiklerinde daha fazla kanal bulunur. Yani kanal önemli. Aşağıdaki görselin solu kış, sağı yaz lastiği. Görüldüğü üzere sol tarafta (kış lastiği) daha fazla kanal var, hatta kanallar yanlara açılıyor; sebebi daha suyu yandan da atabilmek, böylece boşaltabildiği litre artıyor.

Peki Yeterli Su Atılmazsa Ne Olur?

Lastiğin önünde fazla su birikmeye başlamış. Devam edersek,
Fazla su lastikle yol arasına girerek bizi yüzdürmeye başlar…

İşte görüyorsunuz anlatmaya gerek yok 🙂 Artık yüzüyoruz!

Unutmamak lazım ki lastik artık yere değmiyor. Şu an havada gibiyiz.

Fren? Yere değmiyoruz ki?

Sağa sola dönmek? Yere değmiyoruz!

O zaman da aşağıdaki olur: Bir anda yoldan kopar ve savrulmaya başlarsınız. Tabii ki dört tekerli bir araç dönmeye başlar ama biz iki tekerler anında yere yapışırız!

Yağmurda Doğru Hız?

İdeal şartlarda, dört mevsim lastikler en fazla 80 km./saat civarı hız için yeterli su boşaltabilirler. Üstü tehlikelidir. İdealden kastımız diş derinliği yeterli (10’000 km. altı ya da üretim tarihi iki seneyi geçmemiş) ve basıncı doğru lastik. Tabii ki yolda su birikintisi, akan su varsa bu daha da ciddi tehlikedeyiz demektir.

Sanılanın aksine doğru düzgün, iyi asfaltlı, yollarda da su kızaklaması riski vardır. Zaten motosikletçiler genelde yolun güzelliğine kanıp sürat arttırır ve fizik kurallarına yenilirler.

Her şey iyi olsa da bir noktadan sonra lastik suyun hepsini atamaz ve:

Kızaklayıp, kayarız!

Yolun, asfaltın, şartların sizi aldatmasına izin vermeyin; ilerideki tek bir su birikintisi düşmenize sebep olabilir (hele ülkemizde).

Hızın Kızaklamaya Etkisi Nedir?

Sürat arttıkça atılması gereken su miktarı artar. Diyelim ki on beş metre ıslak alan var. Her metrede de bir litre su atmamız gereksin: toplamda on beş litre su atması lazım lastiğin.

Bu 15 metreyi 1 saniyede geçersek saniyede on beş litre, aynı 15 metreyi 5 saniyede geçersek saniyede üç litre yeterli olacaktır. Ama unutmayın hızdan bağımsız olarak lastiğimizin atabildiği su sabit kalıyor; dolayısıyla ne kadar yavaş, o kadar iyi.

Bu pratikte şu demek:

Baktınız ileride birikinti var, hızınızı düşürün, lastiğinize mümkün olduğu kadar yardımcı  olun.

Aquaplaning yağmurda motosiklet sürüşü düzgün yapıldığı sürece sorun değil; sorun biziz…

İlgili Yazılar

diğer kış ve yağmur/çamur yazıları için tıklayın #motosikletkış

Kaygan Zeminler – Deterjanlı Su

Şehir içi sürüşte bizi bekleyen tehlikeden birisi de deterjanlı sudur.

Sorun, deterjanlı suyun fazla kaygan olmasıdır.

Her apartmanın, her evin önü potansiyel deterjanlı su alanıdır. O kadarla kalsa yine iyi:

Deterjanlı suya, ana caddelerde de dikkat edin; araba yıkayanlar, apartman temizleyenler hiç çekinmeden ana caddeye suyu salarlar…

Çözüm?

Üzerinden geçmemek tabii ki en iyi çözümdür.

Kaçınılmaz hallerde ise dik (ek gidon hareketi yapmadan), sabit süratle (gaz açmadan, fren yapmadan) geçmek en iyi çözümdür.

Tekerinize deterjan değmesin, acemi ve yeni başlayan motosikletçiler dikkat etsin! 🙂

Bosch, Düşmeyi Gaz İtkisiyle Engelleyecek

Bosch motorlu araçlar konusunda en önemli firmalardan biri. Motosiklet üretiminde de tüm markalara parça ve teknoloji sağlıyorlar. Mesela ABS, beyin gibi elektronik parçalar BOSCH marka. Tabii ki tek marka değil fakat çok büyük pazar payına sahipler. Bosch motosiklet söz konusu olunca güvenlik kaza düşme gibi durumlar için de çalışmalar yapıyor ve motosiklet güvenliği için yeni bir öneriyle karşımızda, üstelik bu defa uzay teknolojisiyle 🙂

Uzay gemileri yönlerini ve hareketlerini itici olarak kullandıkları basınçlı gaz ile gerçekleştiriyorlar. Bosch da aynısını motosikletlerin virajlarda kaymaması için benzer şekilde kullanma niyetinde.

Bu gaz itişini, bir tür roket gibi düşünün. Roket nasıl püskürtme ile itiş sağlıyorsa gaz da aynı mantıkla işliyor. Ya da balonun arkasından çıkan havayı kullanması da aynı mantık.

İşte Bosch, kayma anında gaz itişi ile durumu kontrol altına almayı hedefliyor. Ters yönden salınan gaz itiş sağlayacak ve kaymayı durduracak.

Soldaki gaz çıkışına dikkat! Sağa yatmış olan motosikleti tekerlekten sağa doğru iterek tekrar dik konuma geçirmek amaçlanıyor.

Kaymayı engellemek, güvenlik çıtasını hayli yükseklere çekebilir gerçekten. Yine de söylemek gerekir ki bu düşünce doğru olsa da son derece yüksek güç ve hassasiyet gerektirdiğinden devamlı çalışması beklenmemeli. Ayrıca bu gazların dolumu ve idaresi de ayrı bir zorluk.

Gelecekte yaygınlaşacak mı, göreceğiz. Fakat bana göre, kendi kendine giden otomobil teknolojisi birikimleri kazaları engellemek için daha fazlasını vaad ediyor gibi.

Neden derseniz kaza şartlarını önceden algılayıp sebepleri ortadan kaldırmak (fren yapmak, uyarıda bulunmak, yatış açısını kontrol etmek, radarla sürücünün gözden kaçırdığı riskleri yakalamak vb.) daha mantıklı bir usül. Neticede motosikletin kaymaması çok daha doğru bir güvenlik önlemi.

İlave: BMW kavramsal çalışması ile (BMW Vision Next) kask takmaya gerek yok çünkü kaza yok. İlgili yazımı buraya tıklayarak görebilirsiniz.

Görüldü: Webtekno