Kawasaki Ninja ismi nereden geliyor?

Altta izleyebileceğiniz videoya göre Kawasaki’nin ünlü serisi Ninja, ismini son derece garip şekilde almış.

Kawasaki Amerika atılımı için yeni ve çarpıcı bir isim arıyor. İşte tam bu aşamada Amerika pazarlama müdürü (!) ilginç bir fikirle geliyor: Ninja!

Ninja nereden çıktı derseniz, müdürün teknesinin ismi 🙂 Evet, garip hatta komik ama böyle. İşin daha da ilginci ninja kelimesinin Japon kültüründeki yeri. Ninjalar sevilen ya da saygı duyulan bir topluluk değil. Sebebi ninjaların para için her şeyi yapıyor olmalarıydı. Samuraylar onur ve saygı için yaşarken ninjalar casusluk, sabotaj, sızma, suikast gibi kalleş eylemleri para için yaparlardı. Toplumun içinde yaşa(ya)mayan, dağ eteklerinde gizli yaşam süren ninjalar çoğunlukla efendilerinin huzurundan kovulmuş veya kendi istekleriyle ayrılmış samuraylardır. Ninjalar hakkında ayrıntılı bilgiyi buradan alabilirsiniz.

İşte bu sebeple ninja ismi Japonlar tarafından ilk başta kabul edilmedi. Neden olumsuz bir kelime ile öne çıksınlar ki? Fakat Amerikan müdür tekrar devreye girdi. Amerikalıların bu gerçeği bilmediklerini, aksine zihinlerinde hızlı, çevik, Japon bir kavramdı Ninja. Yeni Kawasaki motosikletleri için bu kelimenin Amerikalıların kafasında “cuk” oturacağı konusunda Japonları ikna etti.

Ninja ismi Top Gun filmi ile patlıyor

İlk Ninja devrim yaratan özellikleri ile piyasayı sonsuza kadar değiştiren bir Kawasaki idi. Motosiklet sürüşüne komple farklı bir yaklaşım getiren bir model: GPz 900R Ninja! Bu Ninja, daha önce görülmemiş hıza, çok daha gelişmiş performans ve sürüş özelliklerine sahipti. Kawasaki ürününden emindi ama yerleşik motosiklet algısının dışındaki bir motosiklet için piyasa ikna edilmeliydi. Kawasaki Amerikan pazarına yerleşmek için Top Gun filminde yer almaya karar verdi.

Evet, Top Gun filmindeki aktörlerden birisi GPz 900R. İlk Ninja, kitleyi ikna etmek için uçakla pistte yarıştı, sokakta deli gibi hızlanıp (evet bildiğiniz iki tekeri yerden keserek) uçtu. Bu arada yıl 1986, Harley Davidson’ların krallığında oluyor bu işler. Oysa bu Ninja kodlu Kawasaki bambaşka görünüyor ve bambaşka şeylere odaklı. Her şeyden önce çok daha çevik ve farklı bir motosiklet sürüşü vaat ediyor Ninja. Daha devirli, çok daha seri, hızı Harley’lerle falan kıyas kabul etmeyecek kadar ileride. Gidon hassasiyeti ise bambaşka bir dünya. Chopper, cruiser gidonu balta ise bu neşter kadar keskin ve hassas…

Kısacası tam da Top Gun filmindeki gibi aslında yeni GPz 900R Ninja: uçakla yarışacak kadar hızlı ve seri, yokuş yukarı hızlanıp havalanacak kadar dinamik. Ninja imajı da tam bu değil mi zaten?

Ninja yeni Top Gun filminde de var

Kovid 19 yüzünden devamlı ertelediler ama Top Gun Maverick 2021 sonlarında sinemalara gelecek. Tom Cruise yine var. Ninja H2 de öyle 🙂

Film vizyona girmemiş olsa da Tom Cruise Kawasaki Ninja H2’yi sürerken görüntülendi film çekimlerinde. Yani hikaye ve birliktelik yine devam ediyor. Tıpkı Ninja efsanesi gibi…

Ninja’nın hikayesini bu videodan aldım. İngilizce bilenler için videoda daha bir çok bilgi ve ayrıntı var.

Sonuç

Kawasaki Ninja ismi nereden geliyor?

İnanması güç ama Ninja ismi Kawasaki’nin Amerika pazarlama müdürünün teknesinin isminden geliyor 🙂 Japonlar başta sıcak bakmıyorlar zira ninja kötü göndermeleri olan bir isim (sayfada/yazıda ayrıntısıyla var). Fakat pazarlama müdürü kendilerini ikna ediyor: “Amerikalılar bunu bilmiyorlar. Aksine Amerikalılar için ninja hızlı, japon, keskin gibi tam da istediğimiz göndermelere sahip!” diyor ev kabul ettiriyor.

İlk Ninja motosiklet hangisi?

Top Gun filminde de oynayan GPz 900 RR Ninja ismiyle piyasaya sürülen ilk Kawasaki. İşte o ilk Ninja’nın tanıtıldığı 1984 yılından beri Ninja’lar serinin iddialı, sürüş performansı ve konforu üst düzeyde gelişmiş modellerin kodu olarak belirleniyor. Günümüzdeki H2 gibi 🙂

Bu yazı Makaleler kategorisinde yayınlanmıştır; kategorinin diğer yazıları için buraya tıklayabilirsiniz.

Aytemiz Motorcu Dostu İstasyonlar

Motosiklet sürücülerine özel hizmetler sunan akaryakıt istasyonları

Aytemiz’in Motorcu Dostu İstasyonlar ile motorculara özel alanlarla hizmet verdiğini biliyor muydunuz? Motorcu Dostu Aytemiz İstasyonları, motosiklet sürücülerine özel alanlar içeriyor.

Motosiklet sürücülerine özel dolaplar

Bu istasyonlarda motosikletlere özel park alanları var. Bu başlı başına güzel hizmet. Ama en güzeli kask, mont ve eldiven gibi eşyaları bırakabileceğimiz kilitli dolaplar olması. Düşünün uzun yoldasınız ve mola vereceksiniz. O da ne? Motorcu dostu istasyon levhasını görüyorsunuz. Girin, motosikletinizi size ayrılmış alana bırakın. Kask mont eldiven, çıkarın ve yine size özel dolaba kilitleyin! Nasıl, güzel hizmet değil mi?

Ama dahası da var.

Motosiklet sürücülerinin özel ihtiyaçlarını karşılayacak marketler

Aytemiz Motorcu Dostu İstasyonlar, marketlerde, motosiklet kullanıcılarına özel Castrol marka yağlar, kask içi ve dışı temizleme spreyleri, buğu önleyici, motosiklet temizleme ve cilalama spreyleri ile zincir temizleme spreyi gibi bakım malzemeleri de sunuyorlar. Yola çıkarken unuttuğunuz bir şeyler varsa bu marketlerde bulma şansınız fazla.

Üstelik yağı değiştireceğinizi bile düşünüp kolaylaştırmışlar. Hem yağ değişimini hem de zincir yağlamayı kolaylaştıran motosiklet sehpası da bu istasyonlarda mevcut. Her Motorcu Dostu İstasyon bu sehpayı koydu mu bilmiyorum ama bu gerçekten büyük kolaylık.

Motorcu Dostu İstasyonlarda güvenlik de düşünülmüş

Aytemiz, motosikletlere özel hazırlanan pompa alanları ile ek güvenlik sağlamayı ihmal etmemiş. Pompaların önünde kaymaz zemin var. Yağ, benzin taşması gibi durumlarda kaymayı engelleyecek bu yüksek sürtünme katsayılı alanlar, kayma, düşme gibi kazaları engellemek için büyük yenilik.

Bu önemli bir ayrıntı zira yakıt alırken dökülen akaryakıt, klimadan tahliye edilen su hatta bazen önceki araçlardan dökülen çamur, toprak, kum gibi kayganlaştırıcı unsurlar motosiklet sürücülerinin pompa önü kabuslarından. İşte kaymaz zemin bu tür sorunların hepsini kökten çözüyor.

“Motordan Öde” ile pompadan ayrılmadan ödeme yapın

İşe yarar bir hizmet daha var. Bu hizmet kask-eldiven çıkartmadan pompada ödeme yapmayı sağlıyor. “Aytemiz motordan öde” adındaki bu hizmet zamanla yaygınlaşacak Aytemiz’den gelen bilgilere göre. Valla bu gerçekten güzel bir iş. Benzin al, motosikletten in, kaskı, eldivenleri çıkar falan derken bayağı zaman kaybediyoruz malum. İçeride ödeme yaparken motosikletin üzerindeki eşyaların güvenliği de ayrı sorun. “Aytemiz motordan öde” ile hepsini çözmüş oluyoruz. Bu sayede pompada ödeme yapıp devam edebiliyoruz.

Siz yine de mola vermeyi ihmal etmeyin. Sağlıklı bir sürüş için her bir buçuk saat ya da 150 kilometre sürüşten sonra mola vermek lazım. Ayrıntısı burada: Mola

İlave lastik şişirme uçları

Farklı tekerlek tiplerine uygun lastik şişirme uçları da motosiklet kullanıcıların hizmetine sunulacaklar arasında. Çok sıkıntı yaşanan bir konu olmasa da projenin bunun gibi ayrıntılara kadar inmiş olması çok hoş. Bu tabii ki bisikletçilere için de büyük kazanım olacaktır.

Motorcuya özel pompa görevlisi 

Öte yandan motosikletlere yakıt verecek çalışanlar da motosikletlere özel hizmet sunmak üzere bir eğitim alıyorlar. Bu nasıl bir eğitim, kaynağı nedir, hangi bilgileri içerir bilmiyorum. Fakat yapılmasını takdire değer buluyorum.

Motorcu Dostu İstasyonlar nerede?

Aytemiz’in kendi web sitesinde Motorcu Dostu İstasyonları görebileceğiniz bir harita var. Şu adresten yeni sekmede açabilirsiniz.

Sayfada iki adımla görebiliyoruz motorcu dostu istasyonları.

Görselde “1” ile işaretlediğim alandan “Servisi Seçin” kısmına geçmek ve “2” ile işaretlemiş olduğum kırmızı renkle gösterilmiş simgeye tıklamak.

Sonrasında harita üzerinde Motorcu Dostu İstasyonları görebiliyoruz.

Sonuç

Aytemiz firması Türkiye’de ender gördüğümüz şekilde motosiklet sürücüsünün faydasına bir proje geliştirmiş. Üstelik bu proje doğrudan biz motosiklet sürücülerinin sorunlarını çözen ve fayda yaratan çözümlerle geliyor. Kendilerini tebrik ediyor, motosiklet camiasını ciddiye alıp sürüş ve yaşam konforumuzu arttırdıkları için kendilerine çok samimi teşekkürlerimi sunuyorum.

Aferin Aytemiz, ellerinize sağlık!

Aytemiz Motorcu Dostu İstasyon nedir?

Aytemiz firmasının biz motosiklet sürücülerine özel geliştirdiği projedir. Motorcu Dostu İstasyonlarda pompa önünde kaymaz zeminler, kask, eldiven, vs. koymak için bizlere özel kilitli dolaplar gibi çok işe yarar özellikler var. İlave olarak pompadan ödeme yapma, motosikletlere özel değişik lastik hava uçları, markette ise motosikletlere özel motor yağlarından temizlik malzemelerine kadar motosikletlere özel ürünler var.

Motorcu Dostu İstasyon nerede, nasıl bulurum?

Motorcu Dostu İstasyonlar, “Motorcu Dostu İstasyon” tabelalarıyla yoldan fark edilebilecek şekilde işaretleniyor. Bunun haricinde buradaki Aytemiz resmi web sitesi sayfasından harita üzerinde görebilirsiniz. Sayfa yüklenince sol taraftaki seçim alanından “Servisi Seçin” kısmına geçmek ve kırmızı renkle gösterilmiş simgeye Motorcu Dostu İstasyon simgesine tıklamak gerekiyor.

Bu yazı Git-Gör, Motosiklet Gezi Rotası kategorisinde yayınlanmıştır; kategorinin diğer yazıları için buraya tıklayabilirsiniz.

V100 MANDELLO, MOTO GUZZI’nin 100. yılı için hazır

100. doğum gününüz için spor-gezi bir motosikletten daha iyi ne olabilir?

Moto Guzzi, 100. Yıldönümü kutlamaları için kendisine hediye olarak hazırladığı yepyeni Moto Guzzi V100 Mandello’nun örtüsünü kaldırdı. V100 geçen ay casus fotoğraflarıyla ortaya çıkmıştı. Moto Guzzi şimdi resmi fotoğrafları paylaştı ve web sitesine V100 sayfası ekledi.

Guzzi’nin ürün yelpazesine eklenen V100 Mandello GT sınıfda, yani bir Spor-Gezi (Sports Tourer) modeli. Mandello kelimesi üretimin yapıldığı yeri gösteriyor.

Cruiser ve bobber’ları ile ünlü bir marka Moto Guzzi. 2018’de macera-gezgin modeli (adventure tourer) V85 TT’yi eklemişti. Guzzi bu adımıyla yeni kategorilere girme arzusunu göstermişti. Şimdi de hem modern hem de mirasına uygun çizgilere sahip V100 Mandello geldi.

Fotoğraflar birçok soruya cevap veriyor. Fakat Moto Guzzi, web sitesinde “EICMA’da görüşürüz” yazan bir notla heyecanı canlı tutmaya devam ediyor.

Yine de fotoğraflar takip edebileceğimiz izleri gösteriyor. İlk olarak V100’deki 100, 1000 cc.’lik bir motor demek. Guzzi geleneklerine uygun olarak 110-120 beygirlik bir makine bekliyorum. Moto Guzzi genelde büyük hacimleri zorlamadan keyifli ve rahat sürüşlü motorlar üretmeyi tercih ediyor. Mevcut V9 hacmi artmış ve Guzzi Avrupa model yelpazesindeki en büyük motor geliyor demek bu. Aynı zamanda hedef büyütüp Kawasaki Ninja 1000SX ve Yamaha Tracer 9 GT gibi güçlü oyuncuların sahasına da girmek demek.

Mandello tarz ve görünüm

2022 yılında yollarda göreceğimiz Moto Guzzi V100 Mandello, dik oturulan bir spor motosiklet.

Yukarı doğru yükselen gidon ve yarım üst grenaj, sürüş konforunu arttırıcı unsurlar. Çıplak motosiklet demek bu yönüyle yanlış. Tıpkı CBF ailesinde olduğu gibi, denenmiş ve faydalı bir tarz bu. Hem rüzgar koruması sağlıyor, hem de dinamik bir görünüm ve çeviklik sağlıyor yarım kapalılık. Ayarlanabilir ön cam da kendini belli ediyor. İtalyan tasarımına uygun şıklıkta ön cam gezi ve performans dengesini sağlayan yükseklikte.

Diğer Moto Guzzi modelleri gibi V100 Mandello’da da şaft var. Ancak kardan şaftın tek taraflı salıncak içinde olmasının başka örneği yok.

Dikkat çeken özelliklerden biri, V100’ün güzel görünen çizgilerinin aerodinamik yapısı. Uzun yol ve yüksek süratte rüzgar uyumluluğu her zaman işe yarar. Kısacası Mandello spor olmayabilir ama dinamik bir model olacak.

V100 motor özellikleri

Daha önce üretilmemiş bir hacim olduğu için motorun tamamen yeni, sıfırdan üretilmiş olması çok mümkün.

Bununla beraber, V100, geleneksel Moto Guzzi güç birimi altyapısına uyuyormuş gibi görünüyor. Diğer Guzzi motorları gibi alt kenarı dikey olan, yatay yerleştirilmiş bir İkiz-V motor görüyoruz. Üst kısımda 4 supaplı yapı olduğu kesin ama supap kapağı içeride yeni bir şeyler var mı şimdilik bilmiyoruz. SOHC mi DOHC mi, valf mekanizması nasıl olacak şimdilik belirsiz.

Yarım şasi, motorla birleşerek iskelet oluşturuyor. Motor da şasi görevi görürken hafif kalan toplam ağırlık çeviklik getiriyor. Tek taraflı salıncakla birleşik şaft da aynı niyete hizmet ediyor. Gerçi zincir daha hafif daha doğrudan olurdu ama Moto Guzzi mirası galip gelmiş olsa gerek. Ayrıca şaft gezi ve uzun yol için daha doğru bir tercih.

Fren ve süspansiyonlar

Frenler usta işi. Tüm ısırganlar (kaliperler) Brembo. Önde çift, arkada tek diskli sistem gördüğümüz kadarıyla yüksek performans amaçlı değil.

Süspansiyon işi de bir diğer usta Öhlins’e emanet. Frenlerin aksine süspansiyon sistemi yarı aktif tercih edilmiş.

Arkada tek taraflı kol amortisör var. Genel olarak gezi motosikleti tercihleri yapılmış diyebilirim.

Bu fotoğrafta görüldüğü üzere de tek taraflı salıncakla birleştirilmiş şaft mekanizması ender görülen bir mühendislik eseri.

Sele çok cazip duruyor değil mi? Hem artçı hem de sürücü için fazla fazla yer var. Selenin ön tarafta depoya uzanan kısmı da hoşuma gitti. Normalde bu alan, montun fermuarı geldiği için çizilir. Olmasın diye de tank pad almak zorunda kalırız 🙂 Guzzi seleyi bu şekilde ön tarafa doğru yükselterek hem depodaki çizilmeleri engellemiş hem de görsel dinamizm katmış yandan görünüme.

Bu fotoğrafta açıkça görülüyor ki artçının ayaklıkları hayli yüksekte. Bu, sanırım, yan çantalara yer açmak için. Fakat ön cam neredeyse yok denecek kadar alçak olduğu için bu kadar yüksekte oturan artçı rüzgardan çok etkilenir gibi geliyor bana. Dev sele ama garip oturma pozisyonu; ilginç bir birleşim.

Artçı ile alakalı bir konu daha var, dikkatinizi çekti mi bilmiyorum, artçı için elcik, tutamak yok… İlginç.

Lastikler Pirelli Diablo Rosso IV. 

Jantlar arkada 190/55 ve önde 120/70 ölçülerinde. Her iki jant da 17 inç.

Yeşil-gri renklere sahip V100 boya alanlarıyla dikkat çekiyor. Üstteki gri renkli bölüm alt taraftaki motor bölümüyle bütünleşecek şekilde boyanmış. Yeşil renk ile birleşen kısımda siyah dik şerit ise bir başka tasarım oyunu. Hem silindir kafasının üzerindeki siyah kısımla hem de aşağıya doğru devam eden boru ile birleşip motosikleti dikine ikiye ayırıyor.

V100 ne zaman gelecek?

Moto Guzzi, 2022 V100 Mandello’yu 23 Kasım’da Milano’daki EICMA’da tanıtacak. Eh, çok zaman kalmadı demektir. EICMA ile birlikte tüm özellikleri ve fiyatı açıklanacak. Türkiye fiyatı açıklanana kadar hayal kurmaya devam edebiliriz 🙂

O zamana kadar da sizi tanıtım videosu ile baş başa bırakıyorum 🙂

Bu yazı Motosiklet Tanıtım kategorisinde yayınlanmıştır; kategorinin diğer yazıları için buraya tıklayabilirsiniz.

Güçlü, ufak, elektrikli scooter: RoadRunner

Ufaklığına aldanmayın, iki motoru var

Görünüşünün aksine; gücüyle dikkat çeken en yeni elektrikli motosiklet var yazımızda. VoroMotors markasının üretimi olan RoadRunner modeli basit görünmesine karşın hayli güçlü iki motorla donatılmış.

RoadRunner ufak tekerleklere sahip. Buna karşın ön tarafta 350W, arkada ise 500W sürekli güç* sunan iki elektrikli motor var.

*Sürekli güç kavramı elektrik motorlarında önemli. Yapısı itibariyle elektrikli motorlarda zirve güç ve devamlı/sürekli güç kavramı var. Zirve değer akıl çelse de önemli olan sürekli güç değeri.

Bu güçle azami 56 km/saat hıza çıkıyor ufak elektrikli RoadRunner. Bu azami sürat boyutlarına oranla oldukça iyi. 50 cc benzinli bir scooter ile aynı son sürate sahip diyebiliriz yani.

Değiştirilebilir pil paketi

RoadRunner 48V 26A/saat ve 1’250 W/saat değerlerine sahip pil paketi ile 80 km. menzile sahip. Menzil oldukça düşük, bu sebeple pilin değişebilir olması şart olmuş.

Ancak bu menzil şehir içi kullanımı için yeterli. Ortalamalara göre büyük şehirlerde günlük 30 km. civarı yol yapılıyor. RoadRunner özellikle boyutu ve çok hafif ağırlığıyla sadece şehir içini hedefliyor. Bu yönüyle tam bir kaç-kaç modeli. Ufak mesafelerde oradan oraya gitmek için ideal.

İlginç ama arazi özelliği de var

En iyi elektrikli scooter RoadRunner demek için bir unsur daha: bu scooter arazi eğlencelerine de dayanabilecek sağlamlıkta tasarlanmış. Burada boyutu ve hafifliği öne çıkıyor. Eğer arazi keyfiniz ya da taşrada eviniz varsa dağ taş sürmeniz de mümkün. Bu konuda en büyük avantajı hafifliği. Çünkü arazi motosikletlerinde en çok aranan özellik hafiflik. O da RoadRunner’da var. Şehir içini hedefleyen bir elektrikli motosiklet için beklenmeyen bir özellik. Ama işte teknoloji böyle bir şey…

Basit ve ufak ekran

Sadece bilgi amaçlı ufak bir LED ekran var. Hız, pil doluluğu gibi hayati bilgiler var sadece.

Ekran belki ufak evet ama bu kadar basit bir araç için yeterli gibi.

Sele ve konfor konusunda iddialı

Sele hafızalı süngerden (memory foam) mamul. Yani bir süre sonra tam olarak kalçalarınızın şekline kavuşuyor. Pahalı ve genelde üst düzey motosikletlerde görmeye alışık olduğumuz kalitede bir sele bu. Bu arada sele uzun ve yeterli genişlikte.

Lastiklerin tutuşu da iyi. Bütün bunlar birleşince son derece rahat ve kolay bir sürüşe sahip oluyor bu haylaz. Alttaki görselde de gidon yüksekliğinin ne kadar kolay şekilde çözüldüğü görülüyor; akıllıca.

Süspansiyon başarılı. Arazide de iş görmesi için sağlam bir yapıya sahip. İyi de iş görüyor ve konforlu.

Basit ama zeki tasarım her yerinde RoadRunner’ın. Bunun bir örneği de gidon yükseklik ayarında mevcut. Yükseklik ayarı ile oturuş konumunu aynı anda ayarlamak mümkün. Üstelik aşağıya indikçe daha da hızlanacağınız için ileri de gitmiş oluyorsunuz. Zekice değil mi?

Frenler ABS’li

Disk frenler süspansiyon ve lastik uyumu ile üst düzeyde frenleme yapıyor*. Ki bu normal çünkü iki güçlü motor ile gerçekten çabucak süratleniyor RoadRunner.

Zaten yüksek hız sağlam frenleri şart koşuyor zira elektrikli motosikletler azami hızlarına çok çabuk ulaşıyorlar.

Güvenlik sadece güçlü frenlerle sağlanmıyor, ABS de var…

Toplam ağırlık inanılmaz düşük!

En iyi demek için bir dayanağım daha var. Elektrikli scooter RoadRunner hepi topu 25 kg. ağırlığında!

Bu neredeyse 60 km. hıza çıkan bir scooter için çok çok iyi bir değer.

Sağlam yapısı sayesinde 150 kilograma kadar taşıyabiliyor. Ufacık ve hafif bir model için hayli iyi. Bu azami yük biraz sınırda olsa da iki kişi demek. Yeter mi? Yeter.

Dahası da var

280 lümenlik bir ön far var RoadRunner’da. Elektrikli bir scooter’da şimdiye kadarki en parlak far olduğunu belirtiyorlar. Güçlü far görmek ve görünmek için en iyi silahınız.

Arka far da güvenlik temelli. Roadrunner arka ışık grubunu da parlak tasarlamış. Bunlar çok önemsenmiyor ama ciddi konular. Sayfanın sonunda motosiklet görünürlüğü konusundaki güvenlik yazılarının bağlantısını görebilirsiniz.

Fiyat

Yurt dışı satış fiyatı ise 1’499 Amerikan doları. Türkiye için tabii ki inanılmaz vergi yükü var. Ne kadara ülkemize geleceğini bilemiyoruz fakat en az üçe katlayacaktır fiyatı. Evet, yine ulaşılmaz çünkü Türkiye’de yaşıyoruz.

Daha fazla bilgi almak isterseniz: Resmi sitesi burada

İlgili yazılar

Bu yazı Motosiklet Tanıtım kategorisinde yayınlanmıştır; kategorinin diğer yazıları için buraya tıklayabilirsiniz.

1900’lerden bugüne elektrikli araçların tarihi

Elektrikli araçların tarihi

Elektrikli araçların tarihi tahminlerinizden daha eskiye gidiyor. 1900’lü yılların başında sadece kaç-kaç’lar (scooter) değil elektrikli otomobiller de yaygın olarak kullanılıyordu. Mesela İngiltere’de sabahları erken saatte süt dağıtan araçların özellikle sessiz oldukları için elektrikli olduklarını biliyorum. Elektrikli otobüsler de vardı.

Peki ne oldu da elektrikli araçlardan vazgeçtik derseniz bunun cevabını: Elektrikli Arabayı Kim Öldürdü? (Who Killed Electric Car?) adlı belgeselde bulabilirsiniz. Kısa cevap: petrol şirketleri ve otomobil üreten firmalar. Biraz açayım.

Elektrikli araçlar otomobil üreticileri için kabus gibi. Çünkü motorda sürtünen parça olmadığı için yıpranma çok çok az (içten yanmalı motorlara göre). Bu sebeple periyodik servis, düzenli bakım için ziyaret aralıkları uzuyor. Kısacası yetkili servise çok daha az araç gidiyor. Ek olarak, elektrik motorlu araç sattıklarında yağ, yağ filtresi, hava filtresi, buji gibi kalemlerden mahrum kalıyor üreticiler.

Sonuç olarak elektrikli araç satmak üreticilerin satış sonrası gelirlerini ciddi oranda düşürüyor. Klasik motorlu (benzin, dizel) araçlar kadar gelir elde etmek mümkün değil üreticiler için. Bu sebeple büyük markalar daha az kazanmak için yıllarca geriye ittiler elektrikli araçları.

Tüm suç üreticilerin değil

1900’lerde o kadar popülerdi ki New York’da elektrikli taksi ve arabaların sayısı toplam araçların üçte birine ulaşmıştı. İnsanların elektrik motorlu araçları sevmelerini sebebi benzinli araçların performans olarak geride olmalarıydı. Üstelik elektrikli araçlarda koku, gürültü, titreşim gibi sıkıntılar da yoktu. Çalıştırmak için ön tarafına gidip uğraşma derdi yoktu bir kere. Ya da o zamanlar için henüz dert olan vites sorunu yoktu; elektriklerde vites yoktu 🙂

Elektrikli araçların büyük şehirlerde -özellikle zengin kadınlar tarafından- tercih edildiğini görüyoruz. Bunun ana sebeplerinden birisi varlıklı kadınların gürültülü, sarsıntılı ve dumanlı şeylere ihtiyaçları yoktu. 1911 tarihli New York Times haberinde: “Elektrikli araç sürücüleri geçtiğimiz yıllarda büyük ilerlemeler kaydettiler. Hızla gelişen özellikleriyle hem kadın hem erkekler arasında kazandıkları popülerliği hızlı şekilde arttırıyorlar.” kelimeleriyle anlatılan durum netti: elektrikliler piyasaya hakimdi.

Ve Henry Ford gelir

Elektrikli araçların tarihi Ford ile değişti. Henry Ford’un 1908 yılında model T ile seri üretim benzinli motoru piyasa sürmesi elektrikli araçların ölüm fermanı oldu. 1912 yılında benzinli araba 650 dolar iken elektrikli bir araç ortalama 1’750 dolar fiyatlarla satılıyordu. Bir de (1912 yılında) benzinli arabalar için elektrikli marş icat edilince işler değişmeye başladı. Arabayı elle çalıştırma derdini bitiren bu özellik, fiyatı sebebiyle kokulu, sarsıntılı da olsa hayli daha ucuz olduğu için elektrikli otomobil sürücülerinin de benzinli araçlara geçişini arttırdı.

Daha uzağa gitme isteği galip geldi

Amerika Birinci Dünya Savaşı sonrasında yol yatırımlarına ağırlık verdi. Bu, otomobil ile seyahat daha öne çıkar oldu. Bu da piyasanın artık daha uzağa giden arabalar talep etmesine sebep oldu. Bunun üzerine bir de Teksas’da büyük petrol sahaları bulundu. Hem alım hem de bakım maliyetleri daha da düşmüştü. Daha ucuz, daha da uzağa giden benzinli araçlar, ortalama alıcı için tek seçenek haline geldi.

İddialı başlayan elektrikli araç furyası 1935 yılına gelindiğinde bitmiş ve günümüze kadar derin bir uykuya geçmişti.

Günümüzün şekeri: çevre, sürdürülebilirlik

Evet, elektrikli araçların tarihi böyle. Fakat bugünlerde yine elektrikli araçların güçlendiği bir dönemi yaşıyoruz. Bunun esas sebebi çevrecilik mi? Yeşil devrim dedikleri nedir?

İşler burada karışıyor işte. Çünkü biliyoruz ki elektrikli araç demek pil demek ama pil çevreci bir çözüm değil. Ömürleri bittiğinde pillerin çevreye zarar vermeden bertaraf edilmesi henüz çözüm bulmuş değil. O halde bu fırtına neden? 🙂

Euro 7 yüzünden. Şaşırdınız değil mi? Daha çevreci bir adım olması gereken Euro7 nasıl olur da pil gibi çevre katili bir ürünü öne çıkarır? Sorun şu ki Euro 7 öyle standartlar getiriyor ki içten yanmalı motorlarla bunu yapmak imkansıza yakın zor. Oysa pil-elektrik sıfır yayılım (emisyon) getiriyor. Üstelik bunu çok para harcamadan, araştırma-geliştirme masrafı yapmadan, piyasaya sürme şansı getirerek yapıyor elektrikli araçlar.

Başka sorular da var. Bütün araçlar elektrikli olunca o kadar elektrik nasıl üretilecek? Elektrik kömürle üretilirse -ki öyle üretiliyor azımsanmayacak kısmı- bir dert, baraj ile üretilse çevreye zararı çok, nükleer desen riski çok… O zaman biz bu hamleyi neden yapıyoruz? 🙂

Peki pil için gerekli hatta hayati olan lityum üretimi? Elon Musk bu konuda açık konuştu. Bir tweet attı ve lityum için gerekirse darbe yapacaklarını ve buna alışmamızı söyledi. Nasıl? Yeterince çevreci mi bu tavır 🙂

Çözüm nerede? Bundan on sene öncesine kadar gelecek nesil araçların hidrojen ile çalışacağı söyleniyordu. Hidrojen üretimi ve yakılması son derece çevreci şekilde çözülüyor. Sorun şu ki bunun için büyük yatırım lazım ve bu kimsenin işine gelmiyor. O yüzden gelecek elektriklide. Fakat esas mesele küresel ekonominin devamlı büyüme zorunluluğu. Eskiyi at yenisini al. Yenisi daha iyi daha çevreci! Değil ama boşver sen, elektrikli al.

Bu arada sitedeki elektrikli motosiklet yazılarını görmek isterseniz buraya tıklayabilirsiniz 🙂

Pedallı elektrikli motosiklet: eROCKIT

İlginç elektrikli yaklaşımı

Elektrikli araçlar dünyayı ele geçirmeye başladı, biliyoruz. Almanya’dan elektrikliye farklı ve ilginç bir yaklaşım var. Önerileri ise pedal çevirerek hızlı gitmek 🙂

eROCKIT elektrikli motosikletin avantajlarını sunarken pedal çevirmenizi de istiyor. Demek oluyor ki sağlıklı olmak için fiziksel hareket etmeyi bırakmayın.

Sağlıklı, sportif ve hızlı: İnsan-motor hibrid motosiklet

eROCKIT’in özel tarafı kas gücünüzü arttırarak kullanan yapısında yatıyor. Pedallı elektrikli motosiklet denmesinin sebebi bu. Bu sayede sakin sakin pedal çevirerek deli gibi hızlanabiliyor, 90 kilometrelik hızda yine rahatça pedal çevirerek seyir edebiliyorsunuz. Siz pedal çevirin, mekanizma gücünüzü katlasın ve şehirde rahat rahat gezinin. Kısacası eROCKIT yollarda pedal çevirerek bisiklet hızında giden ucuz elektrikli motosikletlerden değil. Birkaç pedal hareketi ile azami hızına ulaşan bir motosiklet bu. Üstelik büyük pil paketi ile pedala mahkum da değilsiniz. İsterseniz elektrikli motosiklet gibi kullanmak da mümkün.

Günlük kullanım için uygun: azami sürat ve menzil

Tek şarjla 120 kilometre menzile sahip eROCKIT tüm günü rahatlıkla çıkarıyor (istatistiklere göre büyük şehirlerde günlük ortalama 30 km. yapılıyor). İşe gidip-gelmek için fazlasıyla menziliniz var demek.

90 km./saat azami süratiyle şehir içi için fazlasıyla hızlı bile diyebilirim. Bu hız birçok 100 cc.’lik scooter’ın azami hızıyla aynı.

eROCKIT’in bir avantajı da şarj için özel ya da yüksek akımlı priz istememesi. Normal prizden de şarj süresi uzun değil.

Hangi sınıf, hangi ehliyet?

eROCKIT güç ve sürat açısından normal motosikletlerin 125 cc. sınıfına denk geliyor. Avrupa’da A, A1, A2 sınıfı ehliyetlerle kullanmak mümkün.

eROCKIT: daha da ucuz seyahat

Debriyaj, vites yok. Aktarım kayış ile yapılıyor. Bu sebeple bakım ihtiyacı düşük ve uzun dönemde işletim maliyeti avantajlı. Sonuçta buji, yağ, yağ-hava filtresi gibi parçalar ve değişimlerine gerek yok.

Kayış az bakım gerektiren, maliyetsiz, uzun ömürlü bir aktarım sistemi demek. Elektrikli olduğu için yağ, yağ filtresi, hava filtresi, buji gibi maliyetler de yok.

Tüm bu özellikler bir arada sunulunca, eROCKIT’i 100 kilometrelik sürüşü 20 lira altına (2€) çekmiş oluyor. Pedallı elektrikli motosiklet sürüyorsanız ucuza gelmesi lazım değil mi? 🙂

Motor gücü

Sürekli 5kW’lık gücü olan motor zirve güç olarak 16kW (22 beygire denk geliyor) verebiliyor. Sistem fırçasız sabit mıknatıs yapısında ve hava soğutması yetiyor motor ısısını tahliye için. Pil kapasitesi ise 6.6 kWh olarak belirlenmiş.

Sonuç

eROCKIT ilginç bir öneri getiriyor. Sadece elektrikli motosiklet değil, fiziksel hareketinizi de istiyor. Tutar mı? Gençlerin ilgi göstermesi mümkün fakat dahası bence çok mümkün değil. Sebep 11’850 €’luk fiyat. Çevreyi, kaynakları koruyun sloganı ilgi çekici olsa da bu fiyat ülkemiz için olduğu kadar Avrupa için bile fazla yüksek gibi geldi bana. 

İlgileneler için resmi web sitesi burada: https://www.erockit.de/en/about/

Bu yazı Motosiklet Tanıtım kategorisinde yayınlanmıştır; kategorinin diğer yazıları için buraya tıklayabilirsiniz.

Gezi odaklı Suzuki GSX-S1000T (2021)

Suzuki GSX-S1000T başvuru belgelerinde yer aldı

Yeni GSX-S1000’in gezi odaklı, grenajlı versiyonu olan GSX-S1000T modelinin piyasaya sürüleceği resmi başvuruyla kesinleşti.

Suzuki GSX-S1000F, Japon firmanın 1000 cc. serisindeki değişiklikle Suzuki GSX-S1000T olarak yeniden kodlanacak gibi görünüyor. Japon üretici Suzuki model yelpazesinin tepesindeki modelleri yeniden şekillendirmeye devam ediyor. Suzuki modellerini yenilemeye, 2021 başlarında efsane spor motosikleti Hayabusa’yı güncellemekle (bu arada unutmamalı ki Hayabusa 1999’dan beri ilk büyük güncellemesini yaşadı!). Sonra makyajlı GSX-S1000 tanıtıldı. Bu arada bir de aynı motoru paylaşan ama gücü azaltılmış (47 beygir) A2 dostu GSX-S950 tanıtıldı. Tabii ki Suzuki’nin çok sevilen modeli GSX-R1000 için de yepyeni bir model sunulacağı dedikoduları aldı yürüdü.

Fakat Suzuki’nin güçlü, teknolojik ve büyük gezi sınıfında önerisi ne olacaktı o belirsizdi. İşte bu yazının konusu bu boşluğu dolduracak GSX-S1000T modeli hakkında neler biliniyor sorusuna cevap aramak. Tabii ki bildiğimiz ilk şey Euro5 uyumlu yeni motor. 1000 cc.’lik hacme sahip bu yeni dört silindirli motor 150 beygir gücünde. Tork 108 Nm. ve bunlar çok iyi değerler, rakiplerinden geri kalır tarafı olmayan ana güç birimi, modellere göre ufak tefek değişiklikler gösterse de güç seviyeleri güncel ve yırtıcı.

***

Henüz görüntü ya da çizim yok. Ancak yakında çıkacak olan GSX-S1000T, büyük olasılıkla doğrudan bu yılın başlarında piyasaya sürülen GSX-S1000 modelinin uzun ve grenajlı hali ile sunulacak. Suzuki GSX-S1000 tanıtıldığında, aynı temele sahip GSX-S1000F için de zamanın daraldığı belli olmuştu. Şimdi Suzuki, F’nin halefi olacağı kesin olan GSX-S1000T adlı yeni tam donanımlı gezi motosikleti için resmi onay için belgerini sundu. Belgeler, T modelinin yakın zamanda Suzuki’nin Avrupa’daki ürün yelpazesine ekleneceğini kanıtlıyor ve çıplak GSX-S1000’in dünya çapında aynı anda piyasaya sürüldüğü göz önüne alındığında, aynı stratejinin GSX-S1000T için de geçerli olması muhtemel.

Suzuki Yeni GSX-S1000T hakkında ne biliyoruz?

Şasi GSX-S1000’den alınmış. Tekerlek ve lastik boyutları da GSX-S1000 ile aynı, muhtemelen süspansiyon sistemi de Brembo frenler de aynı olacak. Yeni model daha uzun ve daha geniş olsa da, dingil mesafesi ve lastik boyutları da en son GSX-S1000 ile aynı görünüyor. Ki bu da normal çünkü modelden modele değişikliklerle aynı yapı ve parçaların kullanılması maliyet ve kalite açısından biz sürücülerin lehine fark yaratıyor.

Suzuki T’de boyu yükseltmiş. Çıplak model olan 2022 GSX-S1000 42,5 inç, GSX-S1000T ise 47,8 inç’e çıkmış. İsteğe bağlı bir yüksek ekran da onaylandı ve bu rakam 50,4 inç’e yükseldi. Karşılaştırıldığında, mevcut GSX-S1000F’nin ekranı 46,5 inç.

Yeni model daha uzun olmasının yanı sıra, daha geniş ve daha ağır olacak. Bu bize, Suzuki’nin gezi tarafına ağırlık verdiğini gösteriyor. Anlaşılan “T” kodu boşuna değil, gerçek bir uzun yol motosikleti bekleyebiliriz. Uzunluk 83,3 inçten 84,3 inç’e gelmiş. Bu ek alan bagaj veya daha iyi artçı konforu için arka tarafta kullanılacak.

Uzun yola odaklandığı için motosikletin ağırlığı da bu değişikliklerin sonucunda artmış. 218 kilogramlık ağırlıyla eski GSX-S1000F, çıplak (naked) modelden sadece 4 kliogram ağırdı. Ancak yeni GSX-S1000T, 226 kiloluk ağırlığıyla (eğer full’a yakın gelecekse) modern bir gezi/uzunyol (touring) için hafif kalacak. Demek oluyor ki S1000T hafif alaşımlarla, modern mazemelerle üretilecek.

Çevik, spora yakın uzun yol motosikleti

T’nin grenajlı olması büyük ihtimalle onu çıplak modelden daha aerodinamik hale getirecektir. Bu hem yol konforunu, hem menzili, hem tüketimi olumlu etkileyecek. Başvuru belgelerine göre azami hıza baktığımızda GSX-S1000 ve T modelleri için Vmax ile aynı değer olan 240 kilometre/saat görünüyor. Bu son sürat gösteriyor ki uzun bir son vites olsa da S1000T kısa vites oranlarına sahip, yani son derece çevik bir motosiklet olacak. Bu da iyi viraj yapabileceğinin kanıtı. Kısacası dinamik bir karaktere sahip bir touring motosiklet göreceğiz. Bu karakter, GSX-S1000F’nin yerini alacağı F kodlu modelin mirasına uygun.

Tarz

T’nin görünüşü ve tasarım yaklaşımı, çıplak modelin felsefesini izleyecek, orası kesin. T modeli de grubun diğer üyeleri gibi düz çizgiler ve düz yüzeylere, kavisli (uçlarda yuvarlatılmış) kenarlara sahip olacaktır. Genel olarak saldırgan ama modern bir görünüş bekliyorum. Farlar ufak olacaktır, eskinin gagalı ve büyük aydınlatma gruplarını terk etti Suzuki yeni modellerinde. Farların dikey yerleştirilmesi çok olası. Yeni GSX-S1000 ve GSX-R1000’de olduğu gibi.

Teknoloji

GSX-S950,

Sharing the ride-by-wire throttle, slip-and-assist clutch and Suzuki low RPM assist features found on the GSX-S1000, this new A2 version will also be given the same twin-spar aluminium frame, superbike-derived swingarm & rear-shock to give it a distinctly similar road feel to the unrestricted model. Plus there’s still Dunlop Sportmax Roadsport 2 hoops!

Suzuki’nin en üst düzey süper motosikletinden bahsetmişken, GSX-R1000 neredeyse beş yıldır görsel bir değişiklik olmadan geçti, bu nedenle yakında bir yenileme gelebilir. GSX-S1000 ve yakında çıkacak olan GSX-S1000T’nin açısal görünümü, gideceği yöne dair bir fikir verebilir. Zaten en yeni GSX-S1000’de bulunan kanatçıkların da GSX-S1000T’de görünmesi muhtemeldir ve Suzuki, GSX-R1000’i yenileme zamanı geldiğinde kesinlikle aynı trendi izleyecektir.

Yol hipnozu: Neden mola vermeliyiz?

Yol hipnozu nedir?

Yol hipnozu, çoğu sürücünün bilmediği, gerçekleştiğinde farkında olmadığımız fiziksel bir durumdur. Kısa ifadesiyle:

Yol hipnozu beynin değerlendirme işini bırakması ve motorlu araç sürüşünü artık becerememesidir.

Motosiklet sürüşü güvenli olması için belirli bir sistemle (bileşke) yapılmalıdır. Bu sistemin aşamaları TATKU (ya da SIPDE) olarak hatırlanır: Tara, Anlamlandır, Tahmin Et, Karar Ver, Uygula. Görüldüğü üzere güvenli motosiklet sürüşü için zihinsel faaliyet şarttır. Çünkü iyi bir sürüş esas olarak beyinle yapılır. Eğer TATKU, SIPDE, Sistem, OMM kelimelerini ilk kez duyuyorsanız lütfen ilgili yazıları kendi güvenliğiniz için okuyunuz (ilgili kelimelerin üzerine basarak, sayfaları yeni sekmede açabilirsiniz).

Yol hipnozu ne zaman, nasıl?

Aşağıdaki rakamsal ifadeler otomobiller için geçerlidir. Motosiklet sürücüleri için bu süre en fazla bir buçuk saat ya da yüz elli kilometre olarak hesaplanmalıdır. Bunun sebebi motosiklet sürerken zihinsel keskinliğimizin daha erken yorulmasıdır.

  • Yola çıkıldıktan (ortalama*) 2.5 saat sonra yol hipnozu başlar.
  • Hipnoz olan sürücünün gözleri açıktır, ancak gözün gördüğünü beyin kaydetmez, analiz etmez**.

* Bu rakam ideal şartlarda, genel bir kavramdır. Uykusuz iseniz daha erken olur. Klimasız, sıcakta, susuz kalmış iseniz daha erken başlar. Dolayısıyla, iki buçuk saat rakamına güvenmeyiniz. Hatta güvenliğiniz için daha erken başlayacağını düşününüz.

** Çevresel görüşün, değerlendirmenin, durumsal farkındalığın düştüğü; bunun sonucunda da karar verme becerisinin artık sağlıklı, yeterli olmadığı halde sürüş yapılır. Sürüşe, tehlikeler fark edilemez, gerekli sakınma tepkileri verilemez halde devam edilmektedir.

Yukarıdaki olumsuz etkiler bir araya geldiğinde ne olur?

Yol kenarında duran araca veya önde giden giden TIR’a arkadan çarpma kazalarının bir numara sebebi yol hipnozudur. Bakarsınız ama görmezsiniz, kazadan kaçınamazsınız.

Yapılan araştırmalara göre:

Yol hipnozu olan sürücü, çarpma anına kadar son 15 dakika hiçbir şey hatırlamaz.
Kaç kilometre hızla gittiğini, önündeki aracın hızını doğru değerlendiremez. Çarpışma hızları genellikle 140 km./saat ve üzeri hızlarda gerçekleşir.

Yol hipnozu nasıl engellenir?

Yol hipnozundan kurtulmak için düzenli aralıklarla mola, ara vermek gerekir. Otomobil kullanırken 2 veya 2.5 saatte bir 15 ya da 30 dakika durmak, hava almak, yürümek, çay kahve içmek gerekir. Bu süre motosiklet sürücüleri için en fazla bir buçuk saat ya da yüz elli kilometre olarak hesaplanmalıdır. Bunun sebebi motosiklet sürerken zihinsel keskinliğimizin daha erken yorulmasıdır.

Yol hipnozunun gerçekleşmesi uzun yolda, otomobil sürücüleri için 4. saatten itibaren zirve yapar. Başka bir deyişle dört saatlik sürüşten sonra yol hipnozu kaçınılmaz hale gelir diyebiliriz. Motosiklet sürücüleri için raporlanmış, çalışılmış bir rakama ulaşamadım. Yine de güvenlik marjını yüksek tutarak:

Yol hipnozunun kesintisiz iki saatlik motosiklet sürüşünden sonra başlayacağını söylüyorum.

Yolda giderken belli yer ve araçları not edip hatırlama yapmak gerekir.

Son 15 dakika hiçbir şey hatırlamıyorsan, kendini ve yolcuları ölüme götürüyorsun demektir.

  • YOL HİPNOZU gece daha çok olur ve yolcular da uyuyor ise, durum çok vahimdir.
  • Sürücü her 2.5 saatte durmalı, dinlenmeli.. 5-6 dakika yürümeli ve zihni sürekli açık olmalıdır.

Burası çok önemli, motosiklet sürücüsü için bu zaman aralığı en fazla bir buçuk saat ya da yüz elli kilometredir. Bunun sebebi zihinsel keskinliğimizin daha erken yorulmasıdır.

  • Gözler açık fakat zihin kapalı ise, kaza kaçınılmazdır…

Bayram kazalarının en çok görülenine lütfen dikkat edip, okuyup okutalım.

Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz’un gönderisi temel alınarak hazırlanmıştır. Kendisine teşekkür ediyorum.

İlgili yazılar

Motosiklet ile uzun yol planlama hakkında öneriler okumak isterseniz buraya tıklayınız.

En ufak aksiyon kamerası Insta360 Go 2

Insta360 Go 2 aksiyon kamerası bildiğimiz anlamda bir kamera değil. GoPro muadili olarak görmemeniz gerekir. Motosiklet ne alaka diyebilirsiniz ama Go 2 hantal aksiyon kameralarının bitişini müjdeliyor.

Düğmeden biraz büyük aksiyon kamerası düşünün. Motosiklet üzerine kolayca monte edilecek kadar küçük. Hatta dünyanın en küçük aksiyon kamerası olarak tanıtılıyor. “Hemen bir tane sarın!” dedim bile 🙂

Kısa videolar çekmek için kamera

Insta 360 go 2 kamera kısa videolar için. Insta adı da oradan geliyor zaten, “anlık”.

Çekim çok kolay, tek tuşla: GO tek tuş basışı ile 30 ya da 60 saniyelik klipler çekiyor.

Ayrıca YZ ()yapay zeka) ile klipteki önemli anları buluyor ve size yardımcı oluyor.

Şarj kutusu ile doldurulan Go 2’nin standart video ile çekim süresi 60 dakika. Klip uzunlukları 15, 30 ve ya 60 saniye ayarlanabiliyor. Hyperlapse denen hızlandırılmış çekimlerde kayıt süresi 30 dakikaya kadar çıkıyor. Timelapse (duraklamalı, kesintili, zaman atlamalı) çekimlerde 30 dakikanın üzerine çıkıyor kayıt süresi.

Fiyat

3.906,09 ₺ 2020 Haziran sonu fiyatı.

Pahalı mı? Hayır. Çünkü ufak aksiyon kamerası çok sayıda yeni seçenek demek. Her yere ama her yere takabilmek çok büyük avantaj. Mesela gidon üstüne, farlara, kuyruğa, montun göğüs kısmına hatta hatta çeneye! Demek ki o büyük, yer beğenen kamera devri ufak ufak bitiyor.

Daha ucuz modeller de var ama Go 2 ailenin en yeni üyesi. Fakat Go gibi daha eski daha ufak ama yine çok ufak modelleri de var.

Türkiye resmi dağıtımcısı: Fototeknoloji

Bu adresten Türkiye distribütörü Fototeknoloji’ye ulaşabilir ve tüm modelleri inceleyebilirsiniz.

Zamanın ruhu: yavaş çekim

GO 2 saniyede 100 kare (fps) ile çekim yapıyor. Dolayısıyla önemli anları yavaşlatıp (kendi programı ile kolayca yapılabiliyor) etkileyici videolar yaratabilirsiniz. Ben denemedim ama YZ yardımıyla çekim içerisindeki önemli anları kendi bulup size yardımcı olduğu da söyleniyor açıklamalarda.

Taşıma kutusu aynı zamanda şarj ünitesi

Zamanında Plantronics bir kulaklık almıştım. Onun da bunun gibi şarj kutusu vardı, çok pratik idi. Gün içerisinde bir kere kutusuna koyar, şarj ederdim. Şarjım hiç bitmiyordu diyebilirim bu sayede. İki-üç günde bir kutuyu evde şarj eder sabaha dolu kutuyla güne başlardım. Go 2’de de aynı mantık var. Insta360 GO yaklaşık 30 dakikada kutusundan şarj ediyor. Kutunun kendisi ise standart USB bağlantı ile 90 dakikada sıfırdan tam dolu hale geliyor. Aksiyon kamerasında da bu mantık işe yarayacaktır, arada kutusuna koyun, şarjınız hiç bitmesin.

minicik ama
fazlasıyla ufak,
fazlasıyla kabiliyetli
kamera alır mıydınız?

Insta 360 Go 2 aksiyon kamerası çekim örnekleri

Zengin kutu içeriği

Insta360 Go 2 aksiyon kamerası zengin kutu içeriği le geliyor. Böylelikle eksiksiz bir paket almış oluyorsunuz.

Kutu içeriğinde:

  • Insta360 GO kamera ünitesi ve şarj kutusu
  • Mıknatıslı (manyetik) sabitleme kaidesi
  • Kolay kısa video uygulaması
  • Açılı sabitleme kaidesi
  • Yapışkan kaide
  • Eksenli (pivot) kaide
  • Şarj kablosu
  • Micro-USB’den USB Type-C’ye dönüştürücü kablo
  • Hızlı başlangıç kılavuzu var. Görüldüğü üzere eksiksiz bir paket. Alıp hemen kullanmak için ne gerekiyorsa var.

Insta 360 Go 2 resmi tanıtım videosu

Teknik özellikler

Video çözünürlük
Standart: 2720×2720@25fps(Captured)/1080@25fps (Exported via app)
Interval Shooting: 2720×2720@25fps(In Camera)/1080@25fps (Exported via app)
Static Timelapse: 3040×3040@30fps(Captured)/1080@30fps (Exported via app)
Hyperlapse: 2720×2720@30fps(Captured)/1080@30fps (Exported via app)
Slow Motion: 1600×900@100fps (Captured) /1600×900@25fps (Exported via app)

Dahili hafıza
When connected to phone, GO content will be auto-transferred. GO’s onboard storage is 8 GB, which can be used to store about 100 15-second video clips between each transfer.
Şarj Usulü
GO kendi şarj kutusu ile şarj ediliyor
Şarj süresi
Insta360 GO yaklaşık 30 dakika
Charge Case yaklaşık 90 dakika

Fotoğraf çözünürlüğü
3040×3040 (Captured)
1:1 Exported at 2560×2560
16:9 Exported at 2560×1440
9:16 Exported at 1440×2560

Çalışma süresi
60 minutes of run time for standard video (GO + Charge Case). Equivalent to 200 clips a day, averaging 18 seconds a clip.
Uyarı Tipi
GO aşırı ısındığı zaman, gösterge ışığı sarı renkte yanıp-sönüyor. the indicator will flash yellow and GO will vibrate to let you know.

Video Süresi
Standart: 15, 30, 60 saniye, 5 dakika(FPV mode)
Aralıklı çekim, yavaş çekim: 15 or 30 saniye
Zaman atlamalı çekim (hyperlapse): Ayarlanabilir zaman aralığı, 5 dakikalık hyperlapse video hazırlamak için 30 dakikayak adar çekim.
Static Timelapse: Adjustable interval, record up to 8 hours to produce 8 second video (24 hours option is coming soon)
Interval Shooting: Adjustable interval, record up to 7 days

Video Format
insv (kamera) / mp4 (Export)
Photo Format
insp (In camera) / jpg (Exported via app)
Video Bitrate
40Mbps (In camera)
Video Export Bitrate
30Mbps (Exported via app)
Stabilization
FlowState (Built-in 6-axis gyroscopic stabilization)

Ağırlık
Insta360 GO: 18.3g
Şarj kutusu: 43.3g
Boyutlar
Insta360 GO 49.4×21.4×14.85 mm
Şarj kutusu: 50.46×59.76×25.5 mm
Apertür
F2.1

Bu yazı Diğer/Genel ve Video kategorilerinde yayımlanmıştır

Arora Special Alfa 100 Scooter

Arora 100 scooter dükkan için tercihimiz oldu ve geçen hafta bin bakımını yaptırdım. İzlenimlerimi yazsam iyi olur dedim ve yazıyorum; buyurunuz.

Fiyat

İlk önce şunu söyleyeyim, biz aldık, bir hafta sonra zam geldi ve bu aralar düz hesap on beş bin lira fiyatı (çanta ve koruma demiri hariç). Kredi kartına dokuz taksit (hatta bonus kart ise artı iki taksit var). Bu arada ilginçtir, arora.com.tr sitesinde fiyat bilgisi yok.

Şehir içi için hesaplı seçenek

Arora.com.tr sitesindeki sayfasında Arora 100 şöyle tanıtılmış:

Modern şehir tasarımı

Konforlu ve ideal yükseklikteki selesi, zarif kıvrımlarıile şık bir tasarıma sahiptir aynı zamanda Yüksek yakıt tasarrufu sağlamaktadır.

Hemen söyleyeyim, bu ifade doğru. Şehirli bir kaç-kaç (scooter) Arora Specia Alfa 100. Şunu hemen ilave edeyim: Alfa 100, şehir içi için uygun. Atlayıp bir yerlere gitmek ve dönmek için ideal. Buna karşın çevre yolları, ana yollar, bölünmüş yollar gibi trafiğin yüksek hızla aktığı trafik için yavaş kalıyor. Bunun sebebi azami sürati. Yüzlük bir motosiklet için normal sayılacak sınır hızı var: 90-95 kilometre civarında. Bu hız şehir içi için yeterli ama trafik yüz kilometre civarında akıyorsa Arora 100 scooter yavaş kalıyor. Bu da demek oluyor ki herkes devamlı sizi geçiyor ve bu sürüş güvenliği için iyi değil.

Görünüş ve tasarım

Görünüşü klasik skutır (scooter). Gerçi güzellik göreceli kavram olsa da, tasarımı klasikleşen çizgilere sahip olduğundan şık diyebilirim. Bu arada ilginç bir bilgi: Honda Spacy Alpha 100 ile aynı görünüyor 🙂 Esinlenmenin ötesinde diyebilirim hatta.

Depolama alanı-hacmi

Bagaj alanı yetersiz, neden? Sele altındaki alana kask sığmıyor. Bir kaç-kaç için bu dezavantaj. İndiğiniz zaman kaskı kilitli alana koymak büyük avantaj çünkü. Bu bir noktaya kadar af edilebilir çünkü scooter alıp, hele iş için kullanıp çanta takmayacak olan yoktur herhalde.

Kalite: parça, malzeme ve sürüş

Arora 100 scooter ülke dışından parça halinde gelip burada monte ediliyor. Daha önce de duymuştum: “Arora en iyi montaj kalitesine sahip markalardan birisi.” denmişti. Buna ben de katılıyorum, montaj başarılı yapılmış. Bin km. sonrasında oynayan, ses yapan zırıldayan, gevşeyen, ses yapan parça yok. Bize mi denk geldi, hepsi böyle midir bilmiyorum ama koruma demirini çok kolay taktık. Bu iş biraz netamelidir, koruma demiri genelde -büyük Japon markalarında bile- şak diye oturmaz. Ama böyle olmadı, biz çok kolayca taktık koruma demirini. Bu tüm parçaların birbirine mükemmele yakın monte edildiğinin göstergesidir ve önemli bir başarıdır.

Bunun haricinde kontrol gruplarında da (sol ve sağ kütükler) her şey şakır şakır çalışıyor. Takıma, açılmama gibi sorunlar yok. Çok sağlam yağmur yediğim bir sürüş sonrasında da anahtarlar, düğmeler hiç sorun çıkarmadı. Kütükler de sıkı sıkıya takılmış bu arada, hiç boşluk ya da hareket yok.

Paneller (grenaj) montajı da başarılı. Parçalar sağlam şekilde tutturulmuş ve boyaları da fabrikaya yaraşır şekilde. Biz gök mavi renkte aldık. Beyaz ve kırmızı renk seçenekleri de var.

Ucuz, sorunsuz ve
güvenli bir scooter
istiyorsanız
Alpha 100 doğru tercih
olacaktır.

Güç

İyi. Serilik açısından sorun yok. Işık yeşil olur olmaz -hem de tam gaz açmadan- diğer arabaların önüne atılıyor ve öne çıkıyorsunuz. Yokuş yukarı çıkarken de güç sorunu yaşatmıyor Arora 100. İki kişi kullanmadım ama çantasını ve sele altını tepeleme doldurunca da yavaşlık hissetmedim.

Lastikler

Kış için iyi bir kış lastiği taktıracağım tamam ama üzerinde gelen lastikler iyi. Hep gidip-geldiğim bir yol var ve bir kısmında her seferinde ıslaklık var. Üstelik ıslak alanın hemen sonrasında da metal kapaklar üzerinden geçiyorum. İşte bu olumsuz şartlarda bile kayma, bırakma yapmadığına göre lastikler iyi demek mümkün.

Tabii ki lastik tutuşu için iki konu öneml. Birincisi gaz ve fren kontrolü (yazısı burada), ikincisi de lastik basıncı (yazısı burada). Bu iki unsur doğru, olması gerektiği gibi ise lastiklerden tam performanslarını çıkarabilirsiniz ancak.

Teknik özellikler

SİLİNDİR HACMİ

MOTOR GÜCÜ

MOTOR

ŞANZIMAN

YAKIT TİPİ

97 cc.

5.7 beygir @7500 d/dk.

Tek Silindir 4 Zamanlı

Otomatik

Benzin

SOĞUTMA

ÖN LASTİK

ARKA LASTİK

ÖN FREN

ARKA FREN

Hava Soğutma

90/90-12

3.50-10

Disk

Kampana

UZUNLUK

GENİŞLİK

YÜKSEKLİK

DİNGİL MESAFESİ

1810 mm.

690 mm.

1153 mm.

1240 mm.

AĞIRLIK

MAKS. AĞIRLIK

MULTİMEDYA

ATEŞLEME

97 kg.

247 kg.

USB

CDI

ÇALIŞTIRMA

FREN SİSTEMİ

YAKIT SİSTEMİ

Düğmeden Ateşleme

Kombine

4.5 L

Frenler

GÜVENLİ FREN SİSTEMİ

“Nasıl yahu?” dedirten bir huyu var Arora 100’ün: kombine fren. Bu sınıfta bir skutırdan beklemeyeceğimiz bir teknik özellik ama hayat kurtaran özellik desek yeridir. Hem dengeli fren yapmayı, hem de sadece arka fren yapmanın getirdiği zararları azaltır (ortadan kaldırmaz).

“Special Alfa Fren sistemi tek fren kullansanız dahi iki tekerleğe basınç uygulayarak güvenli bir şekilde durmanızı sağlamaktadır.” şeklinde geçiyor resm iweb sitelerinde.

Frenler dozajlı ve güzel. Kilitlenme kolay kolay olmuyor (eğer doğru fren tekniğini biliyorsanız). Frenler beklediğimden iyi, onu söyleyeyim.

Farlar

Şaşırtıcı derecede iyi aydınlatması var. Bir kez daha beklemediğim kadar iyi far takmışlar Arora 100’e.

Hem uzun hem de kısa far yeterincenin üzerinde mesafeyi pırıl pırıl yapıyor.

USB şarj çıkışı

USB girişi sadece şarj için. Medya özelliği tabii ki yok.

Peki ben bunu telefona bağladım da, telefonu nereye koyacağım derseniz işte onun cevabı yok 🙂 Aslında USB’nin hemen altındaki depolama alanına telefon sığıyor ama bu defa da kablonun girecek yeri yok. Belki ufak bir delik ile hallolur.

Servis

Yerli markaların en büyük sorunu servisler. Ben şansıma İzmir Balçova’da hiç ummadığım kadar iyi bir servis buldum. Motorcu Serkan Penbe alta haritalar uygulamasında görebilirsiniz. Gitmeden önce telefonla randevu almayı ihmal etmeyiniz.

İlk bakım Motul yağla yüz elli lira tuttu. Frenlerin ayarlanması dahil özenle baktılar, gerekenlerin ötesinde tecrübe sürüşü ile de sorunlu bir ses, hal var mı kontrol ettiler. Kısacası içime sinerek tavsiye ediyorum.

Bu arada gider gitmez servis yapılamayacağını, yarım ila bir saat arasında bir süre motorun soğuması için beklemeniz gerektiğini unutmayınız, programınızı ona göre yapınız.

Konfor ve sürüş özellikleri

Arora 100 scooter sorunsuz, kolay ve rahat bir sürüşe sahip. Frenler iyi, yukarıda bahis etmiştim. Süspansiyon sistemi de ne sert ne yumuşak, iyi ayarlı; yol tutuş sorunu yok.

Sele son derece rahat. Genişliği iyi. Bu sınıf bir araçta çok önemli olmasa da sürücü bölümünün arkasında geriye kaymayı engelleyen bir açısı var. Artçı için de tutamak ve sele rahat.

Otomatik vites de aynı şekilde sorunsuz. İşini iyi yapan tam otomatik şanzuman gereksiz vites değişiklikleri yapmıyor; güzel. Ama gerektiği zaman da vites ufaltmayı ihmal etmiyor. Bu da teknolojik ve iyi ayarlamış bir vites kutusu olduğunu kanıtlıyor.

Arora 100 nasıl?

Fiyatına göre fazlasıyla eksiksiz. Frenlerden tutun da canlılığa, yol tutuştan tutun da farlarına kadar eksiği yok ve üst seviyede. Kombine fren büyük artı. Farlar çok iyi.

Sele altına kask sığmaması eksik tarafı. Bunun dışında eksiğini ben göremedim.

Arora Special Alfa 100 Scooter son hız nedir?

Normal şartlarda, zorlamadan 90-95. Zorlarsanız 105 belki ama daha fazlası değil. Şehir içini hedefleyen scooter için yeterli. Çevre yolları ve ana yollar için bu son sürat biraz hafif kalıyor. Bununla birlikte 100 cc. hacimden de daha fazlasını beklememek lazım tabii ki.

Arora Alfa 100 Scooter alınır mı?

Ben taksitle aldım. on beş bin lira bandında mantıklı bir seçenek olarak görünüyor. Sele altına kask almaması haricinde de eksisi yok. Buna karşılık farları, frenleri, selesi, üretim kalitesi ve yol tutuşu ile büyük markalardan aşağı kalır yanı yok.

Ben aldım, size de tavsiye ederim.