Her İşi Yapan En İyi 25 Motosiklet

Bugüne kadar üretilmiş en geniş kullanım alanına sahip en iyi 25 motosiklet modelleri hangileri?

Motosikletler genelde bir amaç için ayarlanırlar: spor, gezi, şehir içi kullanım, arazi ama tek bir konuda gerçekten iyi. Günümüzde ise sürücüler her şartta kullanım imkânı sunan modeller istiyorlar, iyi motosiklet demek, en iyi çok yönlü motosiklet demek artık…

Peki o zaman çok yönlü motosiklet nedir?

En iyi 25 motosiklet diyruz ama “en iyi” ne demek? Çok yönlü ya da çok amaçlı motosiklet uzun süre boyunca gezi motosikletiyle spor motosikleti arasında bir yerde durdu: kısaca “sportif gezi motosikleti” diyebiliriz. Bu alet, hafta sonunda gazlamak isteyen ve yatabilen fakat yeterince rahat ve uzun menzil sunarak iki kişiyi uzaklara hem de yormadan götürebilecek, spor temelli bir makinedir. Yamaha Fazer 1000 ve Triumph Sprint ST gibi kalabalık hayran kitlelerine sahip modeller bu kategoriye giriyorlar ve bildiğimiz kadarıyla bu motosikletlerin uzun yol kabiliyetleri nedeniyle sorun yaşayan olmadı.

Diğer yandan, 2000’lerde, şansını denemek isteyen yarı ünlü iki aktör, çok büyük bir motosiklet tatiline çıktılar ve bunu filme aldılar. Filmleri, o güne kadar değeri pek bilinmeyen bir alt gruba aitti: BMW R serisi GS. GS’ler motosikletçilerin spor motosiklet inadının dışında kalmış ve Honda Africa Twin, Yamaha Super Tenere ve Triumph Tiger gibi büyük hacimli kardeşleriyle aynı kaderi paylaşmıştı. Ancak, BMW’lerini Rus tundralarından kamyonların kasalarında geçiren bu maceraperestler, GS’in kabiliyetli bir çok yönlü motosiklet (ya da çok “yüksek” motosiklet) olarak gündeme oturmasını sağladılar. Long Way Run adlı bu yarı belgesel film, GS serisi BMW’leri patlattı. Bugün yollarda aşırı yüklü ve donanımlı arazi motosikletlerini görme şansınız, bir Pan-European ya da FJR1300 görme şansınızdan epey fazla.

Diğer yanda ise Honda CBF1000F ve Suzuki GSX1250 gibi, teknik özellikleri artırılmış, görece ucuz ama yine de çok yönlü motosikletler ve Honda Crossrunner ve Yamaha Tracer (eskinin TDM900’ü gibi düşünün) gibi modeller var. Birden fazla konuda iyi olabilen her motosiklet çok yönlüdür. Suzuki’nin GSX serisinden bir modele elcik ısıtma ve yumuşak arka çantalar takar ve birkaç bin km. yol alırsanız; ya da BMW K1600’ü pist gününe götürürseniz, her ikisi de çok yönlü olur. Olur çünkü mühendislik ve teknoloji iyice gelişti ve elektronik destekler sayesinde dokunmatik ekrandan her şeyi ayarlayabiliyoruz

Bu en iyi “seri üretim” çok yönlü motosikletler listesini oluşturmak için hayli geriden geldik ve birden fazla sürüş türünde iyi olan motosikletlere baktık. Görünüşe göre ve günümüzün aksine, az sayıda çok yönlü motosiklet üretilmiş (1980’lerin sonuna kadar hiç yok diyebiliriz).

İşte başlıyoruz; esnek kahramanlar!

25- KAWASAKI Z1000SX (sahibinden sayfası için tıkla)
Kağıt üzerinde harika; pratikte mükemmel değil ama yine de çok yönlülükte üzmüyor.

24- APRILIA FUTURA
Binlik hacme sahip V2 motorlu spor gezinti üstadı gelmiş geçmiş en geniş seleyi sunuyor. Değerlendirme yazısı burada.

Motor Hikayesi Motosiklet blog - Aprilia RST1000 Futura - En iyi motosiklet listesine selesi ile girmişti.

23- YAMAHA TDM900
Dik oturduğunuz, uzun ön amortisör mesafesine sahip paralel iki silindirli mi? Tipik yüksek motosikletlerin öncülerinden, Yamaha’nın üretimini neden durduğunu anlamak zor. Bir zamanlar PowerFM çekilişle vermişti hatta. Bu arada hâlâ güzel göründüğünü unutmayalım.

22- KAWASAKI ER-6F (sahibinden sayfası için tıkla)
Hesaplı fiyatına karşın orta sikletin güçlü modellerinden. Güzel görünüşü ve sorunsuzluğu, sağlamlığı ile üzmeyen bir model.

2014 Kawasaki ER-6F siyah

21- KAWASAKI ZRX1200S
Fantastik ZRX1200 kaslı motosikleti hayal edin ve yarım karenaj ekleyin! Hem spor hem de uzun yol canavarı…

20- DUCATI ST3
VFR’nin, çekici, hava soğutmalı V2 versiyonu… sayılır. Çok gelişmiş değil; ama yeterince kullanışlı.

19- APRILIA SHIVER GT

Orta siklet bir motosiklet için epey yapılı ve sağlam bir yol tutuş sunuyor. Yarım karenaj, çıplağa nazaran iki kat daha kullanışlı. GT’sini değil ama normal Shiver süren birisiyle karşılaşmıştım, çok memnun olduğunu söylemişti. Ülkemizde pek bilinip tutulmasa da Aprilia çok iyi motosikletler üretiyor.

18- HONDA HORNET 600S (sahibinden sayfası için tıkla)
Bu güne kadar üretilmiş en kolay, en dost canlısı orta siklet. Yeterince rüzgar koruması da sunuyor. Sevilmeyecek nesi var?

En İyi Motosiklet mi bilemem ama benim çok sevdiğim bir model Hornet, hele 900’lükleri tam benim tarzım…

17- HONDA CBF600SA (sahibinden sayfası için tıkla)
Efsane seri. Abisi CBF1000’den daha uysal. İnanılmaz derecede sağlam ve kaliteli malzeme kullanılarak üretilmiş. Sadece siyah plastiklerin rengi atıyor ama geriye kalan her şey tıkır tıkır çalışıyor, hem de on yıl-on beş yıl sonra bile. Bilip de konuşuyorum zira her yerde her yaşta 600’ü görebilirsiniz.

Sade ama saldırgan görünüyor, güçlü ve keyifli gidiyor. Bence şık da. Kendinden emin görünümü ve güven veren sürüşü var, üstelik göründüğünden daha eğlenceli: iyi ellerde binliklere kafa tuttuğunu hatta içten dıştan geçtiğini çok gördüm. Frenleri çok iyi. Motoru çok iyi bir dört silindirli. Gerçekten her şeyi yapabilen bir motosiklet…

16- TRIUMPH SPRINT ST (sahibinden sayfası için tıkla)
Eski zamanların tüm özelliklerini taşıyor. Mekanik his, bileğe dayanan sürüş kabiliyeti ana özelliklerinden. Ülkemizde bilinmese de hem spor sürüşü hem de uzun yolu bir arada iyi seviyede beceren bir model. 2012 idi sanırım, bir tane görmüştüm. Biraz daha büyümüş ve hızlanmış ama bu defa da uzun yol özellikleri öne çıkmış bir model haline gelmiş. Triumph her zaman güzel makineler yapan bir üretici. Artık buralarda da görüyoruz iyi ki.

15- TRIUMPH TIGER 1050 (sahibinden sayfası için tıkla)
90’ların ortalarından gelen devasa arazi motosikletinin, güçlü, sportif bir yüksek motosiklete dönüşmüş hali. Bir ara ülkemize de gelmişti ama bizdeki hacim=vergi politikamız yüzünden 1200’lük Triumph’lara yenildi.

14- HONDA CROSSRUNNER (sahibinden sayfası için tıkla)
Hibrid VFR800 motoru ve şasisinin, çok yüksek motosiklet kıyafetiyle ve sürüş pozisyonuyla giydirilmiş hali. Garip; ama çok kullanışlı.

13- SUZUKI GSX1250/650, F ve BANDIT (sahibinden sayfası için tıkla)
Ucuz ama esnek; basit ama harika; Bandit Suzuki’nin efsane serisi; yıllardır üretilen ve her modelde çeşitli karenaj ve motor seçenekleriyle sunulan geniş ama sağlam aile. Bandit’lerin özelliği ciğerli motorları ve motosiklet keyfini tanımlayan her şeyi iyi yapmaları: ses, çekiş, viraj ve rüzgar!

Suzuki eskiden bizde de çoktu ama eskisi kadar yok. Üzücü çünkü Suzuki güzel motosikletler üreten, kendine has karateri olan bir marka.

12- SUZUKI V-STROM 650 (sahibinden sayfası için tıkla)
Büyük ve heybetli görünüyor, arazi motosikleti gibi yüksek, sporcu gibi de atak görünüşü ile çok kalp çaldı. İki kişilik tasarımı, çok sayıda çanta bağlayabilme imkânı, müthiş konfor ve zehir gibi bir 650’lik V2 motor.
Zamanında, 2000’lerde çok sattı. 1000’liğini alanlar da vardı ve özellikle görünüşü, yumuşaklığı ve konforu ile çok sevilirdi. Aynı zamanda da güvenilir bir motordu, sorun çıkarmaz ve güvenilirdir. Konforludur ve artçı ile de çok rahat uzun sürüşler yapabilirsiniz. Virajlarda spor sürüş isterseniz yumuşak süspansiyon biraz zorlasa da az bir işçilik ile iyi de viraj yapar.

11- YAMAHA FZS600 FAZER (sahibinden sayfası için tıkla)
Eğlenceli, karizmatik, güzel tasarımlı, son derece esnek bir orta siklet olarak yakında klasik damgasını da hak edecek. Eskiden ortalık FZ ve Fazer doluydu (FZ çıplak, Fazer yarım grenajlı modellerin kodu).

Bir çok kişi için en iyi motosiklet olmasa da: “Çok sevdiğim bir motosikletti.” dedikleri Yamaha. 600’lük, 4 silindirli, sorunsuz, iyi giden bir motosiklet, daha ne olsun?

10- Kawasaki Versys
2006’dan günümüze; 649 cc, 8 supap, paralel 2 silindir, 61 bg, 188 km/s.

Uzun bacaklı, emin adımlar atan ve sadece zenginlere hitap etmeyen Versys, aslında parmak ucunda duran bir ER-6F. Yine de bu küçük fark, onu güvenilir bir çok yönlü motosiklete çeviriyor.

Versys ilk çıktığında çok beğenildi (görsellerden). Bir çok kişi almaya karar verdi hatta dergilerde görür görmez. Ama sonra Versys bayilere indi ve: “Aa! Ufacıcıkmış bu!” dedirtti 🙂 Eskiler uzak durdu, yeni sürücülerin parası henüz o seviyelerde değildi ve Versys piyasaya kolay kolay giremedi.

Yine de mantıksız bir model değil, yüksek oturuşu onu, 320 km.’lik menzili boyunca daha lüks bir mekân haline getiriyor ve ayakları da zeminden gelecek her türlü sıçramaya yukarıda tutuyor. Boynunu büktüğünüzde çılgın bir supermoto gibi yön değiştiriyor. Ön camı yükselttiğinizde de kendinizi Kâmil Koç uzun yol kaptanı gibi hissediyorsunuz: “Gelsin uzun yollar!”

İlave: Versys (Versatile System [Esnek sistem’in kısaltması).

9- Honda VFR1200F
2010’dan günümüze, 1237 cc, 16 supap, V4, 152 bg, 251 km/s.

Mucize değil, ama çok hoş bir motosiklet. Honda VFR1200’ü çok parlatarak piyasaya sürdü. Tabii ki beklentiler de arttı. Bu arkadaş biraz büyük, biraz uzun, biraz ağır; ama ne makine! İlk başta şaft aktarma, kaba kıvrımlar ve yanlara takılan çantalar sportif yönünden biraz ödün veriyor hissi uyandırsa da Silverstone’da kendini kanıtlayacak ve sizi podyuma taşıyacak kadar kabiliyetli bir sporcu.

Günümüz dünyası için fazla büyük fazla ağır fazla yakan bir model olabilir. Fakat unutmayın eskinin motosikleti, büyük güçlü ve çılgın bir şeydi; şehiriçi sürüşü de hiç önemli bir kriter değildi.

VFR eşinizle Türkiye turuna çıkıp bir sonraki sürüşte asfaltı kazıyabileceğiniz bir alet. Ve bu tür makinelerden pek yok…

Uzun yolda en iyi motosiklet olmak için Aprilia Futura ile kapışır ama yener 🙂 Çünkü VFR Japon ama Futura yaşlı bir İtalyan; yani sorunlu bir motosiklet istemiyorsanız VFR doğru seçim.

En iyi çok yönlü: Penseyi düşünün, herkesin alet çantasında bulunabilecek en kullanışlı alet olmalı. Doğrudur, hassasiyeti yoktur ama yine de çok işe yarar. Tek bir bilek hareketiyle bir çekice dönüşebilir, biraz daha güç isteyen tornavidayı sıkıca tutabilir, tel büküp sorunlarınızı çözebilir, metal kesebilir hatta. Tamam VFR penseden daha güzel görünüyor ama en az onun kadar becerikli…

8- KTM 990SMT (sahibinden sayfası için tıkla)
2009’dan günümüze, 999 cc, V2, 115 bg, 232 km/s.

SporMoto sitesinde uzun süre satışta kalan bir SMT vardı, çok hallenmiştim ama alamadım. GS kadar konforlu ve her yönüyle sürücüsünü kendine Multistrada kadar bağlayan bir motosiklet. Ducati kadar dertli de değil (eski Ducatiler kronik sorunları olan aletlerdi). Kükreyen 990, hırçın, detaylara önem veren, akıllı pratikliğin gerçeküstü bir karışımı ve çok ciğerli! Aslında bu mümkün olmamalıydı (yaramaz, taşkın bir motosikletin üzerine sürülmüş bir mantık cilası); ama SMT güvenilir ve aynı zamanda da insanı kahkahalara boğacak kadar da çılgın olabiliyor.

SMT aslında zamanından önce doğmuş bir model. Günümüzdeki modeller gibi şehir içinde de rahat, hafta sonunda da eğlenceli, uzun yola da gelen bir İsviçre çakısı. Tek fark 990 hacmindeki motorun günümüz Türkiye’sinde fazla büyük kalması.

Ha çok önemli bir fark daha var o da 990 SMT’nin, elektronik kontrolün olmadığı safkan bilek kontrollü KTM’lerden olması. Sürerken insan olacaksınız, tek hatada sizi alıp yere çarpacak makinelerden birisi bu SMT. Siz ona saygı duymazsanız o da sizi dinlemez. Yiyor mu?

7- BMW F800ST
2006’dan günümüze, 798 cc, 8 supap, paralel ikiz, 84 bg, 224 km/s.

800 cc’lik bir spor tur motosikleti üretmek 2006 yılında pek mantıklı bir karar değildi. Görünmez bir tasarım, olgun renk seçimleri, yarı sportif duruş, ABS ve çanta; yaşasın, BMW logosu taşıyan güzel bir çok yönlü motosiklet daha ürettik. Sonra biraz daha derinlemesine baktık. Paralel iki silindirli motor, Honda’nın V4’ünden daha az tüketirken, %25 daha çok güç üretiyordu. Kayışlı aktarma sistemi, yine yeni bir icatmış hissi veriyordu ve Buell’inkine benzer dayanıklılık sorunları taşımıyordu. Yepyeni haliyle VFR’den daha ucuzdu, sigortacıları daha az korkutuyordu ve 40 kg daha hafifti. Düşünecek olursak, hala da öyle olduğunu söyleyebiliriz. Trafikte ince ve hamarat; uzun yolda geniş bir alan ve uzun bir menzil sunuyor; bozuk arka yollarda ise cesur, eğlenceli bir spor motosiklete dönüşüyor. Evet, eğlenceli.

Muhtemelen en büyük sürpriz bu motosiklet oldu.
Öneri: Unutmayın, benzin pompası sağınızda olacak.

En iyi çok yönlü: Çanta
Yumuşak çantalar spor motosiklet sürücülerinin düşmanıdır. Sevgili hafif motosikletinizi çantalar, kutular ve çeşitli saçmalıklarla kaplamak istemezsiniz. Depo üstü çantalar önünüzü keser. Yumuşak yan çantaları takıp sökmek ö-m-r-ü-n-ü-z-ü––a-l-ı-r. Arka seleye takılan çantalar, düşüp arka lastiğe dolanma riskinden dolayı sürekli stres yaşatır. Bu da yanmayacak, düşmeyecek ve hareketinizi kısıtlamayacak sırt çantalarına kaldığınız anlamına geliyor. Kriega R30 su geçirmez, büyük hacimli ve konforlu. Herhangi bir eşyanız içine sığmazsa, evde bırakın. Ölmezsiniz.

6 Honda CBF1000F (sahibinden sayfası için tıkla)
2010’dan günümüze, 998 cc, 16 supap, sıralı dört silindir, 102 bg, 230 km/s.

Honda kalite, detay, kullanışlılık ve her motosikletinin çok yönlü kullanışlılığıyla meşhurdur ve CBF1000F de bunun bir kanıtı. 600 ve 1000’lik modeller her zaman sorunsuz, düzgün tutumlar sergilemiştir; ama 2010’da geliştirilen model son derece kabiliyetli. Sıralı dört silindirli türbininden alınan daha fazla güç, daha büyük depo ve geliştirilmiş şasisiyle, (ayarlanabilir) sürücü alanı, dillere destan sürüş kalitesi, harika göstergeler ve en dengeli, sorunsuz yol tutuşu sunuyor. Suzuki GSX gibi motosikletler bunun yanında hantal çirozlar gibi kalıyor. Her yolda, her durumda 1000F güven içinde ilerlemenizi sağlıyor.
Öneri: Sıkıcı olduğu konusundaki yorumlara aldırış etmeyin.

5- Triumph Tiger 800XC (sahibinden sayfası için tıkla)
2011’den günümüze, 800 cc, 12 supap, sıralı üç silindir, 84 bg, 208 km/s.

En iyi 25 motosiklet için çok uygun görünmüyor olabilir ama çok yetenekli bir Triumph bu. Eskiden rakipsiz olan Sprint ST’nin yanından dörtnala geçen Tiger 800XC, bu güne kadar üretilmiş en esnek Triumph. Tümseklerden sekerken, apekslerden geçtiğinde göründüğünden daha mutlu görünse de asfalt yolları, yol temelli motosikletlerin çoğundan daha büyük başarıyla alt ediyor. Pist gününde bu motosikletle geride kalmazsınız. Tura çıktığınızda da zorlanmazsınız. Tek depoyla 320 km menzil, büyük miktarda eşya taşıma kapasitesi, geniş oturma alanı standart konfor seçenekleri. En çok yönlü kullanım alanı sunan çok yönlü motosiklet 800XC’yi yenmek gerçekten zor.
Öneri: Çok yüksek motosiklet olduğunu bilin; patika motosikleti değil.

Burada benim değerlendirmemi okuyabilirsiniz: Tiger 800XC

4- Ducati Multistrada 1200 (sahibinden sayfası için tıkla)
2010’dan günümüze, 1198 cc, V2, 142 bg, 237 km/s.

Macera motosikletleri hala iyi satıyor. BMW R1200GS’in üretimini yetiştiremiyor, Triumph Tiger 800’le voliyi vurdu, Yamaha, Honda ve Suzuki’nin rakip modelleri var. Ama dikkat Ducati farklı bir oyun oynuyor. Bir GS özentisi model üretmek yerine, dünyayı dolaşabileceğiniz bir katır yaptılar. Ducati safkan ve asil atlar gibi modelleriyle ünlü; MultiStrada ise daha çok bir katır gibi: güçlü, kendine has huyları olan bir yol arkadaşı. En azından iddia böyle, bunu daha sonra konuşacağız.

Multistrada’nın koca bir gagası, yan çanta bağlama noktaları, enduro benzeri bir sürüş pozisyonu, yarı dişli lastikleri olsa da o aslında her işi yapan uzmanların ilk örneği olabilir. Uzun yola gelen, deli gibi viraj yapan, yatan-kalkan, ciğerli mi ciğerli bir motosiklet. Aşık olması çok kolay. Görünüşü bile yeter hatta.

Yönlendirmesi süper hafif, ayrıca üstün gaz tepkileri ve orta devirlerde de güçlü mü güçlü, Evet sportif. Gezi işini de başarıyor; çünkü oturuş konforunu mükemmel şekilde çözmüşler. Yeterince geniş sele, işe yarayan bir ön cam ve Ducati motoru ile “ruhu” sunuyor. Teknolojik oyuncakları ve destekleri var. Araziye çıkınca derelerden tabii ki oynaya zıplaya gitmek bu aracın işi değil ama arazide de Ayrıca, derelerden sıçrayarak geçemese de “enduro” modu yeterince kabiliyetli. “Çok yönlü” kavramı sözlüğe girecekse, yanına “Multistrada’ya bakınız” yazarsanız başınız ağrımaz.

Ama. İşte aması var. Ducati’ler -özellikle elektrik denince- çok güvenli aletler değiller. Artı olarak bir “Desmo” huyu var (her on bin kilometrede büyük bakım demek). MultiStrada kullanan arkadaşlarım var, sorunsuz üç ay geçirdiklerini görmedim. Sonuç: çok paranız varsa güzel alet.

3- Yamaha FZS1000/FZ1 (sahibinden sayfası için tıkla)
2001’den günümüze, 998 cc, 20 supap, sıralı dört silindir, 120 bg, 249 km/s.

Arada bir, bazıları, hedefi tam on ikiden vuran bir motosiklet üretirler ve zamanlaması da mükemmeldir. Sadece doğru motosiklet değil, doğru motosiklet, doğru zamanda.

Fazer 1000 harika bir örnek.

Son nesil bir spor motosiklet motorunu eski teknolojiye sahip fakat yetenekli bir şasiye takmak, sonra da ona bir roadster sürüş pozisyonu vermek o kadar da efsanevi bir davranış değildi. Bandit 1200’de ve 90’larda ZR, GSX ve CB’nin 750 cc’lik versiyonlarında bunu görmüştük zaten.

Ama Fazer doğruyu yakaladı, tam da sürücülerin kullanışsız, deli işi spor motosikletleri sorgulamaya başladığı anda. R1 motoru, sulandırılmış, pörsük bir eski karması değil. Ciddi bir makine. Şasi ilham vermiyor; ama iyi çalışıyor. Tasarım kaslı ve şık olmak arasında doğru dengeyi yakalıyor. Bakması zevk veriyor, yavaş sürmek zevk veriyor, sert sürmek zevk veriyor, bozuk yollarda keyifli, selenin üzerinde bir gün geçirdikten sonra bedeni mutlu ediyor, sevmek istediğiniz zaman garajda insana zevk veriyor.

2006 yılında baştan yaratılan Fazer spora daha fazla önem vermeye başladı; ama her iki motosiklet de geçek anlamda her isteğinizi yerine getirir. Kolaylıkla.

2- BMW R1100/1150/1200GS (sahibinden sayfası için tıkla)
1993’ten günümüze, 1085 cc, 1170 cc, 71-87 bg, 195-217 km/s.

“Dev patika motosikleti” sıra dışı bir konsept olmalıydı, fuarlarda insanların merakla izlediği; ama satın almadığı bir konsept. Eski teknolojiye sahip olmakta inat eden (hava soğutmalı), heyecanla dışarı fırlamış silindirler, garip bir süspansiyon sistemi ve rahatsız edici tasarımı bir araya getirirseniz, motosiklet kesinlikle çabucak unutulur.

Fakat 2011 yılında hiçbir şeyi öngöremiyorsunuz. Çirkin şehir içi motosikletleri, şehrin göbeğindeki oto parklarda yatıyor. Düşük kilometrede, noktasız güzellikler sadece güneşli Pazar günlerinde sokağa çıkıyor. Uzun yol için tasarlanmış cruiserler teneke kutular gibi ses çıkararak feribotla bir yerlere geçiyor. Birkaç sessiz kahraman da lastiklerini çamura batırıp macera motosikleti deneyimini sonuna kadar yaşamaya çalışıyor.

GS ise sadece yol dışında da gidebildiği için müthiş bir genel kullanım motosikleti değil. Tüm kusurlarına rağmen, tam anlamıyla şartlara uyum sağlayabilen esnek bir yol motosikleti. 1100 modern tasarıma geçiş yaptı, 1150 şöhreti yakaladı, 1200 ise noktayı koydu. Çok yönlü motosiklet anlayışımızı değiştirdiler, tanımı genişlettiler ve pek çok kopyaya ilham kaynağı oldular. Hiç birinin BMW’nin yarısı kadar bile başarılı olamaması durumu açıklıyor.
Öneri: Sıradan olmaktan korkmayın.

1- Honda VFR750/800/VTEC
1986’dan günümüze, 748 cc, 16 supap, V4, 92 bg, 241 km/s.

Evet, bunu tahmin etmek zor olmadı. Bunu yazacağımızı çoktan tahmin etmiş olmalısınız. Sadece başkalarından farklı olmak için sahte sonuçlar yayınlamak istemeyiz: Honda VFR bu güne kadar üretilmiş en iyi çok yönlü motosiklet.

Örneğin Tiger 800XC kadar esnek olmadığını öne sürebilirsiniz. Triumph pistte VFR’nin tozunu yutar, yolda yakalar, toprakta ise kıçını tekmeler. Fazer 1000’in sürüş pozisyonunun daha hoş olduğunu savunabilirsiniz. Multistrada’nın daha kuvvetli olduğunu ve daha iyi yol tutuşa sahip olduğunu söyleyebilirsiniz. Fakat çok yönlülük amorf bir konsepttir ve derin yararlılık atmosferinin dağıldığı şu günlerde en iyiyi ölçmenin sadece bir yolu var: hangi motosiklet daha çok kişiyi, daha uzun süreler memnun etti? Bunun tek bir cevabı olabilir.

Honda’nın kül olan V4 hanedanlığından 1986 yılında doğan VFR750 asla bir spor motosiklet olmadı. O, RC30’un rolüydü. Yeni yarış replikalarının performansıyla yarışmakta isteksiz VFR, daha önce var olmayan yeni bir Pazar yarattı. En başından itibaren çok yönlü bir motosikletti o. Kullanışlı, pratik, gösterişsiz, pist odaklı olmayan; ama tur için de tasarlanmamış. İstediğimizin hoş motosikletler olduğunu bilmediğimiz zamanlarda üretilmiş, sadece ve gerçekten çok çok hoş bir motosiklet.

Yıllar geçtikçe VFR biraz büyüdü, yeni şasi tarzına, daha iyi lastiklere ve daha keskin frenlere kavuştu. Tasarım değişti; ama gerekli hatlar korundu: zayıf tam karenaj, sportif sayılabilecek sürüş pozisyonu, yönetilebilir yol tutuş ve performans. 1998 yılında motor büyüdü ve yakıt püskürtme sistemi eklendi. 2002 yılında tasarım daha keskin hatlara kavuştu ve motora VTEC değişken supap zamanlaması eklendi. Ancak prensipler aynı kaldı. Yüz binlerce müşteri tarafından satın alındı ve hiç birinin motosikletinden pişman olduğunu hayal bile edemiyorum.

Honda VFR’yi üretmeye ve sütünü sağmaya devam ediyor. Son zamanlarda Crossrunner’ı piyasaya çıkardılar; özünde 2012 yılı için yeniden paketlenmiş bir VFR. Bir yıl önce başrolde daha büyük, daha ihtişamlı VFR1200 vardı. Gelecek yıl 1200 Crosstourer VFR temasının başka bir varyasyonu olacak.

800’ün bunların hepsinden daha uzun yaşayacağına bahse varız.
Öneri: Bir egzoz takın ve o V4’ün sesini dinleyin.

En iyi 25 motosiklet içerisinde en çok modeli olan Honda oldu. Honda boşuna efsane marka değil, motosiklet tasarlarken piyasadaki talepleri görüyor ve motosiklet sınıfları arasındaki boşlukları iyi görüp çok yönlü çok iyi motosiklet modelleri üretiyor. Aferin Honda!

“Her İşi Yapan En İyi 25 Motosiklet” üzerine 5 yorum

  1. Bende de 2001 model vfr800 var dönüp dolaşıp bu yazıyı okuyorum sonrada iyiki almışım bu motoru diyorum.

    Cevapla
  2. Bu yazıyı yeni gördüm. Yayınlandığı tarihte VFR’mi satmışım. 7 sene bindim. Akü bile değişmedi. Her yere gittim. Hiç bir motora 1 yıldan fazla binmemiştim. Sattıktan sonra da diğer motorlar “daha azıyla yetinmek” derler ya o hissi verdi. “Klasik modern” bir VFR yeniden çıkarsa alırım. Bir de şaftlı olursa tadından yenmez.

    Cevapla
  3. Fikrinize saygı duyuyoruz tabii ki lakin dünyada en saygı duyulan motosiklet yazarlarından ve en büyük dergilerinden birisinin yazısı olduğu için (Motoron’dan bahsetmiyoruz) sizin kadar cesur eleştiremiyoruz açıkçası 🙂

    Cevapla

Fikrinizi Belirtin