Yamaha 60. Yıl özel seri

Yazı önerisi: Yamaha R7 yol ve pist ilk sürüş test ve değerlendirme yazısı yakında yayımlayacağım isterseniz o yazıya da bir bakınız

Ülkemizde çok dikkat çekmese de büyük markaların özel seriler çıkardıklarını biliyoruz. Ben ülkemizde sadece 1200 GS modelleri için özel seri dendiğini duydum. Ama bu ikinci elde bir fark yaratıyor mu bilmiyorum.

Yine de söylemek gerekir ki özellikle yeni nesillerle birlikte motosiklet piyasası ve algısı hızla değişiyor. Nasıl ki eskiden motosiklet 600 cc. ve üzeri iken şimdilerde ana grup 250 cc.’ye kaydıysa, estetik ve keyif daha bir öne çıktı ise, sanıyorum özel seri motosikletler de yeni dönemde biraz daha ciddiye alınacak.

Bu gözlemimin temeli Z kuşağının her şeye al-sat ya da ticaret şeklinde bakmaması. Gençler keyfe, istediğine para harcama ve karşı tarafı kazıklamadan ticaret yapma gibi değişik huyları (!) var. Evet yeni nesil ucuza kapatmak yerine hakkını veriyor.

Neyse çok uzattım gelelim konumuza: Yamaha’nın 2022 model özel seri motosikletleri.

60. Yıl Özel Serisi Yamaha’nın R1, R3, R7 ve R125 modellerini kapsıyor.

Yamaha’nın motor sporlarında resmi olarak yer alışının 60 yılını kutlamak için R1 R6 R3 ve R25 serileri için 60 yıl özel modelleri tanıtıldı. Bunlar bir nevi kutlama modelleri. Resmi sitelerinde şöyle açıklamışlar:

Zaferin renkleri rekabetten miras kaldı.

Yamaha’nın katıldığı ilk uluslararası yarış Mayıs 1961’de Fransız Grand Prix’si oldu. İlk Grand Prix zaferi ise 1963’te gerçekleşti. Ve Yamaha 1964’te ilk dünya şampiyonluğunu kazandı. O zamandan beri Yamaha fabrika takımları 500’den fazla Grand Prix kazandı. Özel olarak tasarlanan World GP 60. Yıldönümü Serisi, adını Yamaha’nın yarış zaferleriyle dolu 60. doğum gününü kutluyor.

R1 Wolrd GP 60. Yıldönümü modelinde 60. yıldönümü amblemini içeren kırmızı “Hız Bloğu” sembolü ve beyaz bir grenaj var. Read, Saarinen, Agostini ve Robert gibi efsanevi pilotlar tarafından zafere götürülen orijinal Yamaha fabrika yarış takımı motosikletlerinden esinlenen sarı bir ön plaka ve altın renkli tekerlekler Yamaha yarış tarihinin ayrılmaz parçaları olarak R1 World GP 60. Yıl modelinde de yerini alıyor. Siz de bu R1 ile kutlamalara dahil olabilirsiniz.

Yamaha Fransa resmi web sitesinden

Görüldü: twitter.com/visordown/

Bu yazı Motosiklet Tanıtım kategorisinde yayınlanmıştır; kategorinin diğer yazıları için buraya tıklayabilirsiniz.

Lifan KPT 400 tanıtım

Ucuz adventure enduro motosiklet her zaman ilgi görür

Önemsediğim bir motosiklet zira tam da Türkiye piyasasına uygun özelliklerle üretilmiş.

Bildiğiniz üzere biz Türkler havalı, güzel görünen modellere düşkünüz. Yüksek fiyatlı olmasa da estetik ya da güçlü görünen tasarımları seviyoruz. Bunun em güzel örneği de Benelli motosiklet modelleri. Özellikle TRK 502 modelinin gördüğü ilgi bunun kanıtı.

İşte KPT400 de bu özelliklere sahip. Birincisi farklı ve güzel görünüyor. Gerçi yeni nesil Harley Davidson’lara benziyor evet ama yine de albeni Türkiye’de her zaman işe yarar.

Lifan KPT 400 isim olarak etkileyici bir koda sahip olmasa da görünüşü ve özellikle fiyatıyla ikna edici. 3,500 Pound’luk (İngiltere satış fiyatı) bu boyutta ve güçte bir motosiklet için çok iyi fiyat. Bu arada sele altından başlayıp kafa alında devam eden parlak yeşil-sarı hat ise Husqvarna imzası gibi 🙂

KPT 400, teknoloji ve motor özellikleri

  • Lifan ayarlanabilir TFT ekran,
  • Tamamı LED farlar,
  • Dahili navigasyon ve Bluetooth ile geliyor.
  • Trellis iskelet, ters çatallar, arkada tek amortisör, önde çift arkada tek diskli frenler ile risk almayan güvenilir bir altyapı üzerinde üretiliyor KPT400.
  • Isıtmalı elcikler
  • Yüksek gidon
  • İki seviyeli ama tek parça sele
  • Ayarlanabilir ön cam
  • Alaşım jantlar
  • 211 kilogram ağırlık
  • Garip ama 400 cc.’lik hacmine göre devasa bir 18,5 litrelik depoya sahip. KPT 400 Dakar yoluna çıkacakmış gibi bir menzile sahip bu depoyla: yaklaşık 500 km yapıyor!

KPT 400, Harley Pan America‘ya benzese de daha iddiasız bir motorla geliyor. Gerçi görünüm motorunun ufaklığını gizleyecek şekilde tasarlanmış; bakınca bunun bir sıvı soğutmalı paralel çift silindirli olduğu pek anlaşılmıyor.

Bu motor 42 beygirini 9’500 devir/dakikada veriyor. Tork ise 7’500 devir dakikada azami değerine ulaşıyor ve 34.98 Nm seviyesinde.

Bunlar çok iddialı değerler değil ama yine de sınıfın lideri KTM 390 Adventure’den çok uzakta değil. Fiyatına bakacak olursak şaşırtıcı derecede aynı sınıfta ve ligde bulunuyorlar. İyi iş Lifan!

Sonuç: keşke gelse

Lifan bu sınıfta şimdiye kadar iddialı olmamıştı. Markayı daha çok 125’lik scooter ve motosiklet modellerinden biliyorduk. Bunun sebebi Lifan’ın güçlü olduğu piyasalarda ufak hacimli modellerin çok satması. Fakat Lifan büyüyüp güçlenince başka pazarlara da göz dikti ve o pazarlar büyük hacimlerde çok satış yapıyor. Dolayısıyla öngörüm KPT 400’ün kalite açısından sorunsuz, sürücüsünü memnun eden bir model olacağı yönünde.

Görüldü: visordown.com/lifan-kpt-400

Eğer daha fazla bilgi almak isterseniz Lifan Türkiye resmi web sitesi burada: lifan.com.tr fakat sizi uyarmam gerek, web sitesini gördükten sonra: “Valla gelse de almam.” diyebilirsiniz…

Bu yazı Motosiklet Tanıtım kategorisinde yayınlanmıştır; kategorinin diğer yazıları için buraya tıklayabilirsiniz.

BMW CE 02 elektrikli scooter tanıtım

BMW, bisiklet ile motosikleti birleştiren yeni elektrikli aracını tanıttı

BMW CE 04 elektrik scooter böyle sıra dışı bir scooter idi.

Motorrad, elektrikli araçlarını öne çıkarmak için yeni modeller tanıtmaya devam ediyor. CE 04 modelinden sonra şimdi de CE 02 modeli ortaya çıktı.

CE02 motosiklet ve bisikleti birleştiren bir tasarım sunuyor

BMW Motorrad (BMW’nin motosiklet bölümü) elektrikli motosiklet yelpazesini farklı tasarımlarla yapıyor. Tıpkı CE 04 elektrikli motosiklette olduğu gibi, CE 02 de motosiklet ve bisikletin birleşimi mini-bike (ufak motosiklet demek).

CE elektrikli motosiklet modellerinin tasarım anlayışı farklı

Gerek CE 04 gerek CE 02 gelecekten gelmiş gibi. Bu modellerin ortak bir görünüşü var. Sert köşeler, düz uzun paneller ve az katmanlı gövde yapısı. Sele hep düz tahta gibi mesela. Gidonlar yüksek. Tekerlekler büyük.

Bu ortak noktaların sebepleri yeni görünüm ve piyasadaki ürünlerden farklılaşma evet lakin altyapının elektrikli motor olduğunu unutmayalım. Elektrik motoru demek büyük, hantal, ağır bir pil birimi demek. İşte büyük tekerlekten büyük panellere kadar her sonuç bu altyapının ve zorunluluklarının yorumlanışı.

Kısacası CE serisi, performans içermeyen bir elektrikli motosiklet modellerini belirtiyor ve yeni başlayan ya da acemi sürücüleri hedef alıyor. İlginç bir tercih. BMW geleceğe oynuyor fakat bir yandan da acemileri hedefleyerek geleceği garanti altına almak istiyor.

CE 02 nasıl bir elektrikli scooter?

Resmi açıklamada da CE 02’nin daha önce motosiklet sürmemiş gençlere hitap edeceği belirtilmiş. Dolayısıyla iddialı bir gücü yok. CE02 tamamen elektrikli ama BMW, CE 02’yi (scooter diyebiliriz sanırım) pil kapasitesini söylemeden tanıttı. Performans öngörüsünde bulunmamamız için olsa gerek. Bununla birlikte, açıklamada, 119 kg. ağırlık ve tek şarj ile yaklaşık 90 km. menzil ve 11kW güce sahip motor ile 90 km/s azami hız bilgisi verildi. Yukarıdaki iddia karşılığını bu değerlerle buluyor aslında.

CE 02 şehir içini, hız aramayanları, yaşı ufak yeni sürücüleri hedefliyor. Scooter’ın Türkçe karşılığı “kaç-kaç” yani fıt-fıt oradan oraya zıplamayı hedefleyen bir motosiklet türü. Bu yönüyle tam bir scooter. Mevcut scooter modellerinden farkı da bu. CE 02 eskiden farklı, yeni neslin hayat algısına uygun bir model, zemin ve anlayış.

CE 02 kimleri hedefliyor?

İçerisinde kaykay taşıma alanı da var CE 02’nin! Bu bir tasarım özelliği midir bilemiyorum 🙂 ama fazla genç bir özellik olduğu belli. Aşırı basit bir görünümü var. Fakat beklediğimden de büyük. Tıpkı arka taraftaki kayış kasnağı gibi… Garip demeyeyim hadi ama alışıldık bir görünüm olmadığı kesin.

Performans 15 inçlik jantlara, önde ve arkada disk frenlere emanet. Büyük tekerlekler konforlu sürüş, iyi yol tutuş, etkin frenleme demek. Buna karşın yine büyük tekerlek performans aranmadığında kullanışlı olur. Acemiler demiştik değil mi? Görünen o ki elektrikli motorun yüksek ve her an hazır gücü büyük tekerleklerle dengelenmeye çalışılmış.

BMW CE 02’yi konsept tasarım olarak tanıttı. Üretileceğine dair bilgi yok henüz. Ancak, CE 04’ün 2022 yılında 16’000 USD fiyatla piyasaya gireceğini biliyoruz. Galiba CE 02 üretim kararı piyasanın CE 04’e vereceği tepkiye göre verilecek. Bence üretilir; hissiyatım o yönde.

Markanın kendi tanımına göre BMW CE 02 elektrikli scooter: “Ne klasik motosiklet ne de scooter.”. Bu tanım, “CE 02 ile daha önce motosiklet kullanmamış gençleri hedefliyoruz.” açıklamasını destekleyici nitelikte. CE 04 gibi CE 02 de tamamen elektrikli olacak ve boyutu itibarıyla BMW CE 02 elektrikli scooter ilk kez “motorlu araç” kullanacak gençler hedefine daha uygun konumlanmış oluyor.

Teknik özellikler

BMW, CE 02 için pil ayrıntılarını açıklamadı. Bununla beraber, tek şarjla 90 km. menzili olduğunu açıkladılar.

Diğer teknik bilgiler ise şöyle:

  • 11kW’lık bir kayış tahrikli elektrikli motor var,
  • Azami hız saatte 90 km.
  • 15 inç ön ve arka jant ölçüleri,
  • Disk frenler,
  • Toplamda 120 kilogram ağırlık

Teknik gariplikler

CE02 kavramsal bir araç tamam ama paylaşılan fotoğraflarda ayaklık olmaması biraz fazla iddialı gibi 🙂

Dikkatli bakarsanız ayakların yan olarak monte edilmiş kaykay üzerinde olduğunu görüyorsunuz. Tamam motosiklet kullanmayan gençler hedefleniyor lakin kaykay kullanıcı oldukları kesin mi ki? Neyse, biraz değişik bir kafa bu CE 02 kafası demek ki.

Gerçi sürücünün sırtında taşıdığı bitki de garip bir fikir. Kim bilir, belki de CE 02’nin bitki gezdirmek için ideal olduğu fikrini aşılamaya çalışıyordur BMW 🙂

Şaka bir yana başka gariplikler de var bu fotoğrafta. Arka teker merkezindeki kayış kasnağı (arka çark muadili) tencere kapağı gibi duruyor. Sürücünün oturduğu yerden arta kalan kısım ise çok ufak. Görülen o ki CE02 artçı için yer sunmayacak? İşin ilginci sele için yer var ama sanki özellikle kısa tutulmuş gibi…

Kaynaklar ve ilgili sayfalar:

Görüldü: Engadget.com

Bu yazı Motosiklet Tanıtım kategorisinde yayınlanmıştır; kategorinin diğer yazıları için buraya tıklayabilirsiniz.

F1 Sözlüğü

2021 Formula 1 Türkiye ne zaman, saat kaçta, hangi kanalda, nasıl giderim?

F1 İstanbul Park programı, yayın akışı ve saatleri

Cumartesi 9 Ekim 2021, 12.00: 3. Antrenman turları
Cumartesi 9 Ekim 2021, 15.00: Sıralama turları
Pazar
10 Ekim 2021, 15.00: Yarış 

Formula 1 Türkiye GP hangi kanalda?

Formula 1’de antrenman turları, basın toplantısı, sıralama turları ve yarış S Sport 2 ve S Sport Plus kanallarından canlı yayınlanacak.

Formula 1’e nasıl gidilir?

F1 İSTANBUL PARK ULAŞIM HAT BİLGİSİ VE FİYAT TARİFESİ

Gidiş Süresi : 45 dk. – Dönüş Süresi : 45 dk.
Güzergah: MUDANYA BUDO İSKELESİ – GÜZELYALI ATATÜRK CD. – DÖRTÇELİK CD. – GÜZELYALI KÖPRÜLÜ KAVŞAĞI – MUDANYA YOLU CD. – GEÇİT – DEVLET ÇEVRE YOLU – TERMİNAL DÖNÜŞ: Aynı yolu ters yönde kat ederek geri dönmektedir.

F1 İÇİN TEK BİNİŞ FİYATLARI: Tam: 6.4₺ | İndirimli: 5.4₺ | Öğrenci: 3₺
BİLET (Ultralight Uzun 2 Adet): 16₺

Yukarıdaki ulaşım bilgileri 06/10/2021 tarihinde güncellenmiştir. Özgün sayfa burada, yola çıkmadan son durumu kontrol etmenizde fayda var: burulas.com.tr/otobus/f1/

F1 Sözlük

Her özel konuda olduğu gibi, Formula 1 dünyasının da kendine özgü bir kelimeler bütünü vardır. F1’de kullanılan kelimeleri bilmiyorsanız doğru yerdesiniz. Bu terimleri öğrenmek kolaydır çünkü teknikten çok yarışın kendisiyle alakalı terimlerdir. F1 sözlüğü Türkçe kaynak yaratmak amacıyla hazırladım ama tabii ki burada her terim yok. Eğer öğrenmek istediğiniz bir kelime varsa alta yorum olarak ekleyin, sözlüğe birlikte ekleyelim.

CTRL ve F tuşlarına aynı anda basarsanız tarayıcınızın arama özelliği etkinleşir. İstediğiniz terimi sayfa içinde bulmak için kullanabilirsiniz.

Sözlükteki görsellerde konu edilen parçaları fotoğrafın içinde renkli ve net olmalarından ayırabilirsiniz. Daha kolay anlamanız için, ana konu dışındaki kısımları siyah/beyaz ve bulanık hale getirdim.

Başlık kodlamaları
TÜRKÇE + (İNGİLİZCE kelime +
[İngilizce kelimenin Türkçe telaffuzu, okunuşu])

Aerodinamik
Bir nesnenin hava ile ilişkisini, özellikle hareket halindeyken oluşan hava direncini inceleyen bilim dalı. Formula 1 otomobillerinde çok önemlidir.
% 107 kuralı
Sıralama seansının ilk aşamasında, en hızlı Q1 süresinin yüzde 107’sini aşan tur zamanı olan sürücünün yarış harici kalır. Bununla birlikte, istisnai durumlarda, deneme turlarında geçerli zamanı tutturmak gibi, yetkililer o arabanın yarışa katılmasına izin verebilir.
Art kısım sürücüsü (Backmarker [bekmarkır])
Pistin arka ucundaki sürücüyü tanımlamak için kullanılan terim. Ön gruptan bir sürücü yaklaşırken görevliler bu sürücüye Mavi bayrak sallayarak tur bindiren sürücünün sorunsuz geçiş yapmasını sağlarlar.
Apeks (Apex [eypeks])
Motorsporlarında daha hızlı gitmek için özel bir yol çizgisi üzerinde sürüş yapılır. Apeks virajın ortasında, iç tarafta bulunur. Yarış çizgisi genelde dönemecin dışından başlar ve apekse dokunarak tekrar dışa doğru açılarak devam eder. Site içi apeks yazısı burada.
CAD
Bilgisayar Destekli Tasarımın kısaltması. Formula 1 araçlarını tasarlamak için kullanılan yöntem ve bilgisayar ortamıdır.
Balast (Ballast)
Minimum ağırlık sınırına çıkmak için gerekli ek ağırlıklar. Aracın değişik noktalarına konarak, aracın dengesini iyileştirmek gibi bir görevleri de vardır.
Fren dengesi (Brake balance [breyk balıns])
Sürücünün frenleme gücünü ön ve arka tekerlekler arasında istediği şekilde değiştirmek için kullandığı bir anahtar (düğme).
Hava kutusu (Air Box [eyr boks])

Sürücünün başının üstünde yer alan hava girişi. Motor buradan nefes alır. En yukarıda olduğu için takla anında direnç noktası olarak da da işlev görür.
Otoklav (Autoclave [otoklav])
Karbon fiber üretiminde kullanılan bir tür fırın. Farkı sıcaklığı basınç ile birlikte kullanmasıdır. Karbon fiber fırınlanarak sertleşen ve kullanıma hazır hale gelen bir malzemedir. Bu arada karbon fiber Formula 1 otomobillerinin ana malzemesidir.
İtiraz (Appeal [apiyıl])
Bir takımın yarış yetkilileri tarafından haksız yere cezalandırıldığını düşünmesi halinde sürücülerinin adına yaptığı talep.

Kabarcıklanma, pütürlenme (lastik) (Blistering [blistering])

Lastiğin veya bir kısmının aşırı ısınması sonucunda oluşan arızadır. Aşırı ısı, lastiğin gövdesinde yumuşamalara, hatta bir bölümün parçalanmasına neden olabilir. Kabarcıklanma, uygun olmayan bir lastik bileşimi (örneğin, pist koşulları için fazla yumuşak olma gibi), yüksek lastik basıncı veya aracın yanlış yapılmış ayarları yüzünden oluşabilir.

Lastikler hakkında ayrıntılı bilgiler ve fotoğraflar: formula1-dictionary.net/using_tires
Yönlendirici levha (Bargeboard [bercboord])

To barge: çarpmak, toslamak, yöneltilmek, yönlendirilmek gibi anlamlara sahip.
Bu bir gövde parçası. Amacı, aracın yanlarındaki hava akışını düzenlemek, yönlendirmek. Ön tekerleklerden sonra dikey şekilde sabitlenerek gelen havayı emme bölgesine yönlendirir.
Diplemek, çökmek, oturmak (Bottoming [batıming])
Aracın (şasinin) zorlayıcı bir süspansiyon hareketiyle inebileceği en alt noktaya kadar aşağıya inmesi ve alt yüzeyinin yola çarpması.
Gövde parçaları (Bodywork [badivörk])
Pitten ayrılmadan evvel monokok gövde üzerine takılan karbon fiber bölümler. Motor kapağı, kokpit üstü ve burun konisi gibi parçaların genel adıdır. Kaporta gibi düşünebilirsiniz.
CFD
Hesaplamalı Akışkan Dinamiği tamlamasının kısaltması. F1 tasarımcıları tarafından aerodinamiyi, araç ile hava akışının etkileşimini tahmin etmek için karmaşık matematik ve simülasyon kullanan bir araçtır. Normalde geleneksel rüzgar tüneli araştırmaları ile birlikte kullanılır.
Memur (Tam karşılığını bulamadım) (Marshal)
Yarışın güvenli şekilde gerçekleşmesini sağlayan yarış yetkilisi. Seyircilerin güvenlik tehlikesi yaratmalarını engellemek, yangın yönetiminde sevk ve idare ve müdahale, yarış dışı kalan arabaları/sürücüleri pistten çıkarmaya yardımcı olmak ve parkurun durumunu sürücülere bildirmek için bayrak sallamak da dahil olmak üzere çeşitli görevleri vardır.
Şikan (S viraj)
Art arda gelen virajlar. Genelde ikili olur ve S viraj denir. Ana mantığı araçları yavaşlatmaktır.
Şasi
Motorun ve süspansiyonun bağlı olduğu, arabanın ana kısmına şasi denir. İskelet gibi düşünebilirsiniz.
Bozunma (Degradation [degredayşın])
Bir lastiğin performansını veya tutuşunu kaybettiği süreci tanımlamak için kullanılan terim. Lastik tabanının aşınmasından farklıdır. Sırt aşınması lastiğin fiziksel olarak azalmasıdır, bozunma ise lastiğin kimyasal özelliklerini yitirmesidir.
İyi, sorunsuz hava (Clean Air [clıin eyr])
Çalkantılı (türbülans) olmayan hava. En baştaki araç bu hava içinde ilerler. Bununla birlikte her araç arkasındaki havayı düzensiz hale getirir, arkasında türbülans, hareketli hatta sıcak hava bırakır. Tüm bu şartlar arkadaki araç için sorun yaratır.
Delta zamanı (Delta Time [delta taym])
İki farklı tur veya iki farklı araba arasındaki zaman farkını tanımlamak için kullanılan terim. Örneğin, genellikle bir sürücünün en iyi deneme turu (practice) süresi ile en iyi eleme tur süresi arasında negatif bir delta vardır, çünkü düşük yakıt ve yeni lastik fark yaratır.
Coanda etkisi
Hızla ilerleyen hava akımının düz bir yol izlemek yerine, yakınındaki bir yüzeye yapışarak, düzeyin eğimlerini izleyerek ilerlemesi olayıdır. F1 tasarımcıları havayı bu etkiyle istedikleri yere yönlendirirler. Örneğin egzoz çıkışından arka difüzöre hava akışını taşımak gibi. Wikipedia sayfası
Difüzör (Diffuser [diffüyzır])
Araç altından geçen havanın çıktığı arka kısım. Difüzörün tasarımı, havanın çıkış hızını kontrol ettiği için çok önemlidir. Alttan geçen havanın çıkışı ne kadar hızlı olursa, arabanın altındaki hava basıncı o kadar düşük olur, bu otomobilin bastırma kuvvetini arttırır.
Kokpit (Cockpit [kokpit])
Sürücünün oturduğu bölüm.
Bastırma kuvveti (Downforce [davnfors])
Aracın ilerlerken maruz kaldığı aşağı yönde bastırma etkisi gösteren hava (aerodinamik) kuvveti. Aracı aşağı doğru bastırdığı için yol tutuşu ve hızı etkiler. Bu etki aracın çekişini, hızını ve dönüş kabiliyetlerini iyileştirmek için kullanılır.
Bileşim (Lastik) (Compound [kompaund])
Lastiğin taban (sırt) karışımı, lastiğin yolla temas eden parçasıdır, bu nedenle lastik performansına sonuç eden önemli faktörlerdendir. İdeal bileşik, maksimum kavrama özelliğine sahip ancak yine de dayanıklılığı ve ısı direncini koruyan bileşiktir. Tipik bir Formula 1 yarış bileşiği kauçuklar, polimerler, kükürt, karbon siyahı, yağ ve diğer katkıları içeren ondan fazla bileşeni içerir. Bu unsurlardan her birinin, fazla veya az oranda kullanılabilen çok sayıda türevi vardır.
Bileşimdeki (karışımda) çok küçük değişiklikler bile lastiğin yarış performansına doğrudan etki eder ve değiştirir.
Bilgilendirme (Debrief [debriif])
Bir takımın pistteki sürüşten sonra araç ayarı, performansı ve stratejisinin tartışıldığı, pilotlar ve mühendisler arasındaki toplantı.
Sürükleme-çekme (Drag [dreg])
Bir araba ilerledikçe yaşanan aerodinamik direnç.
Sürücüler toplantısı (Drivers’ briefing)
Belirli bir yarış (Grand Prix) ve pist hakkındaki konuları görüşmek-tartışmak için tüm sürücülerin ve FIA yarış yöneticisinin (direktörünün) toplantısı. Bu toplantılarda sürüş standartları ve güvenlik gibi diğer konular da tartışılabilir.
Pitten geçiş cezası (Drive-through penalty [drayv truh penalti])
Yarış devam ederken Komiserler’in takdirine bağlı olarak verilebilecek iki cezadan biri. Sürücüler pit şeridine girmeli, hız sınırına uygun olarak sürmeli ve durmadan yarışa tekrar katılmalıdır.
(Elektronik) Beyin (ECU)
Motor ve şanzıman dahil olmak üzere tüm F1 araçlarındaki elektrik sistemlerini kontrol eden standart bir birimin, Elektronik Kontrol Ünitesi’nin kısaltmasıdır.
DRS
Ayarlanabilir arka kanatlar olarak da bilinen DRS (Sürükleme-çekme Azaltma Sistemi). Sürücünün kokpitten, arka kanatların belirlenmiş iki ön ayar arasında seçim yapmasına izin verir. Sistemin kullanılabilirliği elektronik olarak yönetilir. – Practice ve sıralama turlarında istendiği an kullanılabilir (araç yağmur lastiklerinde değilse).
Ancak yarış sırasında sadece pist üzerinde önceden belirlenmiş alanlarda ve öndeki araçla bir saniyeden az fark olduğunda etkinleştirilebilir.
Sürücü frenlendikten sonra sistem otomatik olarak devreden çıkar. KERS ile birlikte, sollamayı artırmak için tasarlanmıştır. KERS gibi, isteğe bağlı bir imkandır.
Kamber (Camber)

Bir lastiğin dikey eksene göre araca veya araçtan uzağa eğildiği açı. Mühendisler, otomobilin yol tutuş özelliklerini geliştirmek için kamber açısıyla oynarlar
Uç plakası (Endplate [endpleyt])

Bir arabanın ön ve arka kanatlarının dış kenarlarını oluşturan ve ana kanat elemanlarının bağlı olduğu dikey paneller.
ERS

Enerji Geri Kazanım Sistemleri veya kısaca ERS, atık ısı enerjisini (turboşarjdan) ve atık kinetik enerjisini (fren sisteminden) kullanan Motor Jeneratör Ünitelerinden oluşur. Bu enerji depolanır ve daha sonra aracı itmek için kullanılır (çekiş sistemine ek güç olarak aktarılarak). Bir F1 otomobilinde iki ERS bulunur: MGU-K (Motor Jeneratör Ünitesi – Kinetic) ve MGU-H (Motor Jeneratör Ünitesi – Isı anlamına gelir). Bu sistemler bir Enerji Deposu (ES) ve kontrol elektroniği ile tamamlanmaktadır. ERS, tur başına yaklaşık 33 saniye boyunca 120kw güç (yaklaşık 160 bhp) sağlayabilir.
Enerji Deposu (Energy Store [enerci stor])
Enerji Deposu (bazen ingilizcesinin baş harfleri olan ES olarak kısaltılır), F1 otomobilinde güç aktarma organının ve ERS’nin bütünleşik bir parçasıdır. Yakıt hücresinde bulunan ve 20-25 kg. ağırlığındaki Enerji Deposu genellikle lityum iyon pillerden oluşur. Tur başına 4MJ enerji depolayabilir (aktarma organına geri dönüşü de mümknüdür), ancak MGU-K (bkz. ERS) Enerji Deposunu tur başına sadece 2MJ sınır ile şarj edebilir.
Şekillendirme turu (Formasyon Turu) (Formation Lap [formeyşın lep])
Yarış başlamadan önceki turdur. Bu turun sonunda araçlar yarış sıralamasıyla grid sırasına yerleşmiş olurlar. Bazen ısınma turu veya geçit töreni turu olarak adlandırılır.
Bernie Ecclestone [Börni Ekılston]
F1 dünyasının kralı. F1’i başlatan ve F1 yapan adamdır.
Çakıl tuzağı (Gravel trap [greyvıl trep])
Pistten çıkan arabaları durdurmak amacıyla tasarlanmış, virajların dış kısmında oluşturulan çakıl havuzu.
G-Kuvveti (G Force [ci fors])
Hızlı yön veya hız değişiklikleri sırasında ortaya çıkan, yer çekimini bir birim alarak hesaplanan fiziksel kuvvet. Sürücüler dönüşlerde, hızlanma ve fren yaparken ciddi G kuvvetleri yaşarlar.
Kavrama/Tutuş (Grip [grip] )
Bir arabanın herhangi bir noktada çekiş miktarı, sürücünün dönerken kontrolü elinde tutmasının ne kadar kolay olduğunu belirler.
Tepki, cevap verme, Yönlendirme (Handling [hendling])
Bir otomobilin sürücü komutlarına cevabı, duyarlılığı ve de viraj tepkilerini tanımlayan terim. İyi handling’i olan araba, dengeli bir sürüşe sahiptir ve virajda kafadan ya da arkadan kayma yaşamayacaktır.

Tülerme, Taneleşme (Graining [greyning])
Araba kaydığında (slide), küçük taneler veya lastik kanalları parçaları kopabilir. Bunlar daha sonra lastiğin sırtına yapışır ve lastiği yerden çok azda olsa ayırır. Sürücü için etkisi, bilyalı rulmanlarda sürüş gibidir. Dikkatlice bir sürüşle atılan birkaç tur bu tanecikleri temizleyebilir, ancak sürücünün hızını fark edilir şekilde azaltacaktır.
Sürüş stili, pist koşulları, araç ayarı, yakıt yükü ve lastiğin kendisi bu tülerme ve tanecikleşmede rol oynar.
Aslında, lastik asfalt üzerinde kaydıkça (çok ufak slide’lar kaymalar her zaman olmaktadır), taneciklenme olasılığı o kadar yükselir.
Halo (Halo [heylo])

Sürücünün kafasını darbelerden, kazadan, takladan korumak için takılan parça.
Burada (İngilizce olsa da) ayrıntılı YouTube videosu var.
Isı döngüsü (Lastik) (Heat cycle [hiıt saykıl])
Bir lastiğin kullanımla ısınma ve soğuma sürecini anlatan terim. Bu kimyasal süreç tekrarlandıkça lastiğin ömrünü azaltır. Lastik bileşimini değiştirerek ısı döngüsü ayarlanabilir ve dayanıklılık arttırılabilir.
HANS Cihazı
“Kafa ve Boyun Destek Cihazı” nın ingilizce ilk harfleri. Sürücünün omuzlarına oturan ve kaza anında baş ve boynun aşırı hareketlerini önlemek için kaskın arkasına bağlanan zorunlu bir güvenlik cihazı. Kafanın ve boynun aldıkları darbe sebebiyle zarar görmeyeceği kadar hareket etmesine izin verir, fazlasını engeller.
Kilitleme (Fren) (Lock-up [lak-ap])

Bir sürücüyü keskin bir şekilde frenlemek ve bir veya daha fazla lastiği ‘kilitlemek’ için kullanılan terim, diğerleri dönmeye devam ederken. Lastik dumanı ve düz noktalar belirtileridir 🙂
Headrest [hedrest]

Kokpitte sürücü kaskının etrafındaki alanı çevreleyen, çıkarılabilir enerji emici köpük parça. Ortam sıcaklığına bağlı olarak üç farklı köpük türünden yapılır. Kaskın araç gövdesine çarpmasını engeller.
Hatalı Çıkış (Jump Start [camp start])
Bir sürücünün, beş kırmızı ışık sönmeden (stattan önce) çıkış yapması. Algılıyacılar (sensörler) erken hareketi algılar ve sürücü ceza alır.
Ayar, kurulum turu (Installation lap [instellayşın lep])
Bir piste, parkura gelindiğinde gaz, fren, direksiyon tepkilerini ve işlevleri test etmek amacıyla atılan, başlangıç çizgisini geçmeden önce pit alanına tekrar geri dönülen tur.
Sol ayak frenlemesi (Left-foot braking [left-fut breyking])
Sürücülerin sağ ayaklarını gaz pedalında tutabilmeleri ve sol ayaklarıyla fren yapmaları yaklaşımı. 1990’larda el debriyajlarının gelmesiyle sol ayak boşa çıkmış ve fren için kullanılabilir hale gelmiştir.
Kevlar
F1 otomobil yapımında kullanılan güçlü, hafif bir bileşik malzeme (kompozit) oluşturmak için epoksi reçine ile birleştirilen sentetik bir elyaf.
(Lastik) Mermer parçaları (Marbles [marbıls])

Yarış pistinin dış kısımlarında (kenarında) biriken küçük lastik parçaları. Bu parçalar çok kaygandır. Üzerinden geçildiğinde kaymaya sebep verebilirler.
Lastikler hakkında ayrıntılı bilgiler ve fotoğraflar: formula1-dictionary.net/using_tires
Lolipop

Pit stop’ta aracın önünde tutulan çubuk üzerindeki işaret. Sürücüye fren yapmasını, sonrasında ilk vitese geçmesini gösterir. Pit ekibini gözlemlemek ve araç krikodan inmeden doğru zamanda doğru bilgiyi vermek gibi önemli bir görevi vardır.
Tır-tır (Rumblestrip, Kerb [rambılstrip, körb])

Pistin kenarındaki sürücüyü uyarmak için genellikle bir virajın çıkışında bulunan engebeli, genellikle testere dişli bir kaldırım şeridi.
Monokok (Monocoque)

Kokpitin içinde bulunduğu, arkada motorun, önde süspansiyonun tutturulduğu tek parça hazne.
Opsiyon lastiği (Option Tyre)
Her Grand Prix’de, resmi lastik tedarikçisi tarafından sunulan iki lastik lastik bileşiğinin (compound) genellikle daha yumuşak olan ikinci lastiğidir. Genellikle, söz konusu pistin/parkurun özelliklerine ana (birincil/primary) lastik kadar uygun olması beklenmez, ancak hız veya dayanıklılık açısından belirli avantajlar sağlayabilir.
Nomex®
Sürücülerin yarış tulumlarının, iç çamaşırlarının, eldivenlerinin ve botlarının yapıldığı madde, yangına dayanıklı bir elyaf türüdür.
Undercut [andırkat]
Rakibini pit-stop yoluyla geçmek. İnce bir strateji ve ileri düzeyde yarış okuma becerisi gerektirir. “Pistte geçemediğini pit’te geçmek.” diyebiliriz 🙂
Fren kaçırma (Out brake [aut breyk])
Çok geç veya çok yumuşak fren yapan ve sonrasında viraj kaçıran bir sürücüyü tanımlayan terim. Genelde geçişlerde yapılan bir hatadır.
Tahta, Kayma kızağı (Plank, Skid Block [plenk, skid blok])

Aracın alt tarafına yerleştirilen, ortasından arka tarafına kadar uzanan ahşap ya da kompozit malzemelerden yapılmış şerit. Araç ile pist yüzeyi arasındaki mesafenin kontrolü için kullanılır. Bu parça aşırı derece aşınırsa durum belli olur.
Aynı zamanda araçların altından çıkan kıvılcımların sebebidir.
Arkadan kayma (Oversteer [ovırstiır])

Arabanın arkasının dönüşe devam etmek yerine asfalttan kopması ve dışa açılmasını anlatan terim. Genelde sürücü apekse (virajın iç ortasına) yöneldiğinde olur. Kopmayı, ön tarafı ters yöne çevirip (kontra verip, direksiyonu ters yöne çevirip) dengeleyerek durdurulur.
Padok (Paddock [padok])
Takımların nakliye araçlarını, karavanlarını park ettikleri, pitlerin arkasında bulunan kapalı alan. Dışarıya kapalı bir alandır.
Kulakçık, Dil (Paddle) [pedıl]
Direksiyon simidinin arkasında, her iki tarafta, vites değiştirmek için kullanılan ufak parçalar.
Pit tabelası
Bir sürücüyü yarıştaki konumu, öndeki veya arkadaki araçla zaman farkı ve kalan yarış turlarının sayısı hakkında bilgilendirmek için pit duvarından sürücüye tutulan tabela.
Park ferme (Parc fermé)
Sıralama turları ve yarış sonrasında arabaların muhafaza altına alındığı çitle çevrili alan. Bu alana giriş yasaktır. Bu alandayken, araç sahibi takımın üyeleri bile ancak yarış görevlilerinin çok sıkı gözetimi altında araçlara dokunabilirler.
Pitler
Otomobillerin yarış sırasında lastik değişimi ve yakıt almak için ya da alıştırma turlarında ayar değişikliği için girdiği alan. Her takım kendi pit alanına sahiptir.
Pit duvarı (Pit Wall)
Takım sahibi, yöneticiler ve mühendislerin yarış boyunca bulunduğu yerdir. Genellikle güneşi ve yağmuru monitörlerinden uzak tutmak için bir tente altında olur.
Güç aktarma organı (Powertrain [pavırtreyn])
Bir F1 otomobilinin gücünü sağlayan tüm sistemi tanımlamak için kullanılan terim. Güç aktarma organı (veya bazen bilindiği gibi güç ünitesi) motor, Enerji Geri Kazanım Sistemi (ERS) ve Enerji Deposundan oluşur.
İlk sıra (Pole Position [pol pozişiın])
Elemede en hızlı tur süresini kaydeden sürücüye verilen ilk sıra. Yarışa ilk sıradan başlama avantajı verir. Pole, kutup demektir.
Ana lastik (Prime Tyre [praym tayr])
Her bir Grand Prix’de kullanılmak üzere resmi lastik tedarikçisi tarafından aday gösterilen iki lastik bileşiğinden asıl, birinci olanı. Teorik olarak o pist için en uygun bileşimi sunar. Genelde opsiyon lastiğinden daha sert olur.
Alıştırma (Practice [praktıis])
Cuma ve Cumartesi sabahı, sürücülerin sıralama turu ve yarışa hazırlık için yapacakları ayarları bulmak üzere sürüş yaptıkları zamanlardır.
Sıralama (Qualifying [kalifayin])
Cumartesi günü koşulan, sürücülerin yarış sıralarını belirlemek adına en iyi tur zamanlarını atmak için piste çıktıkları bölüm. Bu günün tur değerlerine göre en hızlıdan en yavaşa başlama sırası belirlenir.
Protesto (Protest)
Başka bir takımın veya yarışmacının kuralları aştığını düşündüğünde bir ekip tarafından yapılan eylem.
Keşif turu (Reconnaissance lap [rikonesans lep])
Sürücülerin yarış başlangıcından evvel piti terk ettikten sonra attıkları tur. Bu turun sonunda tüm başlangıç noktasında buluşurlar. Bir sürücü birden fazla keşif turu atmak isterse ilk turdan sonra pit alanından geçerek devam eder zira ilk tur sonunda pist üzerinde takım görevlileri bulunacaktır.
AR-GE (R&D)
Araştırma ve Geliştirme kısaltması olan bu terim, bir sistem veya bileşen geliştirmek veya geliştirmek için bir ekip tarafından üstlenilen faaliyetleri açıklar.
Güvenlik arabası (Safety Car [seyfti kar])
Araçların yavaşlamasını gerektiren bir sorun olduğunda, pit bölgesinden piste çıkan ve birinci sıradaki aracın önüne gelerek yarışı yavaşlatan araç.
Çekilme (Retirement [ritayrmınt])
Bir araba bir kaza veya mekanik arıza nedeniyle yarıştan ayrılmak zorunda kalması.
Teknik kontrol (Scrutineering) [skrutiniiring]
Otomobillerin yönetmeliklere, kurallara uygun olup olmadığını görmek için yetkililer tarafından yapılan teknik kontrol.
Sürüş yüksekliği (Ride height [rayd hayt])
Parkurun, pistin yüzeyi ile arabanın zemini arasındaki yükseklik. Bu yükseklik tanımlıdır, Kayma Kızağı ile kontrol edilir.
Deneme sürüşü (Shakedown [şeykdavn])
Bir takım yeni bir şeyler (parça) ilk kez denerken yapılan deneme sürüşü. Beklenen etkinin oluşup oluşmadığını, sorun yaratmadığını görmek için yapılır. Shakedown süreci FIA tarafından belirlenen kurallara göre ve sürede yapılır.
Sektörler
Zamanlama amacıyla, bir tur, her biri kabaca üçte bire denk gelen üç bölüme ayrılır. Bu bölümler resmi olarak Sektör 1, Sektör 2 ve Sektör 3 olarak adlandırılır.
Yırtılma şeritleri (Tear-off strips [tıyır-off strips])

Sürücülerin yarış başlamadan önce kasklarının vizörüne uydukları şeffaf plastik tabakalar. Pilotlar yarış sırasında vizörleri kirlendikçe en üst tabakayı çekerek çıkarırlar.
Yan ayak (Sidepod [saydpod])

Aracın monokok kenarlarını saran, sürücünün yan taraflarını çevreleyerek arka kanada uzanan ve radyatörleri barındıran kısmı.
Yarış organizatörü (Steward [stüvırd])
Grand Prix’lerdeki karar verme yetkisine sahip üç üst düzey yetkiliden biri.
Birebir çeviride: kâhya, erkek hostes anlamları da vardır.
Hava cebinde gitme (Slipstreaming [slipstriiming])
Sürücünün, öndeki arabanın hava cebine girerek kendi aracının rüzgar direncini düşürmesi ve daha da hızlanabilmesi. Bu ek hız cepten çıkıldığında öndeki aracı geçmek için kullanılır ve genelde viraj öncesinde uygulanır.
Öndeki araca fazlaca yaklaşmayı gerektirken aynı zamanda aracın kontrolünü de zorlaştırdığı için için usta işidir.
Cepten çıkıp da geçmek sapan (slingshot) geçişi olarak da adlandırılıyor.
Telemetri (Telemetry)
Tele uzak, metry ölçüm demek. Motor ve şasi ile ilgili verileri, takımın bilgisayarlarına ileten sistemdir. Anlık olarak alınan değerlerle mühendisler aracın hal ve gidişatını izler.
Durma cezası (Stop-Go)
Sürücünün pite girmesini ve 10 saniye durmasını içeren cezadır. Bu sırada yakıt ikmali veya lastik değişimine izin verilmez.
FIA

Uluslararası otomobil federasyonu. Yarış dünyasının en tepesindeki organizasyonlardan biridir.
Tork (Torque [Tork])
Tork aracın hızlanma gücünü gösterir. Daha iyi torku olan araç daha çabuk hızlanır.
Tork motorun dönme veya bükme, çevirme kuvvetidir. Tork bir motorun esnekliğinin ölçüsü olarak da kullanılır. Bir motor çok güçlü olabilir, ancak torku azsa, bu güç yalnızca sınırlı bir devir aralığında kullanılabilir ve bu da sürücüyü sınırlar. Daha fazla torka sahip bir motor – daha az güce sahip olsa bile – güç çok daha geniş bir devir aralığında mevcut olduğundan ve dolayısıyla daha erişilebilir olduğundan, yolda daha hızlı olabilir.
İyi tork, iyi bir tur süresi için orta hızlı ve yavaş viraj çıkışlarında daha çabuk hızlanma getireceğinden hayati önem taşır.
Site içi yazı burada: Beygir Gücü ve Tork
Çekiş kontrolü (Traction Control [Trekşın kontrol])
Bir arabanın çekiş sağlayan (F1’de arka) tekerleklerinden birinin çekişini kaybettiğini algıladığında, çekiş miktarını-oranını daha fazla çekiş sunan tekerleğe göre ayarlayan, böylece daha fazla gücü piste aktarıp verimli kullanan bilgisayarlı bir sistem. 2008 sezonundan itibaren yasaklanmıştır.
Çekiş (Traksiyon) (Traction [Trekşın] )
Bir otomobilin ilerlemek için pist yüzeyine aktarabildiği gücün derecesi. Çekiş kontrol sistemleri bu gücün derecesini yönetirler, çekişi aşan güç patinaja sebep olacağından, gerektiğinde -sürücü gaza basıyor bile olsa- arka tekerleklerdeki güç sınırlandırılır.
Türbülans (Turbulence)
Hava akışının engele çarparak bozulması ve yataydaki akışının karışması. Düzensiz hale gelen bu akış özellikle kanatlar tarafından bozulmaktadır. F1 yönetimi 2022 sezonu için arka kanatları bu sebeple değişikliğe uğratma kararı aldı.
Küvet, Hazne (Tub [tab])
Şasi veya monokok için şekli nedeniyle kullanılan bir diğer isimdir.
Kafadan (önden) kayma (Understeer [andırstiır])
Aracın ön tarafının viraj içindeyken apekse ilerlemek yerine dönüşü bırakarak dışarı açılması. Kafadan kayma araç tutuşunun aşılması ve yoldan kopması demektir.
Turboşarj (Turbo Charge)
Turbo bir aşırı besleme birimidir. Motorun emdiği havayı, egzoz gazlarının itme gücüyle çalışan bir yapı ile sıkıştırarak, normalden fazla hale getirmek için kullanılır. Daha fazla hava motorun daha fazla güç oluşturmasına yarar.
Egzoz gazları türbinlere çarpar ve çevirir, ortaya çıkan güç ile kompresör (sıkıştırıcı birim) çalıştırılır.
Egzoz gazlarından üretilen güç, kompresör haricinde, MGU-H’yi de çalıştırır (bkz. ERS).
Vizör şeridi
Daha fazla koruma için sürücü kaskının üst kenarına takılan karbon fiber takviyeli Zaylon şerit.
Lastik battaniyesi (ısıtıcısı) (Tyre Warmer [tayr varmır])
Optimum çalışma sıcaklıklarına yakın tutmak için, lastiklerin etrafına, araca takılmadan önce sarılan elektrikli battaniye.
Dingil mesafesi (Wheelbase [viyılbeyz])
Ön ve arka tekerleklerin orta noktaları arasındaki mesafe. Bu mesafe F1 otomobilinin tepki, cevap verme, yönlendirme (Handling) karakterini etkiler.
Vizör (Visor)
Kaskın görüntü için açık bırakılmış bölümünü örten şeffaf parça.
Rüzgar tüneli (wind tunnel [vind tanıl])

Araçların hava direncini ölçmek, gözlemlemek için oluşturulmuş, yapay rüzgar yaratılan tünel. Aynı zamanda karmaşık, gelişmiş ölçüm ve tanılama araçlarını içerir. Pahalı olduğu için genelde kısa süreler için kiralanır.
Sapma (Yaw)

Bir F1 otomobilinin, otomobilin ortasından hayali bir dikey eksen etrafındaki hareketini tanımlamak için kullanılan terim. Genellikle pitch (arabanın ortası boyunca hayali bir yatay eksen etrafında hareket) ve roll (arabanın merkez çizgisi boyunca hayali bir uzunlamasına eksen boyunca hareket) ile birlikte konu edilir.
Richard Mille
Sponsor firmalardan biri. Bir saat markasıdır.
Zaylon
Delinmeye karşı güçlü olan ve sürücülerin kasklarını ve kokpitin kenarlarını güçlendirmek için kullanılan, kurşun geçirmez yeleklerde sıklıkla bulunan sentetik bir malzeme.
Alt çekmece (Undertray [andırtrey])

Monokokun altına cıvatalanmış ayrı bir zemin.
Düz nokta (Lastik) (Flat spot [flet spot])

Aşırı frenlemeden sonra veya spin sırasında lastiğin bir noktasında/alanında ağır bir şekilde yıpranan lastik alanına verilen isim. Bu, genellikle şiddetli titreşime neden olarak handling’i ciddi şekilde bozar. Sonuç olarak sürücüyü lastik değiştirmek için pite girmeye zorlayabilir.
Bitirirken son olarak kabuğun altındaki Formula 1 arabası nasıl bir şeydir onu görelim.

Özel: İstanbul Park 8. Viraj

8. Viraj tüm F1 sezonunun en zorlu virajlarından birisidir. Bu zorluk özellikle enerji anlamında kendini gösterir ve diğer tüm virajlardan zordur. Uzunluk olarak pistin yüzde 12’sine denk düşse de 8. viraj tek başına İstanbul Park’ın bir turundaki toplam lastik enerjisinin %40’ını tüketir. Bu bu yükün büyük kısmı da sağ ön tekerin üzerine biner; bu yönüyle ayrıca tüketicidir. Sürücüler açısından G kuvveti ile zorludur, 4,5G yük yaratır ki bu da pilotlar için zorlu bir viraj olmasını açıklar.

8. Viraja özel ayarlar?
İstanbul Parkta yarışacak araçlar 8. Dönüşü özel olarak ele almak zorunda. Özellikle kamber açılarını ve araç yüksekliğini bu viraja özel ayarlamak gerekiyor. Burada zorluk, özellikle arka tarafı yolda tutacak ama hızlı ve de lastiği koruyacak araç ayarlarını yakalamak.

Kabin içi görüntülerle 8. Viraj videosu ise burada:

Bu sözlük çalışması her tür eleştiriye açıktır.
Gördüğünüz yanlış ve eksikleri lütfen alt yorum olarak eklemekten çekinmeyiniz. Hep birlikte daha iyi hale getirip F1 için Türkçe kaynak sunalım.

Kaynaklar

Git-Gör, Boyabağı Özen ve Maki Kamping Restoran

Bu yazının konusu aslında iki değişik yer. Birisi kamping alanı diğeri ise denize girilen yer ve kafe, restoran. Her iki yer birbirinden farklı işletmeler olsa da herkes aynı yerden denize giriyor ve yine herkes aynı kafeyi kullanıyor.

Evet, burası denize girmek için ideal bir yer fakat benim size asıl tanıtmak istediğim yer kafe restoran tarafı.

Biz Eylül ayının 21’inde (2021) gittik ve müzik yoktu. Fakat yaz çılgınlığının yaşandığı aylarda bile akşamları, TSM varmış lakin çok kısık sesle, sohbeti etkilemeyecek seviyede müzik yayını olmasına dikkat ediyorlarmış ki bu muhteşem bir hassasiyet. Biliyorum zira hem mekan sahibine hem de daha önce kalmış bir arkadaşıma sorup teyit ettim.

Buraya ayı izlemek için gidin

Evet, çadır kurmak, bungaovda kalmak, güzel hem de ucuza yiyip içmek için, güzel bir deniz tatili için gidin buraya fakat buranın eşsiz tarafı ay manzarası. Özellikle ayın doğuşunu izlemek lazım burada. Fotoğraflarını çekemedim çünkü geç kaldık biz gittiğimizde; ayın doğuşunu yakalayamadık.

Ayın doğuşunu izlemek

Ay akşam café’ye nazır (tam karşısında) dağların arasından doğuyor. Güneş gibi dağların arasından kıpkızıl doğan ay sonrasında gece boyunca muhteşem manzara, yakamoz ve dalga sesleri eşliğinde giderek beyazlaşarak yukarı tırmanıyor. Huzur dolu bir gece istiyorsanız doğru yerdesiniz.

Özen ve Maki Kamping Restoran müşterilerinin genel yapısı da bu huzura ve sessizliğe uygun. Bunu da not etmiş olayım.

Kışın da açık

Bu arada restoran kısmı kışın da açık. Soğuğun tadı ayrıdır diyenlerin dikkatine.

Fiyatlar

Gelelim fiyatlara. Özen ve Maki Kamping Restoran iki farklı yer olsa da yan yanalar ve fiyatları da aynı. Çadır ve bungalovlar her halükarda pansiyonlardan ucuz. Kafe restoran kısmında ise yine alt fiyat yelpazesindesiniz. Kalamar 70 lira ki her yerde 100 liradan aşağı yazan yok iken bu fiyatlar. Kısacası burası pahalı bir yer değil. Ben bira içtim, buz gibiydi. Çay içtim hem demli geldi hem de demi tazeydi. Patates yedik, hazır patates değil, uzun süredir yemediğim ev tipi patates idi. Arkadaşıma diğer yiyecekleri sordum, köfte, salata, kalamar yemişler, hepsi çok iyiydi dedi.

Deniz nasıl?

Kum plaj yok. Fakat deniz akvaryum gibi. Denize girdikten sonra bir kırk-elli adım kadar uzanan bir giriş bölümü var. Plaj yok ama deniz dibi yine de kum. Restoranın sol tarafına düşen, yürüyerek beş dakikada gidilebilen denize giden kayalıklar var. Denize balıklama atlamak için mükemmel bir nokta bu kayalıklar.

Sezon içi, yaz

Kalabalık yüzünden delilik var gündüzleri. Denize girmek için gelenler kalabalık yapsa da akşamdan itibaren yoğunluk bitiyor ve kampçılar kalıyor sadece. Kısacası yüksek sezonda, yazın kalabalığında bile geceleri sakin bir yerden bahsediyoruz.

Dikkat, serinlik var!

Yaz vakti bile geceleri serinlik var. Bir ince ceket iyi bir fikir olabilir. Ha yaz akşamı için bu cana can katan bir serinlik; terlemiyorsunuz, daha ne olsun! 🙂 Biz eylül sonu gittik ve ben şort ile ceketsiz gece yarısına kadar rahatlıkla oturdum. O saatlerde rüzgar başladı ve üşümesem de ürperdim. Kısacası soğuk değil ama serin, bu serinlik ya akşamları içinde geçerli imiş.

Motosiklet için yol nasıl?

İzmir-Karaburun yolu motosiklet için mükemmeldir. Güzel asfalt kalitesi, geniş, hızlı virajlar var yol boyunca. Aslına bakarsanız motosiklet eğitimleri için de gözde bir rotadır. Bir güzel tarafı daha var yolun, geniş. Trafiğin yoğun olduğu günlerde bile bu genişlik işinize yarıyor ve sizi tehlikelerden koruyor. Kısacası yol motosiklet için ideal.

Nasıl gidilir?

Google haritalarda “Maki Boyabağı” olarak geçiyor. Size bir kolaylık, anayoldan sağa döneceğiniz nokta, duvarın bitimi. Biz gece karanlığında gittiğimiz için duvar tüyosu işimize yaradı.

Rezervasyon için: 0539 584 93 93’u arayabilirsiniz. Harita kısayolu: maps.app.goo.gl/hza1AYEinMyV7BJq7

Bir ufak ilave: gece geç saatte döneceksiniz özellikle virajlarda sakınarak sürün. Alkollü sürücüler gece karanlığı ve sürat birleşince sizin şeridinizden viraj dönüyorlar…

Bu yazı Moto Rota, Git-Gör, Motosiklet Gezi Yerleri kategorisinde yayınlanmıştır; kategorinin diğer yazıları için buraya tıklayabilirsiniz.

Kaynarpınar da var

Kawasaki Ninja ismi nereden geliyor?

Altta izleyebileceğiniz videoya göre Kawasaki’nin ünlü serisi Ninja, ismini son derece garip şekilde almış.

Kawasaki Amerika atılımı için yeni ve çarpıcı bir isim arıyor. İşte tam bu aşamada Amerika pazarlama müdürü (!) ilginç bir fikirle geliyor: Ninja!

Ninja nereden çıktı derseniz, müdürün teknesinin ismi 🙂 Evet, garip hatta komik ama böyle. İşin daha da ilginci ninja kelimesinin Japon kültüründeki yeri. Ninjalar sevilen ya da saygı duyulan bir topluluk değil. Sebebi ninjaların para için her şeyi yapıyor olmalarıydı. Samuraylar onur ve saygı için yaşarken ninjalar casusluk, sabotaj, sızma, suikast gibi kalleş eylemleri para için yaparlardı. Toplumun içinde yaşa(ya)mayan, dağ eteklerinde gizli yaşam süren ninjalar çoğunlukla efendilerinin huzurundan kovulmuş veya kendi istekleriyle ayrılmış samuraylardır. Ninjalar hakkında ayrıntılı bilgiyi buradan alabilirsiniz.

İşte bu sebeple ninja ismi Japonlar tarafından ilk başta kabul edilmedi. Neden olumsuz bir kelime ile öne çıksınlar ki? Fakat Amerikan müdür tekrar devreye girdi. Amerikalıların bu gerçeği bilmediklerini, aksine zihinlerinde hızlı, çevik, Japon bir kavramdı Ninja. Yeni Kawasaki motosikletleri için bu kelimenin Amerikalıların kafasında “cuk” oturacağı konusunda Japonları ikna etti.

Ninja ismi Top Gun filmi ile patlıyor

İlk Ninja devrim yaratan özellikleri ile piyasayı sonsuza kadar değiştiren bir Kawasaki idi. Motosiklet sürüşüne komple farklı bir yaklaşım getiren bir model: GPz 900R Ninja! Bu Ninja, daha önce görülmemiş hıza, çok daha gelişmiş performans ve sürüş özelliklerine sahipti. Kawasaki ürününden emindi ama yerleşik motosiklet algısının dışındaki bir motosiklet için piyasa ikna edilmeliydi. Kawasaki Amerikan pazarına yerleşmek için Top Gun filminde yer almaya karar verdi.

Evet, Top Gun filmindeki aktörlerden birisi GPz 900R. İlk Ninja, kitleyi ikna etmek için uçakla pistte yarıştı, sokakta deli gibi hızlanıp (evet bildiğiniz iki tekeri yerden keserek) uçtu. Bu arada yıl 1986, Harley Davidson’ların krallığında oluyor bu işler. Oysa bu Ninja kodlu Kawasaki bambaşka görünüyor ve bambaşka şeylere odaklı. Her şeyden önce çok daha çevik ve farklı bir motosiklet sürüşü vaat ediyor Ninja. Daha devirli, çok daha seri, hızı Harley’lerle falan kıyas kabul etmeyecek kadar ileride. Gidon hassasiyeti ise bambaşka bir dünya. Chopper, cruiser gidonu balta ise bu neşter kadar keskin ve hassas…

Kısacası tam da Top Gun filmindeki gibi aslında yeni GPz 900R Ninja: uçakla yarışacak kadar hızlı ve seri, yokuş yukarı hızlanıp havalanacak kadar dinamik. Ninja imajı da tam bu değil mi zaten?

Ninja yeni Top Gun filminde de var

Kovid 19 yüzünden devamlı ertelediler ama Top Gun Maverick 2021 sonlarında sinemalara gelecek. Tom Cruise yine var. Ninja H2 de öyle 🙂

Film vizyona girmemiş olsa da Tom Cruise Kawasaki Ninja H2’yi sürerken görüntülendi film çekimlerinde. Yani hikaye ve birliktelik yine devam ediyor. Tıpkı Ninja efsanesi gibi…

Ninja’nın hikayesini bu videodan aldım. İngilizce bilenler için videoda daha bir çok bilgi ve ayrıntı var.

Sonuç

Kawasaki Ninja ismi nereden geliyor?

İnanması güç ama Ninja ismi Kawasaki’nin Amerika pazarlama müdürünün teknesinin isminden geliyor 🙂 Japonlar başta sıcak bakmıyorlar zira ninja kötü göndermeleri olan bir isim (sayfada/yazıda ayrıntısıyla var). Fakat pazarlama müdürü kendilerini ikna ediyor: “Amerikalılar bunu bilmiyorlar. Aksine Amerikalılar için ninja hızlı, japon, keskin gibi tam da istediğimiz göndermelere sahip!” diyor ev kabul ettiriyor.

İlk Ninja motosiklet hangisi?

Top Gun filminde de oynayan GPz 900 RR Ninja ismiyle piyasaya sürülen ilk Kawasaki. İşte o ilk Ninja’nın tanıtıldığı 1984 yılından beri Ninja’lar serinin iddialı, sürüş performansı ve konforu üst düzeyde gelişmiş modellerin kodu olarak belirleniyor. Günümüzdeki H2 gibi 🙂

Bu yazı Makaleler kategorisinde yayınlanmıştır; kategorinin diğer yazıları için buraya tıklayabilirsiniz.

Aytemiz Motorcu Dostu İstasyonlar

Motosiklet sürücülerine özel hizmetler sunan akaryakıt istasyonları

Aytemiz’in Motorcu Dostu İstasyonlar ile motorculara özel alanlarla hizmet verdiğini biliyor muydunuz? Motorcu Dostu Aytemiz İstasyonları, motosiklet sürücülerine özel alanlar içeriyor.

Motosiklet sürücülerine özel dolaplar

Bu istasyonlarda motosikletlere özel park alanları var. Bu başlı başına güzel hizmet. Ama en güzeli kask, mont ve eldiven gibi eşyaları bırakabileceğimiz kilitli dolaplar olması. Düşünün uzun yoldasınız ve mola vereceksiniz. O da ne? Motorcu dostu istasyon levhasını görüyorsunuz. Girin, motosikletinizi size ayrılmış alana bırakın. Kask mont eldiven, çıkarın ve yine size özel dolaba kilitleyin! Nasıl, güzel hizmet değil mi?

Ama dahası da var.

Motosiklet sürücülerinin özel ihtiyaçlarını karşılayacak marketler

Aytemiz Motorcu Dostu İstasyonlar, marketlerde, motosiklet kullanıcılarına özel Castrol marka yağlar, kask içi ve dışı temizleme spreyleri, buğu önleyici, motosiklet temizleme ve cilalama spreyleri ile zincir temizleme spreyi gibi bakım malzemeleri de sunuyorlar. Yola çıkarken unuttuğunuz bir şeyler varsa bu marketlerde bulma şansınız fazla.

Üstelik yağı değiştireceğinizi bile düşünüp kolaylaştırmışlar. Hem yağ değişimini hem de zincir yağlamayı kolaylaştıran motosiklet sehpası da bu istasyonlarda mevcut. Her Motorcu Dostu İstasyon bu sehpayı koydu mu bilmiyorum ama bu gerçekten büyük kolaylık.

Motorcu Dostu İstasyonlarda güvenlik de düşünülmüş

Aytemiz, motosikletlere özel hazırlanan pompa alanları ile ek güvenlik sağlamayı ihmal etmemiş. Pompaların önünde kaymaz zemin var. Yağ, benzin taşması gibi durumlarda kaymayı engelleyecek bu yüksek sürtünme katsayılı alanlar, kayma, düşme gibi kazaları engellemek için büyük yenilik.

Bu önemli bir ayrıntı zira yakıt alırken dökülen akaryakıt, klimadan tahliye edilen su hatta bazen önceki araçlardan dökülen çamur, toprak, kum gibi kayganlaştırıcı unsurlar motosiklet sürücülerinin pompa önü kabuslarından. İşte kaymaz zemin bu tür sorunların hepsini kökten çözüyor.

“Motordan Öde” ile pompadan ayrılmadan ödeme yapın

İşe yarar bir hizmet daha var. Bu hizmet kask-eldiven çıkartmadan pompada ödeme yapmayı sağlıyor. “Aytemiz motordan öde” adındaki bu hizmet zamanla yaygınlaşacak Aytemiz’den gelen bilgilere göre. Valla bu gerçekten güzel bir iş. Benzin al, motosikletten in, kaskı, eldivenleri çıkar falan derken bayağı zaman kaybediyoruz malum. İçeride ödeme yaparken motosikletin üzerindeki eşyaların güvenliği de ayrı sorun. “Aytemiz motordan öde” ile hepsini çözmüş oluyoruz. Bu sayede pompada ödeme yapıp devam edebiliyoruz.

Siz yine de mola vermeyi ihmal etmeyin. Sağlıklı bir sürüş için her bir buçuk saat ya da 150 kilometre sürüşten sonra mola vermek lazım. Ayrıntısı burada: Mola

İlave lastik şişirme uçları

Farklı tekerlek tiplerine uygun lastik şişirme uçları da motosiklet kullanıcıların hizmetine sunulacaklar arasında. Çok sıkıntı yaşanan bir konu olmasa da projenin bunun gibi ayrıntılara kadar inmiş olması çok hoş. Bu tabii ki bisikletçilere için de büyük kazanım olacaktır.

Motorcuya özel pompa görevlisi 

Öte yandan motosikletlere yakıt verecek çalışanlar da motosikletlere özel hizmet sunmak üzere bir eğitim alıyorlar. Bu nasıl bir eğitim, kaynağı nedir, hangi bilgileri içerir bilmiyorum. Fakat yapılmasını takdire değer buluyorum.

Motorcu Dostu İstasyonlar nerede?

Aytemiz’in kendi web sitesinde Motorcu Dostu İstasyonları görebileceğiniz bir harita var. Şu adresten yeni sekmede açabilirsiniz.

Sayfada iki adımla görebiliyoruz motorcu dostu istasyonları.

Görselde “1” ile işaretlediğim alandan “Servisi Seçin” kısmına geçmek ve “2” ile işaretlemiş olduğum kırmızı renkle gösterilmiş simgeye tıklamak.

Sonrasında harita üzerinde Motorcu Dostu İstasyonları görebiliyoruz.

Sonuç

Aytemiz firması Türkiye’de ender gördüğümüz şekilde motosiklet sürücüsünün faydasına bir proje geliştirmiş. Üstelik bu proje doğrudan biz motosiklet sürücülerinin sorunlarını çözen ve fayda yaratan çözümlerle geliyor. Kendilerini tebrik ediyor, motosiklet camiasını ciddiye alıp sürüş ve yaşam konforumuzu arttırdıkları için kendilerine çok samimi teşekkürlerimi sunuyorum.

Aferin Aytemiz, ellerinize sağlık!

Aytemiz Motorcu Dostu İstasyon nedir?

Aytemiz firmasının biz motosiklet sürücülerine özel geliştirdiği projedir. Motorcu Dostu İstasyonlarda pompa önünde kaymaz zeminler, kask, eldiven, vs. koymak için bizlere özel kilitli dolaplar gibi çok işe yarar özellikler var. İlave olarak pompadan ödeme yapma, motosikletlere özel değişik lastik hava uçları, markette ise motosikletlere özel motor yağlarından temizlik malzemelerine kadar motosikletlere özel ürünler var.

Motorcu Dostu İstasyon nerede, nasıl bulurum?

Motorcu Dostu İstasyonlar, “Motorcu Dostu İstasyon” tabelalarıyla yoldan fark edilebilecek şekilde işaretleniyor. Bunun haricinde buradaki Aytemiz resmi web sitesi sayfasından harita üzerinde görebilirsiniz. Sayfa yüklenince sol taraftaki seçim alanından “Servisi Seçin” kısmına geçmek ve kırmızı renkle gösterilmiş simgeye Motorcu Dostu İstasyon simgesine tıklamak gerekiyor.

Bu yazı Git-Gör, Motosiklet Gezi Rotası kategorisinde yayınlanmıştır; kategorinin diğer yazıları için buraya tıklayabilirsiniz.

V100 MANDELLO, MOTO GUZZI’nin 100. yılı için hazır

100. doğum gününüz için spor-gezi bir motosikletten daha iyi ne olabilir?

Moto Guzzi, 100. Yıldönümü kutlamaları için kendisine hediye olarak hazırladığı yepyeni Moto Guzzi V100 Mandello’nun örtüsünü kaldırdı. V100 geçen ay casus fotoğraflarıyla ortaya çıkmıştı. Moto Guzzi şimdi resmi fotoğrafları paylaştı ve web sitesine V100 sayfası ekledi.

Guzzi’nin ürün yelpazesine eklenen V100 Mandello GT sınıfda, yani bir Spor-Gezi (Sports Tourer) modeli. Mandello kelimesi üretimin yapıldığı yeri gösteriyor.

Cruiser ve bobber’ları ile ünlü bir marka Moto Guzzi. 2018’de macera-gezgin modeli (adventure tourer) V85 TT’yi eklemişti. Guzzi bu adımıyla yeni kategorilere girme arzusunu göstermişti. Şimdi de hem modern hem de mirasına uygun çizgilere sahip V100 Mandello geldi.

Fotoğraflar birçok soruya cevap veriyor. Fakat Moto Guzzi, web sitesinde “EICMA’da görüşürüz” yazan bir notla heyecanı canlı tutmaya devam ediyor.

Yine de fotoğraflar takip edebileceğimiz izleri gösteriyor. İlk olarak V100’deki 100, 1000 cc.’lik bir motor demek. Guzzi geleneklerine uygun olarak 110-120 beygirlik bir makine bekliyorum. Moto Guzzi genelde büyük hacimleri zorlamadan keyifli ve rahat sürüşlü motorlar üretmeyi tercih ediyor. Mevcut V9 hacmi artmış ve Guzzi Avrupa model yelpazesindeki en büyük motor geliyor demek bu. Aynı zamanda hedef büyütüp Kawasaki Ninja 1000SX ve Yamaha Tracer 9 GT gibi güçlü oyuncuların sahasına da girmek demek.

Mandello tarz ve görünüm

2022 yılında yollarda göreceğimiz Moto Guzzi V100 Mandello, dik oturulan bir spor motosiklet.

Yukarı doğru yükselen gidon ve yarım üst grenaj, sürüş konforunu arttırıcı unsurlar. Çıplak motosiklet demek bu yönüyle yanlış. Tıpkı CBF ailesinde olduğu gibi, denenmiş ve faydalı bir tarz bu. Hem rüzgar koruması sağlıyor, hem de dinamik bir görünüm ve çeviklik sağlıyor yarım kapalılık. Ayarlanabilir ön cam da kendini belli ediyor. İtalyan tasarımına uygun şıklıkta ön cam gezi ve performans dengesini sağlayan yükseklikte.

Diğer Moto Guzzi modelleri gibi V100 Mandello’da da şaft var. Ancak kardan şaftın tek taraflı salıncak içinde olmasının başka örneği yok.

Dikkat çeken özelliklerden biri, V100’ün güzel görünen çizgilerinin aerodinamik yapısı. Uzun yol ve yüksek süratte rüzgar uyumluluğu her zaman işe yarar. Kısacası Mandello spor olmayabilir ama dinamik bir model olacak.

V100 motor özellikleri

Daha önce üretilmemiş bir hacim olduğu için motorun tamamen yeni, sıfırdan üretilmiş olması çok mümkün.

Bununla beraber, V100, geleneksel Moto Guzzi güç birimi altyapısına uyuyormuş gibi görünüyor. Diğer Guzzi motorları gibi alt kenarı dikey olan, yatay yerleştirilmiş bir İkiz-V motor görüyoruz. Üst kısımda 4 supaplı yapı olduğu kesin ama supap kapağı içeride yeni bir şeyler var mı şimdilik bilmiyoruz. SOHC mi DOHC mi, valf mekanizması nasıl olacak şimdilik belirsiz.

Yarım şasi, motorla birleşerek iskelet oluşturuyor. Motor da şasi görevi görürken hafif kalan toplam ağırlık çeviklik getiriyor. Tek taraflı salıncakla birleşik şaft da aynı niyete hizmet ediyor. Gerçi zincir daha hafif daha doğrudan olurdu ama Moto Guzzi mirası galip gelmiş olsa gerek. Ayrıca şaft gezi ve uzun yol için daha doğru bir tercih.

Fren ve süspansiyonlar

Frenler usta işi. Tüm ısırganlar (kaliperler) Brembo. Önde çift, arkada tek diskli sistem gördüğümüz kadarıyla yüksek performans amaçlı değil.

Süspansiyon işi de bir diğer usta Öhlins’e emanet. Frenlerin aksine süspansiyon sistemi yarı aktif tercih edilmiş.

Arkada tek taraflı kol amortisör var. Genel olarak gezi motosikleti tercihleri yapılmış diyebilirim.

Bu fotoğrafta görüldüğü üzere de tek taraflı salıncakla birleştirilmiş şaft mekanizması ender görülen bir mühendislik eseri.

Sele çok cazip duruyor değil mi? Hem artçı hem de sürücü için fazla fazla yer var. Selenin ön tarafta depoya uzanan kısmı da hoşuma gitti. Normalde bu alan, montun fermuarı geldiği için çizilir. Olmasın diye de tank pad almak zorunda kalırız 🙂 Guzzi seleyi bu şekilde ön tarafa doğru yükselterek hem depodaki çizilmeleri engellemiş hem de görsel dinamizm katmış yandan görünüme.

Bu fotoğrafta açıkça görülüyor ki artçının ayaklıkları hayli yüksekte. Bu, sanırım, yan çantalara yer açmak için. Fakat ön cam neredeyse yok denecek kadar alçak olduğu için bu kadar yüksekte oturan artçı rüzgardan çok etkilenir gibi geliyor bana. Dev sele ama garip oturma pozisyonu; ilginç bir birleşim.

Artçı ile alakalı bir konu daha var, dikkatinizi çekti mi bilmiyorum, artçı için elcik, tutamak yok… İlginç.

Lastikler Pirelli Diablo Rosso IV. 

Jantlar arkada 190/55 ve önde 120/70 ölçülerinde. Her iki jant da 17 inç.

Yeşil-gri renklere sahip V100 boya alanlarıyla dikkat çekiyor. Üstteki gri renkli bölüm alt taraftaki motor bölümüyle bütünleşecek şekilde boyanmış. Yeşil renk ile birleşen kısımda siyah dik şerit ise bir başka tasarım oyunu. Hem silindir kafasının üzerindeki siyah kısımla hem de aşağıya doğru devam eden boru ile birleşip motosikleti dikine ikiye ayırıyor.

V100 ne zaman gelecek?

Moto Guzzi, 2022 V100 Mandello’yu 23 Kasım’da Milano’daki EICMA’da tanıtacak. Eh, çok zaman kalmadı demektir. EICMA ile birlikte tüm özellikleri ve fiyatı açıklanacak. Türkiye fiyatı açıklanana kadar hayal kurmaya devam edebiliriz 🙂

O zamana kadar da sizi tanıtım videosu ile baş başa bırakıyorum 🙂

Bu yazı Motosiklet Tanıtım kategorisinde yayınlanmıştır; kategorinin diğer yazıları için buraya tıklayabilirsiniz.

Güçlü, ufak, elektrikli scooter: RoadRunner

Ufaklığına aldanmayın, iki motoru var

Görünüşünün aksine; gücüyle dikkat çeken en yeni elektrikli motosiklet var yazımızda. VoroMotors markasının üretimi olan RoadRunner modeli basit görünmesine karşın hayli güçlü iki motorla donatılmış.

RoadRunner ufak tekerleklere sahip. Buna karşın ön tarafta 350W, arkada ise 500W sürekli güç* sunan iki elektrikli motor var.

*Sürekli güç kavramı elektrik motorlarında önemli. Yapısı itibariyle elektrikli motorlarda zirve güç ve devamlı/sürekli güç kavramı var. Zirve değer akıl çelse de önemli olan sürekli güç değeri.

Bu güçle azami 56 km/saat hıza çıkıyor ufak elektrikli RoadRunner. Bu azami sürat boyutlarına oranla oldukça iyi. 50 cc benzinli bir scooter ile aynı son sürate sahip diyebiliriz yani.

Değiştirilebilir pil paketi

RoadRunner 48V 26A/saat ve 1’250 W/saat değerlerine sahip pil paketi ile 80 km. menzile sahip. Menzil oldukça düşük, bu sebeple pilin değişebilir olması şart olmuş.

Ancak bu menzil şehir içi kullanımı için yeterli. Ortalamalara göre büyük şehirlerde günlük 30 km. civarı yol yapılıyor. RoadRunner özellikle boyutu ve çok hafif ağırlığıyla sadece şehir içini hedefliyor. Bu yönüyle tam bir kaç-kaç modeli. Ufak mesafelerde oradan oraya gitmek için ideal.

İlginç ama arazi özelliği de var

En iyi elektrikli scooter RoadRunner demek için bir unsur daha: bu scooter arazi eğlencelerine de dayanabilecek sağlamlıkta tasarlanmış. Burada boyutu ve hafifliği öne çıkıyor. Eğer arazi keyfiniz ya da taşrada eviniz varsa dağ taş sürmeniz de mümkün. Bu konuda en büyük avantajı hafifliği. Çünkü arazi motosikletlerinde en çok aranan özellik hafiflik. O da RoadRunner’da var. Şehir içini hedefleyen bir elektrikli motosiklet için beklenmeyen bir özellik. Ama işte teknoloji böyle bir şey…

Basit ve ufak ekran

Sadece bilgi amaçlı ufak bir LED ekran var. Hız, pil doluluğu gibi hayati bilgiler var sadece.

Ekran belki ufak evet ama bu kadar basit bir araç için yeterli gibi.

Sele ve konfor konusunda iddialı

Sele hafızalı süngerden (memory foam) mamul. Yani bir süre sonra tam olarak kalçalarınızın şekline kavuşuyor. Pahalı ve genelde üst düzey motosikletlerde görmeye alışık olduğumuz kalitede bir sele bu. Bu arada sele uzun ve yeterli genişlikte.

Lastiklerin tutuşu da iyi. Bütün bunlar birleşince son derece rahat ve kolay bir sürüşe sahip oluyor bu haylaz. Alttaki görselde de gidon yüksekliğinin ne kadar kolay şekilde çözüldüğü görülüyor; akıllıca.

Süspansiyon başarılı. Arazide de iş görmesi için sağlam bir yapıya sahip. İyi de iş görüyor ve konforlu.

Basit ama zeki tasarım her yerinde RoadRunner’ın. Bunun bir örneği de gidon yükseklik ayarında mevcut. Yükseklik ayarı ile oturuş konumunu aynı anda ayarlamak mümkün. Üstelik aşağıya indikçe daha da hızlanacağınız için ileri de gitmiş oluyorsunuz. Zekice değil mi?

Frenler ABS’li

Disk frenler süspansiyon ve lastik uyumu ile üst düzeyde frenleme yapıyor*. Ki bu normal çünkü iki güçlü motor ile gerçekten çabucak süratleniyor RoadRunner.

Zaten yüksek hız sağlam frenleri şart koşuyor zira elektrikli motosikletler azami hızlarına çok çabuk ulaşıyorlar.

Güvenlik sadece güçlü frenlerle sağlanmıyor, ABS de var…

Toplam ağırlık inanılmaz düşük!

En iyi demek için bir dayanağım daha var. Elektrikli scooter RoadRunner hepi topu 25 kg. ağırlığında!

Bu neredeyse 60 km. hıza çıkan bir scooter için çok çok iyi bir değer.

Sağlam yapısı sayesinde 150 kilograma kadar taşıyabiliyor. Ufacık ve hafif bir model için hayli iyi. Bu azami yük biraz sınırda olsa da iki kişi demek. Yeter mi? Yeter.

Dahası da var

280 lümenlik bir ön far var RoadRunner’da. Elektrikli bir scooter’da şimdiye kadarki en parlak far olduğunu belirtiyorlar. Güçlü far görmek ve görünmek için en iyi silahınız.

Arka far da güvenlik temelli. Roadrunner arka ışık grubunu da parlak tasarlamış. Bunlar çok önemsenmiyor ama ciddi konular. Sayfanın sonunda motosiklet görünürlüğü konusundaki güvenlik yazılarının bağlantısını görebilirsiniz.

Fiyat

Yurt dışı satış fiyatı ise 1’499 Amerikan doları. Türkiye için tabii ki inanılmaz vergi yükü var. Ne kadara ülkemize geleceğini bilemiyoruz fakat en az üçe katlayacaktır fiyatı. Evet, yine ulaşılmaz çünkü Türkiye’de yaşıyoruz.

Daha fazla bilgi almak isterseniz: Resmi sitesi burada

İlgili yazılar

Bu yazı Motosiklet Tanıtım kategorisinde yayınlanmıştır; kategorinin diğer yazıları için buraya tıklayabilirsiniz.

1900’lerden bugüne elektrikli araçların tarihi

Elektrikli araçların tarihi

Elektrikli araçların tarihi tahminlerinizden daha eskiye gidiyor. 1900’lü yılların başında sadece kaç-kaç’lar (scooter) değil elektrikli otomobiller de yaygın olarak kullanılıyordu. Mesela İngiltere’de sabahları erken saatte süt dağıtan araçların özellikle sessiz oldukları için elektrikli olduklarını biliyorum. Elektrikli otobüsler de vardı.

Peki ne oldu da elektrikli araçlardan vazgeçtik derseniz bunun cevabını: Elektrikli Arabayı Kim Öldürdü? (Who Killed Electric Car?) adlı belgeselde bulabilirsiniz. Kısa cevap: petrol şirketleri ve otomobil üreten firmalar. Biraz açayım.

Elektrikli araçlar otomobil üreticileri için kabus gibi. Çünkü motorda sürtünen parça olmadığı için yıpranma çok çok az (içten yanmalı motorlara göre). Bu sebeple periyodik servis, düzenli bakım için ziyaret aralıkları uzuyor. Kısacası yetkili servise çok daha az araç gidiyor. Ek olarak, elektrik motorlu araç sattıklarında yağ, yağ filtresi, hava filtresi, buji gibi kalemlerden mahrum kalıyor üreticiler.

Sonuç olarak elektrikli araç satmak üreticilerin satış sonrası gelirlerini ciddi oranda düşürüyor. Klasik motorlu (benzin, dizel) araçlar kadar gelir elde etmek mümkün değil üreticiler için. Bu sebeple büyük markalar daha az kazanmak için yıllarca geriye ittiler elektrikli araçları.

Tüm suç üreticilerin değil

1900’lerde o kadar popülerdi ki New York’da elektrikli taksi ve arabaların sayısı toplam araçların üçte birine ulaşmıştı. İnsanların elektrik motorlu araçları sevmelerini sebebi benzinli araçların performans olarak geride olmalarıydı. Üstelik elektrikli araçlarda koku, gürültü, titreşim gibi sıkıntılar da yoktu. Çalıştırmak için ön tarafına gidip uğraşma derdi yoktu bir kere. Ya da o zamanlar için henüz dert olan vites sorunu yoktu; elektriklerde vites yoktu 🙂

Elektrikli araçların büyük şehirlerde -özellikle zengin kadınlar tarafından- tercih edildiğini görüyoruz. Bunun ana sebeplerinden birisi varlıklı kadınların gürültülü, sarsıntılı ve dumanlı şeylere ihtiyaçları yoktu. 1911 tarihli New York Times haberinde: “Elektrikli araç sürücüleri geçtiğimiz yıllarda büyük ilerlemeler kaydettiler. Hızla gelişen özellikleriyle hem kadın hem erkekler arasında kazandıkları popülerliği hızlı şekilde arttırıyorlar.” kelimeleriyle anlatılan durum netti: elektrikliler piyasaya hakimdi.

Ve Henry Ford gelir

Elektrikli araçların tarihi Ford ile değişti. Henry Ford’un 1908 yılında model T ile seri üretim benzinli motoru piyasa sürmesi elektrikli araçların ölüm fermanı oldu. 1912 yılında benzinli araba 650 dolar iken elektrikli bir araç ortalama 1’750 dolar fiyatlarla satılıyordu. Bir de (1912 yılında) benzinli arabalar için elektrikli marş icat edilince işler değişmeye başladı. Arabayı elle çalıştırma derdini bitiren bu özellik, fiyatı sebebiyle kokulu, sarsıntılı da olsa hayli daha ucuz olduğu için elektrikli otomobil sürücülerinin de benzinli araçlara geçişini arttırdı.

Daha uzağa gitme isteği galip geldi

Amerika Birinci Dünya Savaşı sonrasında yol yatırımlarına ağırlık verdi. Bu, otomobil ile seyahat daha öne çıkar oldu. Bu da piyasanın artık daha uzağa giden arabalar talep etmesine sebep oldu. Bunun üzerine bir de Teksas’da büyük petrol sahaları bulundu. Hem alım hem de bakım maliyetleri daha da düşmüştü. Daha ucuz, daha da uzağa giden benzinli araçlar, ortalama alıcı için tek seçenek haline geldi.

İddialı başlayan elektrikli araç furyası 1935 yılına gelindiğinde bitmiş ve günümüze kadar derin bir uykuya geçmişti.

Günümüzün şekeri: çevre, sürdürülebilirlik

Evet, elektrikli araçların tarihi böyle. Fakat bugünlerde yine elektrikli araçların güçlendiği bir dönemi yaşıyoruz. Bunun esas sebebi çevrecilik mi? Yeşil devrim dedikleri nedir?

İşler burada karışıyor işte. Çünkü biliyoruz ki elektrikli araç demek pil demek ama pil çevreci bir çözüm değil. Ömürleri bittiğinde pillerin çevreye zarar vermeden bertaraf edilmesi henüz çözüm bulmuş değil. O halde bu fırtına neden? 🙂

Euro 7 yüzünden. Şaşırdınız değil mi? Daha çevreci bir adım olması gereken Euro7 nasıl olur da pil gibi çevre katili bir ürünü öne çıkarır? Sorun şu ki Euro 7 öyle standartlar getiriyor ki içten yanmalı motorlarla bunu yapmak imkansıza yakın zor. Oysa pil-elektrik sıfır yayılım (emisyon) getiriyor. Üstelik bunu çok para harcamadan, araştırma-geliştirme masrafı yapmadan, piyasaya sürme şansı getirerek yapıyor elektrikli araçlar.

Başka sorular da var. Bütün araçlar elektrikli olunca o kadar elektrik nasıl üretilecek? Elektrik kömürle üretilirse -ki öyle üretiliyor azımsanmayacak kısmı- bir dert, baraj ile üretilse çevreye zararı çok, nükleer desen riski çok… O zaman biz bu hamleyi neden yapıyoruz? 🙂

Peki pil için gerekli hatta hayati olan lityum üretimi? Elon Musk bu konuda açık konuştu. Bir tweet attı ve lityum için gerekirse darbe yapacaklarını ve buna alışmamızı söyledi. Nasıl? Yeterince çevreci mi bu tavır 🙂

Çözüm nerede? Bundan on sene öncesine kadar gelecek nesil araçların hidrojen ile çalışacağı söyleniyordu. Hidrojen üretimi ve yakılması son derece çevreci şekilde çözülüyor. Sorun şu ki bunun için büyük yatırım lazım ve bu kimsenin işine gelmiyor. O yüzden gelecek elektriklide. Fakat esas mesele küresel ekonominin devamlı büyüme zorunluluğu. Eskiyi at yenisini al. Yenisi daha iyi daha çevreci! Değil ama boşver sen, elektrikli al.

Bu arada sitedeki elektrikli motosiklet yazılarını görmek isterseniz buraya tıklayabilirsiniz 🙂