Motosiklet Sabit Dururken

Evet, motosiklet eğitimi bu konuyu da işliyor 🙂 Sabit dururken neler yapmalıyız?

Motosiklet eğitimi tüm durumları içerir, dolayısıyla hareketsiz beklerken de kurallar vardır. Motosiklet sabit dururken hala motosiklet üzerindeyiz ve hala yönetilmesi gereken riskler var.

İşte bu yazıda belki de hiç aklınıza gelmeyecek bir tehlikeyi konu ediyoruz.

mustafaat

Motosiklet hareket halinde değilken, fren yapıp sabit duruma geçtikten sonra, ya da beklerken belirli bir duruşumuz var.

1. Viteste, sağ ayak arka frende, debriyaj çekili,

harekete geçmeye hazır şekilde bekliyoruz.

Bu mesele tahmin ettiğinizden daha önemlidir. En az iki defa hayatımı kurtardığını söyleyeyim. Kırmızı ışıkta beklerken arkadan gelen fren sesini duyduğunda tek şansın var:

Yukarıda anlattığım gibi hazır bekliyorsanız gaz açıp canınızı kurtarıyorsunuz…

Bu bekleyiş hali bize en ufak tehlikede kaçıp kurtulmayı sağlıyor.

Böyle beklemeyin; vites 1’de ve debriyaj çekili olsun ki en ufak bir şeyde debriyajı salıp harekete geçin

Tabiidir ki arkamızda iki – üç araç varsa, iki şeridin arasındaysak, kısacası %110 emniyette isek bu kuralı esnetebiliriz. Fakat özellikle kırmızı ışıkta beklerken tetikte olmakta fayda var.

Bu konuyla daha ayrıntılı bilgi için MotoMania Youtube kanalında da böyle bir video var (videoya gitmek için tıklayın)

Bu yazı Motosiklet Acemileri kategorisinde yer almaktadır;
Püf Noktası | Sürüş Teknikleri kategorilerini içerir (kategorinin tün yazılarını görmek için tıklayın).

Ödev İle Sürmek

İlerlemenin en hızlı yolu: ödev ile sürmek

Motosiklete geç başladım. Sonra eğitim meselesine kafayı taktım. Bir süre sonra insanlar bana: “Abi çok iyisin.” falan demeye başladılar.

Sonrasında biraz daha ilerledim: “Kaç yıllık motorcusun?” sorularını duymaya başladım. Sonra oturup düşündüm bir buçuk- iki senede bu kadar ileri gitmenin sırrı neydi? Ben ve benim gibiler değişik ne yapmıştık ki başarılı olmuştuk? Kısaca söylemek gerekirse:

Bütün iş uygulamada bitiyor.

Evet çok okumak lazım. Sürmeye başlamadan önce biriktirmek, iyilerle sürmek, sınırlarını bilmek başarıyı getiren şeyler lakin esas ileri götüren nedir?

Yine kısaca söyleyeyim:

Daha iyi olmak için sürmek lazım. Hep aynı sürüşü yapmamak, her seferinde daha iyi olmak için sürmek lazım.

Bunun sırrı da “Ödev İle Sürmek”. Nasıl mı? Kendimden örnek vereyim:

Omuz düşürmeyi altı ay çalıştım.
O gün süreceksem “Bu gün omuz düşürme çalışacağım .” derdim. Sürüşe başladığımda: “Omuzlarını indir!” diye kendime söylerdim ve indirirdim. Bir süre sonra yine aklıma gelirdi ve yine denerdim, yine yukarıda bulur ve tekrar indirirdim…
Bu böyle altı ay sürdü…

Şimdi tehlike yaşadığımda hemen aklıma gelir; bir iç ses: “Omuzlarını düşür!” der. Ve yine indiririm omuzlarımı…

Bir örnek daha:

Ayaklarım ayaklıklarda (peglerde) doğru yerdedir benim sürerken. Neden? Çünkü günlerce çalıştım ve dedim ki: “Bu gün ayaklarımı doğru yerde tutacağım.” bir gün, iki gün, üç dört gün derken en sonunda oturdu.

Size tavsiyem tek bir günde tek bir konuya odaklanmaktır.

Her şeyi, ya da bir çok şeyi aynı anda yapmaya uğraşmayın. Günlere bölün.

Bir gün ellerinizi, bir gün ayaklarınızı, bir diğer gün omuzlarınızı çalışın.

Ancak temel beceriler (eller, ayaklar, omuzlar derken doğru oturuş (postür), sonra ileri bakış, sonra daha da ileri bakış. Bunlar oturduktan sonra konumlanma, çizgi, kenara yaklaşma gibi konuları ödev edinin.

Ödev ile sürmek; çok daha hızlı ve emin adımlarla ilerleyeceksiniz; hem de kalıcı şekilde…

Tavsiye yazılar

Bu yazı Sürüş Teknikleri Kategorisinde yayınlanmıştır. Kategorinin diğer yazıları için lütfen buraya tıklayınız.

Kazaya dayanıklı Graham’la tanışın!

Kazaya dayanıklı vücut nasıl olur?

Graham’la tanışın çünkü trafikteki kazalara karşı yaralanmayacak, zarar görmeyecek birisi nasıl olurdu, nasıl görünürdü sorusunun cevabı Graham.

Araştırmacılar trafik kazalarında bünyemizin aldığı darbeleri araştırdılar ve bu kuvvetlere dayanabilecek bedeni oluşturdular. Sonuçta aşağıdaki kafaya sahip adam ortaya çıktı:

Buraya tıkladığınızda (yeni sekmede açılacak), aşağıdaki ekrana geleceksiniz. Burada “Kazadan sağ çıkabilmek için hangi özelliklerde olmalıydık?” sorusunun cevapları ayrıntılı olarak var. Bu sayfaya gidin ve kazaya dayanıklı vücut nasıl oluyor görün.

Şimdi gelelim asıl soruya: Bedeniniz Graham’ınki gibi mi? O halde kask-mont-eldiven, tam koruma hepimiz için gerekli. 

Boynunuz, kafanız, göğüs kafesiniz, ayaklarınız Graham’ınkilerden çok daha ince. Demek ki her kaza bizim için ölüm ya da sakatlık demek… O incecik boynunuzla sakat kalmayacağınız mı düşünüyorsunuz?

Graham bize, ne kadar kırılgan olduğumuzu göstermek için ortaya çıktı.

Ha tabii ki bir de Graham motosiklet kazaları için yeterli değil. Graham araba kazasından emniyet kemeri takılı, hava yastıkları açılmış bir kazadan sağ çıkabilecek kadar güçlü 🙂 Motosiklet kazasını siz düşünün.

O yüzden kaza tehlikesi olmadan sürebilmek için: EĞİTİM ALIN!

Graham gibi görünmek ister miydiniz? Graham motosiklet için yine de zayıf, bunu unutmayın…

İlgili yazılar

jkjkjk

Bu yazı Makaleler kategorisinde yayımlanmıştır. Kategorinin diğer yazılarını görmek için buraya tıklayınız.

Düşünme Yoluyla Öğrenmek – Motosiklet Felsefesi

Motosiklet felsefesi, motosikletin sürücüsünü dönüştürmesini de içerir. İyi sürmek, her şeyden önce beyinsel bir faaliyettir. Dolayısıyla motosikleti iyi sürmek, yüksek beyinsel gelişim ve akıl işletmeyi şart koşar.

Burada da öğrenmek ve öğretmek kavramlarına geliyoruz ki ülkemizde sorunludur 🙂 Ama şöyle başlayalım:

“Öğretmek diye bir şey yok.
Birlikte sürmek var.”

mat, mustafaat

OMM, 18 yıl önce, İleri Sürüş (ehliyet sonrası) eğitim programını başlatan Türkiye’deki ilk gruptu ve yıllar içinde kurum Eğitmen yetiştirmek için IAM İngiltere’yle işbirliği içinde bir müfredat oluşturdu.

Bana defalarca kez bir sürücünün neden bir “sürüş eğitmeni” olmak istediğini sordular ve bunu yanıtlaması kolay değil.

Açık şekilde, kendi kendini yüceltme ve övünmenin, diğerlerine ne yapmaları gerektiğini veya sürüşlerinde neyin yanlış olduğunu söyleyebilmenin bunda payı var. Yine de, OMM eğitmenlerinin diğer sürücülerin gelişmesine ve sürüşlerinin daha tutarlı ve güvenli olmasına yardımcı olmak için karşılıksız olarak saatlerini ve günlerini yollarda geçirdiklerini düşündüğünüzde, bu cömertliğe ve adanmışlığa hayran olmaktan kendinizi alamıyorsunuz.

Motosiklet Felsefesi: Düşünerek Öğrenmek

Öğretmenin başka bir boyutu daha var, o da öğrenmek, öğrenciden gelen geri bildirim yoluyla öğrenmek ya da düşünme yoluyla öğrenmek. Tania Lombrozo’nun (Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nde psikoloji profesörü; Felsefe Bölümü üyesi ve Bilişsel ve Beyin Bilimleri Enstitüsü üyesi) yazmış olduğu düşünmeye zorlayıcı bu yazı, parlak beyinlerle güzel sohbetlerin yer aldığı ve ne zaman olursa olsun ziyaret etmeye değen EDGE’in Temmuz sayısında yayınlandı.

“Bazen bir şeyi anladığınızı sanırsınız, ve onu başka birisine açıklamaya çalıştığınızda, belki de daha önce sahip olmadığınız başka yeni bir kavrayış elde ettiğinizi fark edersiniz. Belki de o konuyu aslında sandığınız kadar iyi anlamamış olduğunuzu fark edersiniz. Bu süreçle ilgili olarak ilginç olduğunu düşündüğüm şey, bunun bir düşünme yoluyla öğrenme süreci olmasıdır. Kendinize ya da geri bildirim olmadan başkasına bir şey açıkladığınızda, bir dereceye kadar yeni bir kavrayış veya anlayış kazanmış olsanız da, onların sağlamış oldukları yeni bilgi tarafından hareket geçirilmemiştir. Bir şekilde, yeni bir kavrayış elde etmek için zaten kafanızda olan şeyi yeniden düzenlemiş olursunuz.

Kendinize bir şeyi açıklamaya çalışma süreci bilimdeki bir düşünme deneyine çok benzer. Büyük ölçüde, bilimin gelişmesinin yolu, dışarıya çıkmak, deneyler gerçekleştirmek, yeni ampirik veriler edinmek ve bunun gibi şeylerdir. Ama bilim tarihinde zaman zaman, birinin bir düşünme deneyine kalkışarak gerçekten yepyeni bir kavrayışa ulaştıkları önemli dönemler yaşanmıştır.”

Kaynak: OMM Türkiye

Bu yazı ilginizi çektiyse Ödev İle Sürmek yazısını okumanızı tavsiye ederim.

NEDEN, NASIL ve NE Soruları Veya Hedefler Olmadan Hareket Etmek

Motosikletçi olmak, felsefe kısmı var mıdır? Bu gibi sorular zaman zaman konuşulur. OMM’nin bültenlerinde çok güzel yazılar var, bir ara bakmanızı tavsihye ederim. Bu da o yazılardan birisi; buyurun makaleye 🙂

beyninizi güzel bir sürüşe çıkartın ve bir mil daha sürün


“Eğer nedenini bilirseniz, nasıl olursa olsun yaşayabilirsiniz.”

Bilindiği üzere Friedrich Nietzsche’ye atfedilmiş olan bu söz, birçok kez insanların korkunç terslikler karşısındaki dirençliliğini övmek için kullanılmıştır. Victor Frankl “İnsanın Anlam Arayışı” adlı kitabında Soykırımdan kurtuluşunu desteklemek için kullanıyor:

“Yaşamak için bir nedeni olan herkes, hemen her ‘nasıl’a dayanabilir.”

Belki motosiklet gibi bu kadar banal ve fuzuli birşeyden başlayan sayfalarda alıntılanmış olması size tuhaf gelebilir. Ama, nihayetinde, beynimizi bir sürüşe çıkarmaya söz verdik ve amacın bilinçliliği gibi çok az kavram benim beynimi hemen hemen her gün harekete geçirir.

Kendi kendiniziincelerseniz ya da çevrenizdeki insanları, birçok aktivitenin, birçok girişimin bu amaç bilinçliliğine ya da hedef farkındalığına sahip olmadığını kolaylıkla görmenizi sağlayacaktır.

Senaryoyu biliyorsunuz

sadece motosiklet sürücüleri köpeklerin neden pencereden çıkmayı sevdiklerini anlayabilir yazıyor 🙂

Havaalanında uçağa binmeden önce, bekleme salonundaki samimi atmosferde arka arkaya otururken: arkamdaki adam ofisteki “aciz kölelerinden” birisi olduğunu tahmin ettiğim birine telefonda bağırarak emirler veriyordu… Sonra, nihayet bir anlık duraklama… Ama eğer son model bir akıllı telefonunuz varsa sessizlik ne kadar iyi olabilir ki?
Nihayetinde, “Bir akıllı telefon sadece sevdiklerinize ulaşmanın yolu değildir, bir yaşam tarzıdır…”

Böylece, güçlü adamımız, uçuş macerasının bilinmeyen yol arkadaşı, başka bir arama yaptı ve hedefi olmayan bir sohbete başladı. Alışılmış giriş bölümünü atlıyorum çünkü hepimiz biliyoruz ki çok az kişi nasıl olduğumuzla gerçekten ilgileniyor: sohbet coğrafi bir açıklamayla devam ediyor “havaalanındayım” ardından bariz bir açıklama (eğer havaalanında çalışmıyorsanız) geliyor “uçağa bineceğim”. Bu da karşıdaki kişiyi etkilemeyi başaramıyor ve başroldeki kişi bu kez bağlantı kurma ve ilişkilendirme için yaratılmış meteorolojik çıkışı deniyor “Hava nasıl?”. Uzun bir sessizlik ve sonra telefon kapanıyor.

“Tüm dünya bir sahnedir ve bütün kadın ve erkekler sadece birer oyuncu.” sözü hiç bu kadar doğru olmamıştı ama amacı olmayan bir gösteriye katılmak ve kapsamı olmayan bir konuşmayı istemeden dinlemek hiç de eğlenceli değil.

Başkalarını yargılamak kolaydır, aynı eleştirel yaklaşımı kendine uygulamaksa daha zordur. Burada, motosiklet iyi bir öğretmen ya da en azından iyi bir düşünme aracı olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Geçtiğimiz yıllarda birkaç kez kendimi içimdeki “Bu sürüşün sebebi, amacı nedir?” sorusuna yanıt veremeden sürüş yaparken buldum.

Elbette, keyif almak (mutluluğun peşinden koşmak) insanların tüm eylemlerinin altında yatan amaç: ama kişi sadece eyleminin bir kapsamı varsa ve bunu biliyorsa keyif alabilir ya da mutluluğu yakalayabilir. “Neden” sorusu mutluluğun gerçek kaynağıdır.

Uzun yıllar önce, içgüdüsel sürüş tekniğime incelik kazandırmamı sağlayan sürücü, motosiklet sürmek için sadece üç sebep olduğunu söylerdi:

  • Motosikleti bir ulaşım aracı olarak kullanarak A noktasından B noktasına gitmek.
    Pratik, hızlı, ekonomik ve kıvrak bir araç.
  • Motoru bir araştırma aracı olarak kullanarak keşfetmeye gitmek. Yeni topraklar ve yeni yerler görmek, sanat ve tarihi ziyaret etmek, yeni insanlarla tanışmak.
    Sessiz, dostane ve çok yönlü bir yoldaş.
  • Motoru bir spor aracı olarak kullanmak için gelişmeye gitmek. Sürüş tekniğini üst seviyeye taşımak (yolda, off road, pistte, parkurda).
    Hatasız, tutku dolu ve acımasız bir eğitmen.
Neden?


Derinlemesine düşünsem de, bu üç sebep veya kapsamdan daha fazlasını bulamıyorum ama farklı yollar varsa bu bültenin az sayıdaki okurundan öğrenmekten mutluluk duyarım.

Yine de motosiklete binmek ve hayattaki farklı aktiviteler bir kapsam tanımlamayı, bir hedef belirlemeyi, neden sorusu için açık ve net bir yanıta sahip olmayı gerektirir.

Ve hepimiz biliyoruz ki “Hiçbir savaş planı, düşmanla temastan sağ çıkamaz” (Helmuth von Moltke) ama kapsamdaki esneklik hiç olmamasına eşdeğer değildir.

Hayatımın bir kısmını istila eden beyhudelik ve ilerleyen yaşımın istenmeyen refakatçisi unutkanlık, sık sık belirli bir neden olmadan hareket etmeme (veya dinlenmeme) neden oluyor.

sadece bir kez kullanılmış paraşüt, hiç açılmadı, azıcık lekeli 🙂

Toplantılar, telefonlar, mesajlar, seyahatler ve sürüşler, bu Bülten de, bir “neden” olmadan beyhude: bunların hepsi erkeklerin ve kadınların kendi kendini yücelten idollere, kar ve tüketime kurban edildiği israf kültürünün bir parçası: kaynakların israfı, doğanın israfı ve zamanın israfı.

“Hayatımız kısa değil, ama çoğunu boşa harcıyoruz.” diye yazmış Seneca 2000 yıl önce. Yaşam yeterince uzun ve çok büyük işler başarmamıza olanak tanıyan bir cömertlikle verilmiş… Ancak yaşam yumuşak ve özensiz bir hayat tarzıyla hesapsızca tüketildiğinde yaşamın geçip gittiğini fark ederiz. Bize verilen yaşam kısa değil ama onu biz kısaltıyoruz”
Açıklamama izin verin: Burada “neden”i ya da kapsamı tartışmıyorum. 2.400 km. yapmak için 24 saat motor sürer ve bir IronButt sertifikası alırsanız bir “Neden”iniz vardır.

Belki herkes bu “neden”in değeri ya da soyluluğu hakkında hemfikir olmayacaktır ama bu da bir “neden”dir.

Eğer dünya rekoru kırmak için 980 metreden (320 feet) bungeejumping yapar ve Go-Pro’yu da iyi bir şekilde kullanır ve “hayatta olduğunuzu” hissederseniz bir “neden”iniz var demektir.

Bazıları böyle bir amaç için hayatınızı riske atmaya değip değmeyeceğini tartışabilir ama sonuçta bir “neden”dir.

Beyhudelik, beyni kullanmaya gerek olmadan ve kapsamı açık veya algılanır olmayan rutin bir sürüş ya da “rutin bir eylem”e izin vermektir.

Bu yeni Sonbahar Sezonu için bir davet ve almış olduğum bir karardır: yola çıkmak ve daha soğuk olacak bu sezon boyunca bir kapsamla sürmek.

Sürüş becerilerinizi (tek bir unsurla sınırlı ve sadece tek unsura özgü olacak şekilde: frenleme, yönlendirme, gaz kontrolü, viraj alma vb.) geliştirmek için, sanat ve tarihle buluşmak, yeni coğrafyalarda yeni arkadaşlar edinmek için yola çıkın.

Ve bununla birlikte, sadece hukuk dili ya da yönetimsel anlamıyla değil, aynı zamanda “Neden”in her türlü “Nasıl” ve “Ne”ye ulaştıracağını bilmenin vereceği zevk ve keyif için eylemin çoğunu bir “Kapsamla” yapın.

Bu yazı Felsefe kategorisi yazılarından birisi; kategorinin diğer yazıları için buraya tıklayabilirsiniz.

“Motora Çok Fazla Binmeyin”

MotorHikayesinin Notu:
Bildiğiniz gibi bir süredir motosiklet camiasının içerisindeyim. Özellikle kulüp işlerine dahil olduğumdan beri (kulüp şimdi İzmir motosiklet derneği haline geldi) gözlemlediklerim bu yazıda bire bir var.
Dernek yönetimi olarak bu sıkıntıları yaşıyor ve “ego” temelli olduğu için çoğu zaman çözemiyoruz.


Bu nedenle aşağıdaki yazıyı dikkatle okumanızı ve özeleştiri yapmak amacıyla bu yazıda yazılanların ışığında kendinizi değerlendirmenizi şiddetle tavsiye ederiz.

Motorcu Kimdir Neler Düşünür Neler Yapar? Bunu Hİç Düşünüyor Musunuz?

*
Aman… Motora Fazla Binmeyin…

Özellikle “eleştiri eğrisi” ile nasıl başa çıkabileceklerini OMM’de katıldığı kurslarda başarılı olarak kanıtlamış arkadaşlarım ve sürücü dostlarımın, mükemmeliyet ve ustalık düzeyinde sürücülük üzerine yaptığım çağrılara her seferinde verdikleri tepkileri hayretle izliyorum.

OMM’nin Türkiye’deki 10 yıllık geçmişi içerisinde, derneğe katılan ve hevesle çalışmaya devam eden, zaman içerisinde ayrılıp da tekrar geri dönen, motosiklet camiasından üzüntülerimiz ile ayrılan ve hatta para ve gurur için kalan birçok sürücü gördüm

Motosiklet sürüşü tecrübelerinizi paylaşmak ve motosiklet camiasına katkıda bulunabilmenin en doğru yolu kesinlikle, bunu yapmanın neşeli ve alaycı yönünü de hesaba katarak, motosikleti yaşamınızda doğru bir yere yerleştirmenize bağlıdır. Bir cümle ile özetlemek gerekirse; her şeye ve herkese yaşamımız içerisinde doğru bir yer biçebilme yeteneğinizdir.

Burada John Ruskin’den bir alıntı yapmak istiyorum: insanların yaptıkları iş’te mutlu olabilmeleri için, şu 3 şeye ihtiyaç vardır:
– Bu işe uygun olmalıdırlar
– Yaptıkları iş’te aşırıya kaçmamalıdırlar
– İçinde biraz da başarı olmalıdır.

Eminim herkes “işe uygun olmak” ne demek anlamıştır. Motosiklet kullanmayı seviyor ve sürüşünüzü tutku, bilgi ve güvenle yapmak istiyorsanız o zaman OMM işleri için uygunsunuz demektir.

Doğal olarak, uzun mesafeleri yorgunluk ve baskı altında kalmadan sürebilmek için fiziksel yeterlilik, hepsinin üstünde ise sosyal hayatın getirdiği tüm gerginliklere rağmen, takım çalışmasını tolere edebilecek zihinsel yeterlilik gerekir.

Doğru yaptıklarımızla tanınmanın doğal bir sonucu olarak herkes başarıyı isteyip arzuladığı için, “İçinde başarı da olmalıdır.” ifadesini de her birinizin anladığınızı sanıyorum.

Doğal olmayan şey ise, “Sonuç ile değil (başarı için doğruyu yapalım), çabalarımız (sonuç almak için harcanan zaman) ile tanınalım.” talep ve iddiasında bulunmaktır.

Mükemmellik arayışı sırasında çaba (zaman, enerji, kaynaklar) önemli ve kışkırtıcı bir bileşendir. Başarı ise ancak o çabalanan göreve uygun bir sonuç üretilirse meydana gelir. Sadece çabayla tanınmak, övgüler almak, güçlü olmak için talepkar ve iddialı olmak çocuksu ve yetişkin olmayan bir tavır olup OMM işleri için uygun değildir.

Fark edilmek, teşekkür edilmeyi ve övülmeyi beklemek ve varsaymak çocuksu ve toy bir davranıştır ve uygun değildir; Bu daha çok sınavlarında başarılı olamayan bir çocuğun “saatlerce ama saatlerce çalıştım…” diyerek kendini mazur göstermeye çalışması gibidir. Eğer az emek harcayarak iyi ve uygun neticeler elde edebiliyorsanız, bu sizin için iyi demektir, çünkü ne yazık ki terleyene madalya takılmaz.

Anlaması daha zor olan ise, Ruskin’in ortada söylediği “işlerinde aşırıya kaçmamalıdırlar” cümlesidir ki, bu, açılışta söylediklerime dönecek olursam, OMM’yi yaşayan birçok sürücüyü neden gördüğümün ve görüyor olduğumun izahatıdır.

Ruskin’in söyledikleri ile çelişip çok fazlasını yapmak, kişinin daha fazla istemesine neden olur: bu aşamada da kişi kimsenin kendisine söz vermediği şeyleri, düş dünyasında kurduğu beklentileri talep etmeye başlar. Beklenen “başarı ve tanınma” gelmediğinde de maskeler düşer ve kişi saçma sapan işler için boşa harcadığını zannettiği zamanın acı tadı ile karşı karşıya kalıverir.

Tutkulu sürücülerin bir arada oldukları bir topluluk tehlikelidir; coşkuyu kışkırtır, imrendirir, rekabeti kızıştırır.. Daha fazlasını yapmaya çalışmak zorunlu hale gelir… Sonuçta; aslında hayatımızda küçük bir yer tutması gereken bir işe (motosiklet sürmek gibi) çok fazla enerji ve zaman ayırmaya başlarsınız.

Başarısızlık ve takdir edilmeme ayrılık, kıskançlık ve dargınlık getirir. Eleştiri ve değişikliklere karşı çıkılmaya başlanır: basitçe “reddetme” –eleştiri eğrisinin ilk aşaması- ve takımı daha uygun ve kolay uğraşlar için terk etmeye giden davranışlar.

Tanınmayı yaşam tarzı olarak benimsemiş, bu yüzden de kişisel zafer peşinde o takımdan bu takıma koşan sürücülere söylenecek fazla bir şey yok: ama mükemmelliği giden yolda tutku ile koşanları rahatlatmak için bir kaç şey söylemek isterim:

“Sürücülükte “büyük” olmak hayatın en önemli amacı değildir. İki teker hakkında bilinebilecek her şeyi bilmek, “viraj alma sanatı” gibi fanteziler, neysek, ulaşmak istediğiniz mükemmeliyet yolunda fazlaca bir şey ifade etmemektedir.”

Nereye gittiğiniz, kiminle gittiğiniz önemli değildir: kişi, “kendisiyle” yüzleşmekten kaçamaz: bu randevu ertelenemez. İşte; “yüzleşmek” dediğimizde hiç bir zaman “gereğinden fazla” olmayacak hareketlerimizden bir tanesidir.

Bu yazı OMM İngilizce bülteninin 100. Sayısında Paolo Volpara tarafından kaleme alınmış “Do Not Have Too Much Of Riding” başlıklı makalenin OMM Derneği Başkanı Yiğit Güler tarafından tercümesidir.

Bu yazı Motosiklet Makaleleri kategorisinde yayınlanmıştır. Kategorinin diğer yazıları için buraya tıklayınız.

Mantıklı Fiyat Kavramı

İkinci el motosiklet almak her zaman daha mantıklı diyenlerdenim. Tabii ki ikinci el piyasasının oynaklığı ciddi bir sorun. Bu sorunların çözümü ise mantıklı fiyat kavramı.

Bu benim uydurduğum bir kavram. Sıklıkla acemi arkadaşlarla sohbet ediyoruz ve anlatmakta zorlandığım konulardan birisinin karşılığı da bu: “Mantıklı Fiyat Kavramı”. Peki ne demek istiyorum?

İki model alalım. Bu modellerden birisi sizin ilk motosikletiniz olacak ve sıfır alacaksınız. Birisi piyasada son derece geçerli CBF150, diğeri de biraz daha ucuz bir seçenek olsun. Hadi bu ucuz seçeneğin adı Bruş200Li olsun (Çin ya, olmuşken Bruce Lee olsun bari 🙂

İşte ikinci el motosiklet almak gündeme geldiğinde “Mantıklı Fiyat Kavramı” burada devreye giriyor:

“Daha ucuz olmasına rağmen Bruş200Li üç – dört ay sonra satmak istediğinizde CBF150’den daha ucuza gidecek.”

Neden derseniz CBF150 piyasada koşan ve değer kaybetmeyen bir modelken, Bruş200Li ucuz ama kimsenin bilmediği bir motosiklet olduğundan piyasa onu ucuza kapatmaya çalışacak.

“Yani alırken ucuza gelen satarken daha pahalıya mal olacak!”

O sebeple sadece alımı değil elden çıkarmayı da hesaplayın. Motosikletin toplam maliyeti, elinizden çıkarken belli olur.

Peki bu alet bu paraya alınır mı?

Yine aynı mantığı yürütmemiz gerekecek: kaça satacağım? Eğer satabileceğiniz paraya alıyorsanız, her şeyi alıp satabilirsiniz. Zarar etmeyeceğiniz bir alım yaptıysanız en fazla denemiş, beğenmemiş olursunuz.

Satabileceğiniz paraya aldıysanız sorun yok.

Sahibinden.com’a gitmek isterseniz buraya tıklayabilirsiniz 🙂

İlgili yazı

Bu yazı Motosiklet Acemileri İçin kategorisinde yayınlanmıştır; kategorinin diğer yazıları için buraya tıklayabilirsiniz.

Trafik Kaza İstatistikleri

Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Dairesi düzenli olarak ülkemizdeki kaza istatistiklerini yayınlıyor. Tabii ki motosiklet kaza istatistikleri de bu rapora dahil. Dolayısıyla memlekette motosikletin kaza durumu nedir görme şansımız oluyor. O halde buyurunuz inceleyelim.

Ölümlü-Yaralanmalı Trafik Kazalarına Karışan Araçların Cinsleri

(Polis Sorumluluk Bölgesi)

2014 YILLIK KAZA ADEDİ

OTOMOBİL
KAMYONET
MOTOSİKLET
MİNİBÜS
BİSİKLET
OTOBÜS
KAMYON
64,356
19,754
18,496
4,508
4,234
3,923
3,813

Görüldüğü üzere motosiklet mevcut araç oranı içerisinde kazaya karışan % olarak yüksektir (kamyonet sayısının motosiklet sayısından yüksek olduğunu biliyoruz fakat kaza sayıları neredeyse aynıdır, demek ki motosiklet daha yüksek bir kaza oranına sahiptir demek mümkündür).

Kısacası:

“Motosiklet için eğitim, daha da önemlidir…”

Kaynak: http://www.trafik.gov.tr/Sayfalar/Istatistikler.aspx http://www.trafik.gov.tr/istatistikler37

Kavramlar – Kullanmak, Binmek ve Sürmek

Bu camiaya ilk dâhil olduğumda fark ettim ki bu işte “iyi” olanlar için: “İyi kullanır” denir.

Kullanmak, Binmek ve Sürmek

Oysa “kullanmak” eylemi, dilimizde, aletler içindir.

Motosiklet ise alet değildir; bir araçtır.

Araçlar ise kullanılmaz, sürülür. İşte hep söylenir ya: “Efendim bu bir kültür meselesidir, eğitim şart… “, doğrudur,  bu işin ekin (kültürün Türkçesi) tarafı bize kullanmayı değil, sürmeyi getirir.

Kullanmakla sürmek arasındaki fark bu aşamada bize yardımcı olacaktır:

Kullanmak alet ve biz arasındadır, sürmek ise çevresel unsurlarla bütünlük içerisinde olmayı gerektirir.

Sürmek, bir anlamda çobanın sürüyü gütmesine benziyor.

Komut vererek yönetmek, alt görevleri gerçekleştirmek gibi işlemlerin bütünü gerekli motorlu bir aracı sürebiliyor olmak için. İşte ülkemizde bizim ihmal ettiğimiz de bu tarafı işin. Bu ayrımı yaptığım anda iyi kullanmanın iyi sürmek olmadığını fark ettim. Hatta “iyi kullananların” neden Yol Sanatı bileşkesini (sistem) beceremediklerini de anladım.

Güvenli ve iyi sürmek; yolu, trafiği (yani akışkanlığın öngörülemezliği ile), motosikleti ve duyguları (yani kendimizi) yönetmemizi gerektirir.

Yukarıdaki kavramlar ve ayrımları ışığında sanırım hedef biraz daha netleşmiş duruma geliyor. Yapmak istediğimiz sadece teknik becerilerimizi yeterli hale getirmek değil. Sadece motosikleti yönlendirmek, hakim olmak artık bize yetmiyor. Motosiklet – yol ve biz üçlüsünden fazlası olarak çevremizi ve tüm unsurlarını da dikkate almak ve yönetmek durumundayız artık.

Kavramlar – Motosiklet ve Beyin

Hep konuşuyoruz, iyi sürücü, eğitim, doğru olan vs. lakin sürüş, her şeyden önce beyindeki bir faaliyet (etkinliktir).

İşte bu noktada Türk olmanın zorluklarıyla karşılaşıyoruz. Hayat bize bu topraklarda: kurallara uymasan da olur, dalgana bak, çıkarını gözet diyor. Kolay olanı aramak, işimize geleni yapmak, idare edi(li)vermek bizim normalimiz. Beynimizle, yani aklımızla yaşamıyoruz. Bu sebeple de motosiklet eğitimlerinde zorlanıyoruz. Zira her konuda olduğu gibi, sürüş konusunda da iyi olmak için; kolaya kaçmamak, doğruyu yapmak, bütünü değerlendirmek ve ilerlemenin güç taraflarıyla başa çıkmak zorundayız.

Para vererek, özel ders alarak, yani yapmanız gerekenleri hocanıza yaptırmaya çalışarak belki daha hızlı sürebilirsiniz, peki daha iyi olabilir misiniz? “Ders de aldım, ama?” demek gönlünü ferahlatmaya yarar belki ama,  aslında öğrenmeye direnmektir. Öğretmen rehberdir, ilerleyecek ve çalışacak olan biziz. Bunun için de aklımızla sürmek zorundayız.

Ülkemizde bilmediğimiz bir beceri olduğundan, öğrenmeyi öğrenmek zorundayız. Bu, beynimizi öncelikler sıralamasına göre, parçadan bütüne ve bütünden parçaya doğru çalıştırmasını öğrenmek; mevcuda değil ileriye, günlük değil ömürlük yaşayacak şekilde çalıştırmak gerekir. Evet başta alışkanlıklarımız bizi zorlayacaktır. Fakat bir konuda  (mesela motosiklette) iyi olmayı becerirsek, beynimizi de şekillendirmiş olacağız ki asıl hedefimiz de bu olmalıdır.

İlerlemenin hedeften ayrı ve esas olduğunu, hedeflerin ise amaç değil mola olduğunu bilmemiz gerek ve motosiklet asıl bunu fark etmemiz için bir şans.

Yoksa; doğru hız nedir, iyi puan almak için ne lazım, doğru konum nedir gibi anlamsız sorularla kaybolursunuz. Biraz önceki soruların bir anlamı yoktur. Hayatın kendisinde olduğu gibi, motosiklet sürüşünde de kolay cevaplar yoktur. Bir başkasının sizin için verebileceği cevaplar geçersizdir. An ve değişkenler için doğru olanı her seferinde kendiniz yapmak durumunda ve zorundasınız.

Görmeniz gereken şudur, sadece siz ve ilerleme var,  bir de beyniniz…

Not: Lütfen Öğrenmeyi Öğrenmek yazımızı okuyunuz.